Search

ART & DESIGN FASHION TRAVEL CITY GUIDE INTERVIEWS AGENDA
Mart 25, 2021 | ‘Ayağı Yere Basmayan’ Yapılar
ART DESIGN

‘Ayağı Yere Basmayan’ Yapılar

Sürdürülebilir bütünsel bir yaklaşım; atık yönetimi, bilinçli su ve enerji tüketimi, kişinin doğaya saygısı ve kaynakların sonsuz olmadığı farkındalığından geçiyor. Bu ilkeler çerçevesinde 1982 yılından beri çalışmalar yapan tasarımcı, sanatçı ve mimar Michael Jantzen, yaptığı projelerle örnek olan isimlerden. Kullandığı sıra dışı yöntemlerle de mekan algımızı sorgulatan Jantzen, pek çok projesiyle optik bir illüzyon yaşatıyor.

‘Stair-Scape Bridge’ 

Tasarımcı Michael Jantzen'in konsept çalışması olan ‘Stair-Scape Bridge’ adlı tasarımı bildiğiniz köprülerden değil. Bu tasarım "A noktasından B noktasına" ulaşma methodları kapsamında geliştirilen işlevselliğe yeni bir ışık tutuyor. Yaya köprüsü, yapısal olarak yan yana ve dalgalı üç bölüme sahip. Orta parça rampalardan oluşuyorken iki dış parça basamaklardan inşa edilmiş. Bu yapı alışılmadık özellikleriyle köprüyü bir geçiş alanından insanların egzersiz yapabileceği, bisiklete binebileceği, tepelerin ve vadilerin platolarında sohbet edebileceği yaşanabilir bir alana dönüştürüyor. Ayrıca basamaklardan elde edilen basınçla elektrik üreten ve ürettiği elektriği depolayabilen bu tasarım, geceleri köprünün aydınlanmasını sağlıyor. Yani merdiven çıkarken enerjimiz ‘Stair-Scape Bridge’ tasarımıyla geceyi aydınlatıyor.

‘Transforming House’

Özel tasarımlar ve belirli özellikler konusunda ihtiyaç duyulan tüm kişiselleştirmeyi sağlayabilen teknoloji, geçmişte mümkün olmayan pek çok şeyi hayata geçiriyor. Hatta bazı 3D baskı teknolojileriyle inşaat teknikleri o kadar hızlı gerçekleşiyor ki evlerin inşaaları birgünde tamamlanabiliyor. Bu bağlamda 3D yazıcı teknolojilerinin geleceğin öncü çözümlerinden olduğu kesin. Çeşitli teknolojilerden yararlanarak oluşturulan 'Transforming House' hava durumuna duyarlı yaşam ortamı sağlayan ilk yapılardan değil elbette ki. Ancak efektif kullanımı ve çevre dostu yapısıyla örnek olabilecek projelerden. Oynar ve oluklu panellerin bir araya gelmesiyle oluşan ev tasarımı, evde oturan kişi tarafından daha fazla güneş ışığı almak ya da yağmur suyu toplamak gibi amaçlarla değiştirilebiliyor. Tasarımcısı Jantzen bu işiyle mimariyi bir sanat formu gibi kullanarak hem iyi bir sanatçı hem de bir iyi mucit olduğunu gösteriyor.

‘Zig Zag Pavilion’

Michael Jantzen Studio tarafından tasarlanan Zig Zag Pavilion, sürdürülebilir şekilde yetiştirilmiş boyalı ahşaptan ve sekiz panelden oluşuyor. Bu sekiz panel, hareket ediyor gibi görünen beklenmedik bir şekil oluşturmak için farklı düzenlemelerde birbirine menteşelenip yan yana cıvatalanmış. Yeşil yapının üst dış kısmı ise griye boyanmış. Tasarımın bu kısmı ziyaretçileri yapının arazisinde tırmanmaya, soyut karmaşıklığından çevredeki manzarayı deneyimlemeye ve oluklu panellere uzanmaya davet ediyor. İşlevsel bir sanat sığınağı olarak yaratıcılığa ilham vermeyi amaçlayan Zig Zag Pavilion; sanatı, mimariyi ve mobilyayı birleştiren yeni bir mekan türü olarak işlev görüyor. Yapının şekli, sabitlenmiş fikrilerin ötesine geçerek düşünme biçimlerimize çeşitli şekillerde çıkış sağlıyor.

‘The Solar Energy Field’

Çölde enerji üreten bu alternatif heykel için tasarım ilhamı, güneş ışığının fotonları arasındaki mikro enerjisel etkileşimin kavramsal bir sembolik temsilinden ve fotovoltaik hücrelerdeki elektronların salınımından kaynaklanıyor. Ve bu salınım elektriğin oluşmasını sağlıyor. Enerjisel etkileşim; güneşten enerji yakalayabilen ve onu yerel topluluklar için elektriğe dönüştürebilen geniş, pragmatik, ölçeklenebilir, soyut, üç boyutlu, uyarıcı ve meydan okuyan bir biçim olarak sembolik bir temsil. Yapının herhangi bir zamanda büyüyebilmesi, küçülebilmesi veya şekli değiştirmebilmesi için paneller çıkarılabilir bir forma sahip. Yapı, her biri çelik bir destek çerçevesiyle donatılmış ve renkli beton kompozit bir kaplama ile kaplanmış bir dizi prefabrike panelden oluşuyor. Güneye bakan uygun sayıda panel ise; gölge toleranslı, cam olmayan, yüksek sıcaklık performansına sahip fotovoltaik film ile kaplı. Tüm bu paneller, ziyaretçilerin ulaşamaması için yeterince yükseğe yerleştirilmiş. Direkt güneş ışığına maruz kalan güneş panelleri, yerel şebeke için yaklaşık on bin watt elektrik enerjisi üretebiliyor. Hem çöldeki en bol alternatif enerji olan güneşten yararlanıp hem de  ziyaretçileri güneşten koruyan tasarım bir vaha niteliğinde. İnsanların manzarayı izleyebilmesi adına farklı şekillerde katlanabilen yapı, çölde serap görmenize neden olabilir, bizden söylemesi!

BY SEVAL AKBULAK