Search

ART & DESIGN FASHION TRAVEL CITY GUIDE INTERVIEWS AGENDA
Salı 07 Oca | Bir Ayakkabı Nasıl "Superstar" Olur?
FASHION

Bir Ayakkabı Nasıl "Superstar" Olur?

Önce basketbol sahası, sonra sahne ve sonra da sokakların “süper star”ı olmayı başaran bir ayakkabının 50 yıllık öyküsünden ilham alıyoruz.

Bir ayakkabı nasıl “Superstar” olur?

Bir ayakkabı tasarla; bugüne kadar düşünülmemiş yenilikçi bir tasarımla basketbol dünyasını fethetsin. Döneminin yıldızı Kareem Abdul Jabbar, bu ayakkabılarla sahaya çıksın.

Bir ayakkabı tasarla; öyle ki bir müzik türünden öte bir ifade biçimi olan Hip-hop kültürünün radarına girsin; Run-DMC, onun için şarkı yazsın. Madison Square’de 40.000 kişi, ayakkabılarını havaya kaldırıp onun için yazılmış şarkıya eşlik etsin.

Bir ayakkabı tasarla; dansa, oyuna ve sokağa davet etsin.

Bir ayakkabı tasarla; bir kültürün fitilini ateşlesin.

Nasıl mı?

"WOW! A LEATHER SHOE!"

1960’lı yıllarda basketbol oyuncuları, kanvas yapılarından dolayı minimum destek sağlayan spor ayakkabılarla sahalardaydı. Daha az diz ve bilek sakatlığı için ayağı iyi kavrayan bir modele ihtiyaç vardı. adidas, basketbolcuların performansını artırmak için farklı bir yol izledi; kanvası sahadan kaldırdı, devreye deriyi soktu. Bu, basket dünyası için bir devrimdi. Kareem Abdul Jabbar’a, ayakkabıyı ilk gördüğünde “Wow! A leather shoe!” yorumunu yaptıran da tam olarak buydu. 5 Mayıs 1969 NBA finallerinde Boston Celtics ve Los Angeles Lakers sahaya adidas'larıyla çıktı.

1969 NBA Finalleri, Boston Celtics x Los Angeles Lakers 

Bir sene içerisinde Superstar, herkesin ilgisini çekmişti. 1973’e gelindiğinde ABD’deki profesyonel basketbolcuların yüzde 75’i kullandıkları modelleri bırakıp, adidas Superstar’a geçiş yapmıştı. Sahada emin adımlarla top sektiren Kareem Abdul-Jabbar, George Gervin, Bob Verga ve George Irvine gibi ünlü oyuncular güçlerini üç ikonik çizgiden alıyordu. 1975’te adidas, Superstar ile çoktan basketbol ayakkabısı pazarını ele geçirmişti.

      SUPERSTAR KNOWS THE GAME AND MAKES PEOPLE PLAY.


Kareem Abdul Jabbar

Sonraki yıllarda Superstar’dan ilham alan diğer markaların basketbol ayakkabıları da peşi sıra gelmişti. Superstar, basketbolcular için artık tek opsiyon değildi; fakat bu ikonik model, basketbol sahası sınırlarını dışına çıkmayı çoktan başarmıştı. Artık yalnızca sahaların değil, müziğin yeni “süper starları”nın da gözdesi olmuştu.

THEN HIP-HOP WAS BORN

Superstar’ın yükselişini tırmandıran, 1970'lerde tohumları atılan ve 1980’lerin ortasında dünyanın ilgisini üzerine çeken Hip-hop kültüründen başkası değildi. Hip-hop, bugüne kadar sesini duyuramayan birçok insanın sesi olmuş, bir müziğin ötesinde çevresinde bir kültür ve stil yaratmıştı. Joseph Simmons, Darrly McDaniels ve Jam Master Jay’in 1983’te kurduğu Run DMC, belki de bu kültürün ve stilin en sağlam temsileri olmuştu. Grubun şarkıları kadar, giyindikleri de haliyle ilgi çekmişti: Büyük altın kolyeleri, bomber ceketleri, kasketleri, bol t-shirt’leri ve sneaker’ları. O yıllarda alışılagelmedik bu spor giyim tarzı, gençleri etkisi altına almıştı. Durum böyle olunca, Superstar Run-DMC grubunun üyelerinin ayağında kendini gösterdiğinde, hem adidas için hem de bugün sokak kültürü olarak adlandırılan kültür için yeni bir dönem başlamıştı.

Run-DMC

Grubun üyelerinden Jam Master Jay, o yıllarda verdiği bir röportajda, “We gonna wear adidas 'cause that's what we always wore. They got all the colors and all the styles. Black and white, white with the black stripes. The ones I like to wear when I rock the mic.” sözleriyle Superstar’ın kendileri için bir ayakkabıdan öte, kendini ifade etme biçimi olduğunu dile getirmişti.

İmajlarının bir parçası olmaktan öte grubun DNA’sına işleyen modele özel yazdıkları “My adidas” parçası yayınlandığında, Superstar’ın bir spor ayakkabısından öte olduğu artık netleşmişti. Şarkının sözleri de bunu kanıtlıyordu: 

“My Adidas and me close as can be
We make a mean team, my Adidas and me.”
 

1986’da, dünya müzik tarihine geçen bir an yaşandı. Run-DMC New York Madison Square’de verdiği konser sırasında “adidas’ın varsa, havaya kaldır,” dediğinde; alandaki 40,000 kişi şarkıya Superstar’larını havaya kaldırıp gruba eşlik etti. Hayır, bu bir reklam değildi. 40.000 kişi, gerçekten “Superstar”larını göstermek istiyordu; çünkü o üç çizgi, ait oldukları grubun adeta bir temsiliydi.

SUPERSTAR BREAKS THE RULES
AND MAKES PEOPLE DANCE.

adidas ve Run-DMC’nin kaçınılmaz iş birliği, bir spor markasının, müzik vasıtasıyla ürününü öne çıkarması ve büyük bir firmanın Hip-hop camiasıyla yaptığı ilk ortaklık olarak da tarihe geçmişti. O dönemin Beastie Boys gibi diğer popüler Hip-hop grupları da Run-DMC’den etkilenerek “Superstar”larını giyinmeye başlamışlardı. Tüm bu gelişmeler ve iş birlikleri sadece moda, spor ve müzik dünyasında ses getirmekle kalmadı; aynı zamanda ABD’nin siyahi vatandaşlarının sosyo-ekonomik koşullara da katkı sağladı. Bir ayakkabı aracılığıyla, sahnede ve sokakta ortak bir dil konuşuluyordu. Bugüne dek ayrımcılığa maruz kalmış bir gruba, söz hakkı tanınmıştı.

STREET STYLE AT ITS BEST

Kaliforniya’da 1950’li yıllarda okyanuslardan sokaklara taşınan bir çeşit “sörf deneyimi” olan kaykay, 1990'lı yıllara gelindiğinde bir spor olmanın ötesinde sokak kültürünün bir parçasıydı. Sahalardan sahnelere, sahnelerden sokaklara taşınan Superstar’lar, kaykaycıların da radarına girmeyi başarmıştı. Dört duvarın arasında değil de sokaklarda olmanın “havalı” sayıldığı o dönemde, adını o zamanlarda hiç duymadığımız bir kavram olan “sokak modası” da iyice şekillenmeye başlamıştı; üstelik hiç kimse bunun için bir çaba sarf etmemişti. Şüphesiz ilham kaynağı, ilk kez bol t-shirt’leri, sneaker’ları ve spor görünümleri ile dışarı çıkan ve bunun “cool” göründüğüne herkesi ikna eden Hip-hop’çılardı. Bir kültürel temsil olarak Superstar’lar, kaçınılmaz olarak kaykaycılar ve sokağın nabzını tutanların da tercihi olmuştu. Bu artık, kendini ifade ediş biçimiydi. Keith Hufnagel, Mark Gonzalez, Kareem Campbell ve Carlos Kenner gibi ünlü kaykaycıların ayağında farklı bir misyon edinmişti Superstar; basket sahasına özel tasarlanan ayakkabı, sahnelerden sonra sokakların da vazgeçilmezi olmuştu.

 

Kaykay dünyasına özgü bir Superstar olmalıydı ve bunun için 2003’te Japon moda tasarımcısı Nigo’nun kurduğu A Bathing Ape; adidas ile iş birliği yaparak dört farklı model Superstar’dan oluşan bir seri yarattı. Tüm dünyanın gözü bu serideydi; koleksiyonerler için biçilmiş kaftandı. Bilmedikleri şey ise; iş birliklerinin henüz yeni başlamış olmasıydı.

Fotoğraf: Jamal Shabazz

COLLABORATIONS ALL AROUND THE WORLD

2005’te adidas 35. yıldönümü için Roc-a-FellaMissy Elliot, Disney, Andy Warhol ve adicolor’ın yer aldığı çılgın bir projeye imza attı. 35th Anniversary Edition kapsamında, beş seri yer alıyordu; toplamda 35 farklı Superstar tasarımı yapıldı; 35 yıla özel, 35 Superstar. Tabii ki 1980’li yıllarda Hip-hop kültürünün doğmasında büyük rol oynayan Beastie Boys’un da 35. yıla özel bir Superstar’ı oldu. Ardından 2015’te aynı masada buluşan adidas ve Pharrel Williams; The Superstar “Supercolor” koleksiyonu ile dünyanın gördüğü en kapsamlı ve ses getiren iş birliklerinden birine imza attı. 50 farklı renkte tasarlanan Superstar, herkesi kendi rengini bulmaya çağırıyordu. Superstar, bu kez çeşitliliği kucaklıyordu; hem de geçmişini ve parçası olduğu kültürü sahiplenerek.


adidas x Pharrell Williams "Supercolor"

 Pharrel Williams:
“Supercolor is a celebration of equality through diversity.
With every shoe treated exactly the same, all colours are equal.
It is more diverse than any pack ever before
and therefore it is more individual
than any pack ever before.”

 

50 YEARS FOREVER ICON
50 YEARS FOREVER YOUNG
50 YEARS FOREVER SUPERSTAR

Bir ayakkabı düşünün; döneminin çok ilerisinde bir tasarımla önce basketbol dünyasına yeni bir soluk getiriyor, bir kültür yaratıyor, yıllar içinde sayısız alternatifle güncelliğini koruyor, deneysel ve yaratıcı projelerle yaratıcı sektörlere ilham kaynağı oluyor; spor, müzik, moda ve sokak kültürünü şekillendiriyor; varlığı ve etkileriyle popüler kültürün DNA’sına işliyor. Dress code’ları yerle bir ediyor, sınırları ortadan kaldırıyor ve zamana meydan okumayı başarıyor. Bir ayakkabı düşünün, 50 yıldır “Superstar” nasıl olunur, bize onu anlatıyor.