Search

ART & DESIGN FASHION TRAVEL CITY GUIDE INTERVIEWS AGENDA
Çarşamba 06 May | The Met Gala: Bir Kırmızı Halı Destanı
FASHION

The Met Gala: Bir Kırmızı Halı Destanı

Kısa bir Met Gala tarihi ve inceden kırmızı halı güzellemesine hazır olun; çünkü nostalji kokan fotoğraf galerilerine bakmaktan ve herkesin davetli olduğu online partilerden çoktan sıkılmaya başladık.

Met Gala, modanın Oscar’ları, 72 yıllık tarihinde ilk kez Mayıs ayının ilk Pazartesi günü, malum sebeplerden, gerçekleşemedi. Hayatımızda ne değişti, muhtemelen hiçbir şey. Salı günü denk gelirsek baktığımız 100 sayfalık kırmızı halı fotoğraf galerileri belki? O kaybolan yarım saatimizi de daha verimli konulara harcayabilseydik keşke; ama biz yine 2020’de mecburiyetten moda olacağa benzeyen nostaljik slaytlarda kaybolmayı tercih ettik. Peki kırmızı halıların, büyük çaplı, ışıltılı ve çoğunlukla davet edilmediğimiz etkinliklerin hayatımızdan hepten çıkması senaryosunda neler değişir? Muhtemelen şu anda öngörebildiğimizden çok daha fazlası. 

Met Gala gibi kırmızı halının kitabını yazan etkinlikler, pop kültürü ve modayı besleyen büyük gelenekler aynı zamanda. O senenin öne çıkan isimlerinin patlatılarak sunulduğu, zamanın ruhunu yansıtan temalar, giysilere ruh kazandıran yorumlar, endüstrinin bütün oyuncularını bir araya getiren mega bir konsept... Moda ve sanatın her sene cesur sürprizlerle evliliklerini taze tutması da, 1870 yılından beri New York’un simgelerinden biri olarak gösterilen Metropolitan Müzesi’nin her daim genç kalabilmesinin sırlarından.

Bu senenin sergi konusuysa; ‘About Time: Fashion and Duration’. Sürdürülebilirlik konusunun gecikmeli de olsa gündeme oturmasıyla, oldukça anlamlı hale gelen ve önemli bir diyalog başlatması beklenen sergi, aynı zamanda Metropolitan Müzesi’nin 150. yılına özel seçkilerden oluşuyor. 

Sanat referanslarını, Sally Potter’ın yönettiği 1992 yapımı Orlando filminden alan sergide, Virginia Wolf’un aynı isimli romanındaki, zamanda seyahat eden baş kahramanını canlandıran androjen Tilda Swinton’a da göndermeler var.  Michael Cunningham’ın Pulitzer ödüllü ‘The Hours’ eseri de Met’in diğer ilham kaynaklarından. Modanın 150 yıllık evrimini, 160 parça giysiyle inceleyecek olan serginin açılışı Ekim sonuna ertelense de, Annie Leibovitz imzalı ön gösterime  online olarak buradan ulaşabilirsiniz.

Gerçekleşebilse Louis Vuitton’un ana sponsorluğunda ve Nicolas Ghesquière, Lin-Manuel Miranda, Meryl Streep, Emma Stone, ve Anna Wintour’un ev sahipliğinde düzenlenecek olan gala yemeği ise şimdilik başka bir bahara kaldı.

Yeni Başlayanlar için: The Met Gala 101

New York’un gözbebeği ‘The Metropolitan Museum of Art’, her sene Vogue’un efsanevi Genel Yayın Yönetmeni Anna Wintour’un ev sahipliğinde modanın Super Bowl’unu düzenler. Wintour’a, o yılın temasını göğüsleyebilecek  önemli yıldızlar ve tasarımcılar eşlik eder. Tabii ki, yüksek moda bir marka da geceye sponsor olur. Aslında Met Gala’nın temel amacı müze için bağış toplamaktır; ama Mayıs ayının ilk Pazartesi günü moda dünyası ve bütün Hollywood ekosistemi için çok daha fazlasıdır. Geceye davet edilmek, daha çok fotoğraflanmak, parlayan bir tasarımcıyla çalışabilmek, sansasyon yaratabilmek veya güçlü mesajlar verebilmek kırmızı halı starları ve arkalarındaki bütün endüstri için kritik hedeflerdendir. 

Lady Gaga / The 2019 Met Gala- Camp: Notes on Fashion

Markalar seçtikleri yıldız isimlerle geceye katılır, bunun için de masa satın alırlar. Her sene Met Gala yemeği için küçük bir şehrin, bir senelik belediye bütçesi harcanır. Dekor ve kurulum için müze her sene 4 günlüğüne kapatılır. Karşılığında markalar ve sektörün önde gelen isimleri, ev sahiplerine hürmetlerini yüzbinlerce dolar karşılığında satın aldıkları masalar ve giydirdikleri ünlü isimlerle gösterirler. 

Kimin daha karlı çıktığını hala çözemediğim işin aritmetiği bir yana, gala yemeği büyüktür, normal bir hayırseverlik aktivitesi asla değildir. Büyük mesajlar verilir, moda tarihini şekillendiren bütün isimler, markalar, kurumlar tam kadro oradadır. Sanat ve modanın hep tartışılan tarihsel ortaklığı bütün tarafların katılımıyla meşrulaştırılır. Özetle bu geceden çıkan fotoğraf arşivleri ve dökümanlar modayı sevmek için güzel nedenler sunar.

İşin neden ve nasıl yapıldığı bir yana; The Met Gala, kelimenin tam anlamıyla, er meydanıdır. Burada diğer kırmızı halı etkinliklerinin aksine şıklık değil; cesaret ve yaratıcılık yarışır. Bu nedenle; geceyi heyecan verici yapan diğer bir etken kuşkusuz benzersiz kırmızı halı dakikalarıdır. Markaların bu etkinlik için satış arttırma telaşı olmadan tek atımlık vahşi yaratıcılık show’ları yapabiliyor olmaları işin heyecan veren diğer tarafıdır. 

Son dönemde hafızalarımıza kazınan Met Gala dakikalarından ilk akla gelenlerse Lady Gaga ve Rihanna gibi isimlerin ‘Camp’ temalı 2019 ‘pembe halısına’ unutulmaz girişleri, Alexander McQueen’in ölümünün ardından, adına düzenlenen 2011 ‘Savage Beauty’ sergisi ve Anna Wintour’un Metropolitan Müzesi ile olan işbirliğinin ilk senesinde büyük bir açılış yaptığı 1995 ‘Haute Couture’ teması olarak sıralanabilir.

Online Etkinlikler: Belki de herkesin davet edildiği partiye gitmek istemiyoruzdur?

Büyük çaplı organizasyonların, gösterişli prodüksiyonların gerekliliklerinin sorguya çekildiği Korona sonrası dönemde, yavaş yavaş fark ediyoruz ki; olay sadece ünlü isimlerin arz-ı endam ettiği, dış dünyayı dışlayan ve doğal kaynakları tüketen bir fanusu yaşatmaya çalışmak olmamalı. Öte yandan, sanat ve moda gibi yaratıcı disiplinleri kriz anlarında besleyebilmek ve günlük hayatın çilekeşliğinden kaçabilmek için bu hayal kurduran, ilham veren deneyimlere her zamankinden daha çok ihtiyaç olacak gibi gözüküyor. Belki daha ölçülü, daha az ve öz, daha kapsayıcı, daha sürdürülebilir; daha online tüketime açık; ama kesinlikle etten kemikten ve yine eskisi gibi bol temaslı ve mesafesiz. 

Son dönemde artan nostaljik sosyal medya paylaşımlarımızı, özlediğimiz seyahatlerimizi, bizi arşivlere boğan dijital yalnızlığımızı düşündüğümüzde gelecek tahmincilerinin ‘siber’ söylemlerinin biraz daha yumuşayacağını öngörmek yanlış olmaz; zira hala en çok aranan, en çok beğenilen ve özlenenin dış dünyada, gerçek insanlarla ve bol hayal gücüyle beslendiğini görüyoruz.

Arka arkaya iptal olan moda haftaları, film festivalleri ve The Met Gala gibi büyük prodüksiyonlu kırmızı halı etkinliklerinin yerini günlük online aktiviteler ve ünlü isimlerin DJ setleriyle dolduruyor olabilir; ama bütün bu çabaların, artan nostalji söyleminin ve arayışın önüne geçmesi olanaksız gözüküyor. Yavaş yavaş anlamaya başladığımız gerçek şu ki; bu ışıltılı etkinlikler, ödül törenleri, festivaller, söylenenin aksine, yalnızca katılımcıları için değer yaratmıyor. Sonrasında ortaya çıkan sınırsız görsel hazineler ve global internet devriminin de desteğiyle, bütün izleyicilerle güçlü bir bağ kuruluyor. Arda kalan arşivler de, pop kültüre ve dönemin estetik yönelimlerine dair önemli referanslar sağlıyor.

@matthewreisman / Katy Perry -2018

Met Gala’nın ertelenmesi üzerine başlatılan #MetGalaChallenge’lar veya sosyal medya üzerinden yayınlanan gala gününe özel canlı performanslar her ne kadar katılımı arttıran, daha demokratik bir eğlence modeli oluştursa da; sonuç değişmiyor. Referanslar hep aynı. Bütün örneklerde hala jenerasyon farkı gözetmeksizin arşivlere bakılıyor ve geçtiğimiz senelerin kırmızı halı kostümleri taklit ediliyor. Özetle; hala bir fanteziyi dijital olarak tüketmeden önce onun gerçekleşmesine ve sonrasında fotoğraflanmasına ihtiyaç duyuyoruz.

Belki de basitçe hala; bize sıkça sunulan herkese açık online davetlerin değil, kapısında kuyruk beklediğimiz, listede adımız olmayan o özel partilerin peşindeyiz...

BY Anıl Atalan