Jan 08 2014

Yaşam Şaşmazer


Genç heykeltıraş Yaşam Şaşmazer, yeni sergisi Metanoia’da içsel karanlık temasını gölge kavramı ve yetişkin heykellerle somutlaştırıyor.

Heval Okçuoğlu

Geçtiğimiz Contemporary Istanbul’un, üzerine en çok konuşulan isimlerinden biriydi Yaşam Şaşmazer. 1980 doğumlu, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Heykel Bölümü mezunu olan ve çalışmaları 2010 yılından itibaren aktif olarak Türkiye'de ve yurtdışında birçok kişisel ve karma sergide sergilenen sanatçının çocuk heykelleri, fuarın en dikkat çekici işleriydi.

Yaşam’ın heykellerinin izleyicide ilk yarattıkları duygunun 'huzursuzluk' olduğunu söylemek yanlış olmaz. Birebir insan ölçülerindeki tahtadan yaptığı çocuk heykelleri, acı, korku, çocukluk travmaları, karanlık rüyalar, büyüme sancısı gibi duygu ve düşünceleri akla getiriyordu. Şimdi o kabuslardan uyanan, karanlık evin içinde korku ve merakla karışık bir duyguyla gezen küçük çocuklar büyüdüler. 11 Ocak'tan itibaren Tophane-i Amire'de izlenebilecek olan Metanoia adlı sergisinde, 7 tane iş görücüye çıkıyor. Yine hepsi birebir boyutta yetişkin figürleri olan 7 esere bu kez, onların gölgelerini temsil eden çalışmalar eşlik ediyor. ‘Metanoia’, ruhsal olarak kökten bir dönüşüm, yeniden inşa etme ve şifalandırma anlamına geliyor. Kişinin kendini, aklını, kalbini değiştirmek üzere yaptığı bu yolculuk, bir tür tinsel uyanışa işaret ediyor. Çalışmalarını İstanbul ve Berlin’de sürdüren Şaşmazer, sizi bu ayın en ilginç sergilerinden birine davet ediyor.

Metanoia 11-30 Ocak arasında Tophane-i Amire Tek Kubbe Salonu’nda görülebilir.

 

Metanoia’nın arkasındaki fikir nedir?

Metanoia, kendi gölgemizle karşılaşma ve onu kabullenme süreciyle ilgili. Gölgemizle karşılaşmak zor bir süreçtir, çünkü o başkalarında eleştirdiğimiz ama kendimizde görmek istemediğimiz taraflardır. Gölgeyle karşılaşma ve onu fark etme anı acı verici olsa da sonrasında kişide büyük bir değişime yol açabilir. Kendimizle ilgili  her farkındalık sürecinde olduğu gibi karanlık ve ilkel benliğimizle karşılaşmak ve onu içselleştirmek bir dönüşüme yol açar. Bu dönüşüm bana psikanalitik bir terim olan, ruhsal olarak kökten bir dönüşüm, yeniden inşa etme ve şifalandırma anlamına gelen Metanoia’yı hatırlattı.

Eserlerinizin temelini oluşturan gölgeler, sizin için ne ifade ediyor?

Bilinçaltının en kuvvetli arketiplerinden biri olan gölgeler, Carl Gustav Jung’un dediği gibi ‘sahip olduğumuz ama olmayı istemediğimiz her şeydir.’  Psişemizin ilkel, karanlık ve tekinsiz tarafı, yatağımızın altına süpürdüğümüz ve görmek istemediğimiz kısımlarıdır.

Hayatınızda sizi en çok değiştirdiğine inandığınız yolculuk hangisi oldu? 

Yolculuklar genel olarak çok dönüştürücü bir etkiye sahip olabiliyorlar ama sanırım yalnız yapılan yolculuklar daha da önemli.  Yepyeni bir yerde kendi kendine kalmak yolculuğu çok daha içsel ve düşünsel bir seyahate çeviriyor bence. O yüzden yalnız yaptığım uzak seyahatleri çok seviyorum. 16 -17 yaşlarında yalnız gittiğim Londra mesela, benim için önemli bir yolculuktu. Çünkü yolculukların değiştirici gücünü farkettiğim ilk yolculuğumdu.

Heykellerinizin hikayeleri zıtlıklar üzerine kurulu: ‘İyi ve kötü’, ‘yanlış ve doğru’, ‘karanlık ve aydınlık’ gibi. Sanatınızın zıtlıklardan beslenmesi hakkında ne söyleyebilirsiniz?

Sanatın zıtlıklardan beslenmesi onun doğasında olan bir durum bence, çünkü bir şeyleri anlamak ve sorgulamak için bu diyalektiğe ihtiyacımız var. Aynı zamanda benim asıl merak ettiğim  ‘insan doğası’ denilen şey. Ve hepimizin aslında bu dualitelerin siyah ve beyazı arasındaki grilerde savrulduğumuzu düşünüyorum. Oralarda neler olduğu benim sanatımın ana konusunu oluşturuyor, bu yüzden de evet zıtlıklar benim işlerimde önemli bir yer teşkil ediyorlar.

Heykel yapmak insana ne kazandırıyor?

Bu soruya genel bir yanıt vermek pek mümkün değil sanırım, herkesin kazanımı farklı olabilir. Ama bana dünyayı ve insanları anlamak için bir perspektif kazandırıyor.

Yeni yıl için planlarınız ve projeleriniz neler?

Heykel yapmaya devam etmek ve bolca seyahat etmek.

THE PICKS-