Search

ART & DESIGN FASHION TRAVEL CITY GUIDE INTERVIEWS AGENDA
Salı 18 Şub | New York Fashion Week'ten İzlenimler
FASHION

New York Fashion Week'ten İzlenimler

İlk kez Ralph Lauren’siz geçen bir New York Fashion Week'in ardından öne çıkan markalar, yeni keşifler ve trend öngörüleri.

Eksikleriyle, sürpriz isimleriyle kutsal moda ayının taze başlangıcı New York Fashion Week geride kaldı. Deri, Victoria dönemi, punk, güçlü pop renkler, açık omuzlar, panço, cut out modeller, yeniden yorumlanmış klasik giyim öne çıkan trendlerdendi. Tommy Hilfiger, Fenty gibi büyük prodüksiyonlu show’lar bu sezon yerini daha sakin ve güçlü ticari koleksiyon mesajlarına bıraktı. Yıldızı parlayan Khaite, Sies Marjan, Christopher John Rogers, Area, Adeam, Bevza gibi markalar ve bu sezon yuvaya geri dönen Proenza Schouler ve Rodarte’nin güçlü koleksiyonları da New York’ta gönülleri kazandı.

Lüks Amerikan spor giyim yorumlamasıyla bilinen Brandon Maxwell American Museum of Natural History’de sergilediği koleksiyonuyla hiç kuşkusuz en çok ses getiren ve fotoğraflanan defilelerden birine imza attı.

New York Fashion Week’in açılışını uzaktan da olsa, ekselansları Tom Ford yaptı. Hollywood Milk Studios’ta Oscar öncesi hafta sonu gerçekleşen defileye, Jeff Bezos, Miley Cyrus, Jon Hamm, Jennifer Lopez, Judy filmiyle ikinci Oscar’ını alan Renee Zellweger katılan ünlü isimlerden yalnızca birkaçıydı. 1967 ylında Los Angeles’da Bob Richardson’ın çektiği bir fotoğraftan ilham aldığını anlatan tasarımcı; feminen, disco ve Los Angeles kokan bir koleksiyon sundu. Nadiren defilelerine taşıdığı denim, patchwork ve aksesuarlarda sportif bitirişler Tom Ford’un süregelen athleisure trendine yorumunu yansıtıyordu.

Brandon Maxwell / Fall 2020 RTWProenza Schouler / Fall 2020 RTW

Rodarte / Fall 2020 RTW                                               Tom Ford / Fall 2020 RTW

Bir buçuk senelik sessizlikten ve Paris kaçamaklarından sonra New York’un en beklenen defilelerden birisi Rodarte’tı. Tasarımcılar Kate ve Laura Mulleavy, 1992 yapımlı Coppola filmi Dracula’dan ilham aldıkları koleksiyonlarını Manhattan, St. Bartholomew kilisesinde sundu. Gotik, yer yer karanlık, feminen, sanatsal ama giyilebilen tasarımların yer aldığı koleksiyon güçlü bir dönüş mesajı verdi.

Sıcak pembe tonları Sonbahar/Kış sezonunun rengi olmaya aday. Michelle Obama, Lady Gaga, Rihanna gibi isimleri giydirmesiyle dikkatleri çeken genç tasarımcı Christopher John Rogers’ın defilesinde altı farklı pembe kombinasyonu göze çarptı. Oscar De la Renta, Marc Jacobs, Jason Wu bu sezon pembeyi pop renk olarak kullanan diğer önemli isimlerden oldu. 

Christopher John Rogers / Backstage                       Marc Jacobs / Fall 2020 RTW

 

Ulaşılabilir lüksün mucitlerinden Michael Kors; Hermes, Tod’s, Celine gibi markaların geçtiğimiz sezonlarda anlattığı burjuva ve sportif şık kadın hikayesinin Amerikalı tercümesini başarıyla sundu. Defiledeki styling detaylarıyla blanket dressing adı verilen trendin alarmını veren Kors, New York Modası Haftası süresince sosyal medyada en çok konuşulan markalardan biri oldu. Zamansız dış giyim tasarımları, binici botları, Naomi Campbell'in 1999 defilesinde giydiği ve Kaia Geber’in 2020 versiyonunu genç bir havayla taşıdığı çok konuşulan pançolu kombinasyonuyla, Michael Kors Ralph Lauren’den alıştığımız golf kulübü hikayesinin eksikliğini yaşatmadı.

Michael Kors/ Fall 2020 RTW

Sezonun bir diğer önemli trendi, klasik giyimin spor ve modern adaptasyonları oldu. En sofistike klasik giyim yorumuysa New York moda sahnesinin stilleriyle en çok konuşulan isimleri Olsen kardeşlerin markası The Row’dan geldi. Eforsuz, minimalist klasik giyimin ustaları Olsen’ler kusursuz kesimli pantolonları, yakasız ceketleri, monokrom kombinasyonlarıyla meşgul New York kadının şıklığını yeniden tanımladılar. 

Uruguaylı tasarımcı Gabriela Hearst bütün koleksiyonunu geri dönüştürülmüş materyallerle hazırladı ve ilk katılımcılarından olduğu sürdürülebilir moda savaşını bir sonraki seviyeye taşıdı. Türk kilimi motifleri, sıcak kahve tonlarında takım elbiseler, geri dönüştürülmüş kaşmirden Uruguaylı lokal kadın kolektiflerinin elleriyle ördüğü büyük atkılar koleksiyonda öne çıkan detaylardandı.

The Row /Fall 2020 RTW                               Gabriela Hearst/ Fall 2020 RTW

Dion Lee ve geçtiğimiz sezon Katie Holmes’un örgü kardiganıyla kameralara yakalanıp yıldızını parlattığı Khaite ve Proenza Schouler cutout trendini koleksiyonlarında bolca uygulayan markalardan oldu. Ultra feminen silüetler, asimetrik kesimler derinin farklı adaptasyonları, korse ve punk detaylar da bu defilelerde ön plandaydı.

Kapanışı yapan Marc Jacobs, özlediğimiz sürprizli New York hissiyatını bize tekrar yaşattı. 60’ların şık silüetlerinin hakim olduğu defiledeki sürpriz isim Miley Cyrus oldu.


Khaite / Fall 2020 RTW                                                Dion Lee / Fall 2020 RTW

New York Fashion Week’in bir diğer konuşulan konusuysa teknoloji devleriyle tasarımcıların yaptığı ortaklıklardı. Amazon’un moda haftalarına sponsorluğu, Alibaba’nın Çin’in umut vadeden tasarımcılarını temsili, Hermes’in Apple’in tasarımcısı Jon Ive ile ortaklıklarının yanında, Thom Browne’un Samsung Galaxy Z için sınırlı sayıda üretilen tasarımları ve Sothebys’de düzenlenen ortak sunumları dikkat çekti. Sürreal bir ofis ortamını canlandırıldığı sunumda, Thom Browne çizgileri ve anahtar takım elbiseleri, teknoloji hikayesine eşlik etti.

New York Fashion Week Eski Parlak Günlerine Dönebilecek mi?

Son senelerde hızla kan kaybeden New York, moda yarışına hala dahil mi, Avrupa moda ekosisteminden katılan editörlerin, satın almacıların Londra, Milano ve Paris maratonuna deniz aşırı seyahat eklemeleri gerçekten fark yaratıyor mu tartışma konusuydu. Bu sezon; sadece Altuzarra, Rosie Assoulin, Jeremy Scott gibi görece genç markaların değil, göğsünde Amerikan bayrağıyla gezen Ralph Lauren, Tommy Hilfiger, Tom Ford gibi tasarımcıların da bir zamanların en parlak moda başkenti New York’u kaderine terk etmelerini gözlemledik.

Ralph Lauren’in 50 sene sonra ilk kez bir moda haftasına katılmaması, Tommy Hilfiger’ın bu sezon defilesini Londra Tate Modern’de yapacağını açıklaması, Calvin Klein’ın Raf Simons ile yollarını ayırdıktan sonra moda haftalarından tamamen çekilmesi , CFDA (Council of Fashion Designers of America) Başkanı Tom Ford’un bile defilesini, taktiksel bir motivasyonla, Oscar Töreni öncesine alıp Los Angeles kırmızı halı yıldızlarını defilesinin ön sıralarına taşıması benim gibi sadık New York fanatiklerini hayal kırıklığına uğrattı.

New York’un Paris ve Milano gibi moda haftalarıyla kıyasla, modaya ekstra ticari yaklaşımı, yeni tasarımcıların çıkışını zora sokan deneyselliğe izin vermeyen rekabetçi yapısı, Barney’s, Opening Ceremony gibi genç tasarımcıları destekleyen departman mağazaların arka arkaya kapanması gibi etkenler de New York’u bu yarışta zora soktu.

Helmut Lang’ın 1998’de New York’taki defilesini radikal bir kararla Avrupa’dan sonra değil önce yapma kararı ve bunu izleyen Calvin Klein, Ralph Lauren gibi tasarımcılar, şehrin kaderini değiştirdi. New York Fashion Week, moda ayının açılışını yapmaya başladı. O günden bu yana da New York kendi kurallarını kendi koyan yaklaşımı, yıldız tasarımcıları ve ön sıraları global yıldızlarla dolup taşan defileleriyle biliniyordu. 

Bu iniş çıkışların nihai olmadığını savunan önemli çoğunluğa katılmakla birlikte, eğer New York bunu deneyimliyorsa, sıra diğer moda başkentlerine de gelecek diye düşünmeden edemiyorum. Birçok konuda öncü olmak, yeni sisteme erken adapte olması gerekliliğini de getiriyor ne de olsa. 

BY Anıl Atalan