Search

ART & DESIGN FASHION TRAVEL CITY GUIDE INTERVIEWS AGENDA
Çarşamba 25 Mar | Moda Dünyasının Korona Sınavı: Show Must Go On
FASHION

Moda Dünyasının Korona Sınavı: Show Must Go On

Moda endüstrisinin toplumsal sınavlara, doğal felaketlere karşı takındığı miyop tutum ilk değil, ancak bu sefer hafife alınamayacak bir depremle karşı karşıya.

Sarsıntı, artçı şoklar, daha da kötüsü geliyor mu paniği toplumun her alanında yüksek dozda yaşanadursun, global moda ekosisteminde korona bir milat olacak mı ve neler değişecek konuları konuşuluyor. Cevaplar için biraz daha evlerimizde bekleyeceğiz gibi gözüküyor.

Korona’nın Moda Haftası Seyahati

Benzersiz bir moda ayı geride kaldı. Çin cephesinde Korona salgını çoktan 2020 başında kendini göstermişti. 300 milyar dolarlık lüks moda endüstrisinin yumuşak karnı olan Çin ve Çinli müşteriler (toplam pazarın yüzde 40’ı) LVMH, Kering gibi büyük gruplara geçen seneye kıyasla yüzde 90’lara yakın kayıplar yaşattı. Mağazalar kepenkleri indirdi, oldukça mobil olan Çinli turistler bir süre evlerine kapandı.

Dünyanın diğer tarafında, oldukça büyük ve kalabalık bir bölüm sanki karanlıklara gömüldü. Farkında olmadığımız gerçeklik, artık dünyanın hiçbir yerinin birbirinden çok da uzak olmadığıydı. Asya cephesinde çığ gibi büyüyen salgını, pasif bir kaygıyla, apokaliptik bir film izler gibi izleyen batı dünyası, moda haftası ajandasını full kadro açıklarken, kimsenin aklına şu anki mecburi pijamalı ve oldukça "modasız", domestik senaryoyu yaşamak gelmezdi.

Milano Moda Haftası, benzersiz maskeli stilleriyle ön plandaydı; ancak sıcakkanlı, global moda topluluğu sıkışık defilelerde, birbirlerini kucaklamaya devam etti. Markaların PR ekiplerini, moda basınını, editörleri, ünlüleri, influencer’ları, satın almacıları, VIP müşterileri kapsayan moda ordusu New York’tan başlayan, Londra, Milano ve son olarak Paris’e uzanan bir maratona çıkmıştı. Korona, Asya’ya ait niş bir meseleydi. Ta ki, ölüm haberleri ve artan vakalar lüks moda endüstrisinin merkezlerinden olan Kuzey İtalya’yı sarsana kadar. Giorgio Armani’nin Milano Moda Haftası’nın kapanış defilesini seyircisiz yapması ve Bay Armani’nin defile alanına girerken çekilen maskeli fotoğrafları olayın sert gerçekliğini herkese hissettirdi. Sonrasında her şey çok hızlı gelişti.

Paris’te artık Korona’nın Avrupa çıkarması paranoyanın ötesindeydi. Moda haftasından erken evlerine dönen Amerikan basını ve Nordstrom, Saxth Fifth Avenue, Neiman Marcus gibi büyük departman mağazaların moda direktörlerinin son defilelere katılamayışı, hızla yayılan karantina haberleri, ‘self- isolation’ veya evden çalışma terminolojisi ve 'evime dönebilecek miyim' korkusu katılımcılar arasında büyük oranda hissedildi; ancak yine de toplanmalar ve sevgi dolu moda kucaklaşmaları devam etti. Fransa’da yetkili kurumlardan 5000 kişinin üstünde toplanmak yasak açıklamaları geldi. Bu rakam neye göre belirlendi onu bilmiyoruz; ancak bu, devlet başkanı Emmanuel Macron’un Korona’ya karşı seferberlik ilan edişi ve sokağa çıkma yasağını yürürlüğe koyuşundan yaklaşık iki hafta önceydi.

Paris Moda Haftası, şimdi dönüp baktığımızda atın ölümü arpadan olsun mottolu bir moda hicreti tadındaydı. Defileler her şeye rağmen devam etti. Alternatif selamlaşma teknikleri bulundu, markalı koruyucu maskeler takıldı. Derek Blasberg gibi VIP influencer’lar Milano’nun kalabalık tren istasyonları ve havaalanlarından kaçınarak karayoluyla sekiz saat süren bir yolculukla da olsa Paris’e geçti. 

Ne de olsa bütün endüstri, yalnızca trendlerin değil insanların da hızlı hareket edişi ve paylaşımları üzerine kurulmuştu. Kaçırılacak olan Chanel, Dior, Saint Laurent gibi markaların show‘larıydı... Yani; çoğunluk risk almayı ve Instagram hesaplarını zenginleştirmeyi seçti.

Sonraki gelişmeler 2020’nin ilk moda adayının olabilecek en kötü zamanlamayla gerçekleştiğini ortaya koydu. Öyle ki; katılamayan önemli isimler, eksik kalan ön sıralar markaların en son düşüneceği konu haline geldi. Sezonluk siparişler durdu, Çin ve İtalya gibi modanın üretim merkezleri üretimleri dondurdu, Avrupa’da ve Kuzey Amerika’da mağazalar geçici olarak kapandı. Daha kötüsü olabilir miydi? Bunu zaman gösterecek; ancak Amerikan Vogue’un efsanevi editörü Anna Wintour’un da dediği gibi “her büyük kriz bizlere sistemi yeniden düşünme ve baştan başlama şansı verir." Yani diğer bir deyişle; dünya baş aşağı olsa da, moda kendine bir yer bulur. Çıplaklık moda olmadığı müddetçe tabii...

Yeni Alışveriş Modelleri

İşin kısa vadeli ekonomik boyutu bir yana bırakılırsa, müşteri alışkanlıklarında yeni bir döneme girilecek öngörüsü çok da yanlış olmaz.

Krizin kaybedeni elbette ki, fiziksel mağazacılığa bel bağlamış, B planı olmayan geleneksel markalarken, kazananı Amazon, Alibaba gibi büyük online alışveriş platformları ve moda e-ticaret kanalları oldu.

Artan mobilleşme ve nüfusa bakılırsa, Bill Gates’in de gelecek tahminleri ışığında; salgın hastalıklar yeni yüzyılın en büyük felaketleri olacak. Hatta geleneksel savaşlardan daha çok kayıp vereceğiz. Korona’nın son olmasını ne kadar içten dilersek dileyelim, kapıda bekleyen risklere gözümüzü kapatamayız. En azından markalara bunu yapmamalarını öneriyoruz; çünkü yakın gelecekte online alışveriş kanalları olmayan markaların hayatta kalması çok olası gözükmüyor.

Özel kürasyon online mağazalar, daha önce online satışı reddeden lüks markaların, Chanel gibi, dijital alışveriş deneyimleri, rekabetçi servis kolaylıkları, kişiselleştirilmiş online stil danışmanlığı gibi başlıklar moda perakendesinin uzun zamandır konuşulan ama artık ertelenemeyecek geleceğini oluşturuyor.

Evden çıkmanın opsiyonel olduğu günler de gelecek elbette. Bu denklemde fiziksel mağazalar hala önemli bir yerde olmaya devam edecek; ancak zengin ve bütünsel bir deneyim sunduğu ölçüde. Ürünlerin bütün özelliklerini, fonksiyonlarını üzerimizde görebildiğimiz akıllı aynalar, online ve offline’ın bir arada olduğu mağaza tasarımları, pratik mobil uygulamalar ve virtual showroom’lar da bu geleceğin parçası olacak.

Moda Haftalarının Geleceği

Bütün bu seyahat çılgınlığı, 15 dakikalık show’lar için yapılan milyonlarca dolarlık yatırımlar, çevreye verilen zarar, sürdürülebilir olmayan ekstravaganza moda show’ları ve şimdiki gibi bir salgın tehdidi, moda haftalarının çoktandır sorgulanan formatını yine masaya yatırıyor.

Korona’dan dolayı iptal edilen Nisan ayında gerçekleşmesi beklenen Gucci, Versace, Armani, Prada, Dior gibi markaların cruise şovları, yerine konulan online basın sunumları ve koleksiyon tanıtımları moda haftalarına daha esnek, doğayla barışık ve dijital bir alternatif gelebileceğini akıllara getiriyor. Büyük prodüksiyonlu ve bol duygulu defileler sanal ortamda taklit edilebilecek mi bu en büyük tartışma konusu. 

Diğer yandan, moda ekosisteminin hızla değişen karar mekanizmalarına, izleyicilerine ve yeni tüketicilerine de ayak uyduran bir mecra yaratmak şart gibi gözüküyor; zira şu anki sistem pembe bir fanus ve oldukça sınırlı bir kitleyi deneyime dahil edebiliyor.

Şu ankinden daha kucaklayıcı ve demokratik online deneyimler yaratmak birçok meseleye çözüm getirebilir. Moda haftalarına alternatif olabilir mi, yeni teknolojiler insan ve duygu faktörünü taklit edebilir mi gibi büyük sorular da karantina günlerini değerlendirmek için birebir.

BY Anıl Atalan