Search

ART & DESIGN FASHION TRAVEL CITY GUIDE INTERVIEWS AGENDA
Mart 04, 2021 | Bir Kafesin Akrobatı: "Kuzgun Acar"
ART DESIGN

Bir Kafesin Akrobatı: "Kuzgun Acar"

Dünyaca ünlü Türk heykeltıraş Kuzgun Acar'ın 93. yaş gününü eserleri aracılığıyla kutluyoruz! Acar'ı tanımak adına ise, sanatçının eserleriyle bir yolculuğa çıkıyoruz.

Türkiye’de çağdaş heykel sanatının öncülerinden olan Kuzgun Acar; demir, çivi, tel ve ahşap malzemeler kullanarak yaptığı eserleriyle tanınıyor. Öğrencilik yıllarında heykel eğitimine eserleri ile Türk heykelciliğinde katı biçimciliğin aşılmasında etkili olan ve heykel disiplinine yeni anlatım olanakları sunan Ali Hadi Bara ile başlayan Acar, onun yöntemlerinden etkilenerek kendi biçiminin şekillenmesini sağladı. Bara’nın sanat anlayışından etkilenerek soyut çalışmalara yönelen ve soyut heykele tutku derecesinde bağlanan sanatçı, 1953 yılında mezun olduktan sonra serbest çalışmaya başlayıp ilk kişisel sergisini düzenledi. 1961 yılında gerçekleştiren Paris Bienali’nde çivilerle gerçekleştirdiği çalışmasıyla birincilik kazanan sanatçı, bu kazanımla birlikte hayatında bir dönüm noktası yaşadı. Birinci olmasının getirdiği çeşitli burslar sayesinde Paris Modern Sanatlar Müzesi’nde sergi açan Acar’ın eserleri müze tarafından satın alındı. Uluslararası sanatçı olmasının önünü açan bu gelişme, Fransa Havre Müzesi ve Lacloche Galerisi'nde 1962 ve 1963 yıllarında iki kişisel sergi daha yapabilmesinin önünü açtı. Uluslararası başarılarının ardından 1966 yılında Rodin Müzesi’nde eserlerinin sergilenmesiyle birlikte Avrupa’daki pek çok sanatçı tarafından da tanındı.

Dünyadaki çeşitli platformlarda üne kavuşan Acar, gene 1966 yılında İstanbul Manifaturacılar Çarşısı’ndaki "Kuşlar" heykeli ile Ankara Kızılay Meydanı’nda bulunan Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü'nün cephesine yaptığı tunçtan kabartma "Türkiye" heykeliyle başarılı çalışmalarına devam etti. Çok yönlü bir insan olarak sinema sanatıyla da ilgilenen sanatçı, Mehmet Ulusoy’un sokak tiyatroları için başlattığı maske projesine çeşitli maskeler yaparak destek oldu. Ve 1975 yılında Mehmet Ulusoy davetiyle Paris'e giderek Ulusoy tarafından sahnelenen ‘Kafkas Tebeşir Dairesi’ adlı oyun için çeşitli maskeler üretti. Savaştan kalma eski çelik ve lastik malzemeleri kullanarak ürettiği 140 adet maske, hala önemli çalışmaları arasında yer alıyor.

Elliler modernizmi olarak adlandırılan dönem içerisinde önemli bir yere sahip sanatçı, 1950 yılından sonraki modernist açılımda da birçok sanatçının figüratif heykeli terk etmesine öncülük etti. Sanatçıları soyut sanata yönlendirse de kullandığı teknik ve malzemelerden dolayı kendi soyut yönelimini farklılaştıran Acar, Marcel Duchamp’ın hazır-nesne olgusu ve Vladimir Tatlin’in malzeme kültürü düşüncesinden beslenerek eserlerini üretti. Konstrüktivizm akımından etkilen sanatçı, heykellerini bu akımın etkileri doğrultusunda şekillendirdi. 20. yüzyılın başında Avrupa’da gelişen modern sanat akımları arasında çok önemli bir yeri olan Konstrüktivizm, esas olarak Rusya’da gelişen ve Paris’e göç eden Rus sanatçılar aracılığıyla Avrupa’ya yayılan bir sanat akımı oldu. Konstrüktivist heykel anlayışının etkileri, eğitim amacıyla Paris'e gönderilen sanatçılar aracılığıyla ülkemiz heykel sanatına da yansıdı. Özellikle 1950’li yıllardan itibaren soyut heykel sanatının ilk örneklerini veren Ali Hadi Bara, İlhan Koman, Şadi Çalık, Ali Teoman Germaner gibi sanatçılar bu akımın etkisiyle yapıtlarını gerçekleştirdi. Bu bağlamda eğitimine Ali Hadi Bara ile başlayan Acar’ın heykel çalışmalarında da bu akımın etkileri gözlemlendi.

Sanat hayatı boyunca devinim ve eylem insanı olan sanatçı sadece kendi yaratıcılığından beslendi. Yaptığı her yontuda bir çığlık barındıran eserleriyle hacim olgusuna başkaldırarak, üretimini bu tavır çerçevesinde geliştirmeye devam etti. Yıllar içerisinde yaşadığı olaylardan dolayı ekonomisini canlandırması gereken Acar, Galata Kulesi’nde “Kuzgun’un Yeri, Ceneviz Meyhanesi”nin işletmeciliğini üstlendi. Aynı yerde düzenlediği Galata Kulesi Sanat Galerisi’ni Tan Oral’ın karikatürleri, Gültekin Çizgen’in fotoğrafları ve Orhan Taylan’ın desenlerinden oluşan karma bir sergisiyle süsledi.

 

BY SEVAL AKBULAK