Search

ART & DESIGN FASHION TRAVEL CITY GUIDE INTERVIEWS AGENDA
Temmuz 12, 2021 | "Mimariyi Konfor Alanından Çıkarıyoruz"
ART DESIGN

"Mimariyi Konfor Alanından Çıkarıyoruz"

Sınırlı yeraltı kaynaklarının adaletsiz yağmalamalardan korunarak bir sonraki nesile aktarılması konusunda mimari aktif bir araç olarak rol oynayabilir mi?

Tahran merkezli ZAV Architects tarafından geliştirilen 'superadobe' tekniği ile inşa edilen tatil köyü, inşaatta kullanılan çelik ve beton yerine toprak ve kum kullanarak sürdürülebilirlik adına önemli bir adım atıyor. Mimarlığın, gerçekleştiği yerdeki insanlara ve kaynaklara yaklaşma biçimlerinin sebep olacağı sosyal ve çevresel etkileri sorgulayarak şekillenen proje, Hürmüz Adası’nın geleceği için çok önemli bir adım. 

Adanın topografyasından ve kültüründen esinlenerek yapılan renkli kubbeler farklı disiplinlerden insanların bir araya geldiği bir atölye çalışması sonucunda ortaya çıkmış. Kendi kendine yetebilen ve adanın turizm trafiğini artırmayı hedefleyen proje; içindeki toplum merkezi, turist danışma bürosu, yolcu istasyonu, bisiklet kiralama alanları, kafeterya ve restoranlar, atık dönüştürme yönetim merkezi, çeşitli turist konaklama alanlarıyla sürdürülebilir bir ‘iz’ bırakıyor. Yerel ve uluslararası örnekler göz önünde bulundurularak tasarlanan tatil köyü, geleneksel toprak mimarlığı yaklaşımını bu projeyle çağdaş bir forma sokmuş oluyor.

İranlı-Amerikalı mimar Nader Khalili'nin öncülük ettiği bir inşaat teknolojisi olan 'superadobe', mimara 2004 yılında Ağa Han Ödülü’nü kazandırmıştı. Bu teknolojiyle yerel malzemeler ve inşaat teknikleri kullanılarak İran mimari geleneğini yeniden yorumlayan Zav Architects, doğal koruma alanı olan 16 kilometrekarelik Hürmüz adasındaki konaklama eksikliğine bu proje aracılığıyla katkı sağlıyor; yerel halkı da işin içine dahil ederek inşaayı yerel bir harekete döndürüyor.

Şehirden birkaç kilometre uzakta açık bir alanda yer alan proje; mekansal bölünmeleri, farklı renk ve boyutlardaki kubbeleri ile adanın mevcut manzaralarına da uyum sağlayan bir topografya oluşturuyor. Farklı boyutlarda kubbelerin birbirine bağlanmasıyla oluşturulan 15 tatil evi, adanın doğal formlarından yola çıkarak ve birbirine yakın bir şekilde düzenlenerek birliktelik duygusu da yaratmış oluyor. Tüm kubbelerin canlı bir görünüm sağlaması için kullanılan kırmızı, sarı, mavi ve yeşil tonları projenin hakim renkleri arasında yer alıyor. Renk kullanımını aynı hassasiyetle iç mekanlarda da kullanmaya devam eden stüdyo, böylece yapılara bütünsel bir yaklaşım sunmuş oluyor.

Proje kapsamında; "Mimarlık, dünyayı değiştirmek için bir platformdur ve misyonu, yeniliği canlı tutmaktır. Bunu yapmak için nesnelerin yerine süreçlerin tasarlanması gerekir. Çünkü süreçler, bir projeyi işin başında hayal edemeyeceğiniz yerlere taşıyabilir. Bu yüzden, sürekli olarak mimariyi konfor alanından çıkarmaya çalışıyoruz" diyen stüdyo, sürdürülebilir ve doğaya saygılı yaklaşımıyla örnek bir proje.

BY SEVAL AKBULAK