Search

ART & DESIGN FASHION TRAVEL CITY GUIDE INTERVIEWS AGENDA
Perşembe 03 Eki | Paris Fashion Week'te Neler Oldu?
FASHION

Paris Fashion Week'te Neler Oldu?

Paris Fashion Week sona erdi ve haftalardır kıtalararası sürüklenen yorgun "moda emekçileri"nin ve biz moda severlerin konuşacağı tonla malzeme bıraktı.

Telfar: The World Isn’t Everything!

 En şaşaalı ve sofistike defileleri çoğunlukla Paris’te izliyoruz, fakat bu şehir endüstrinin en ağır toplarına ev sahipliği yaptığı için genelde dinamik moda haftalarından biri olarak gösterilmiyor. Mesele genç ve daha alternatif markalara yer vermek olduğunda, öne çıkan şehirler başta Londra ve New York. Bu yüzden Paris Fashion Week’in açılışı New Yorklu tasarımcı Telfar’la yapması herkesi heyecanlandıran hoş bir sürpriz oldu. Telfar, kendine has yorumuyla New York ruhunu Paris’e getirdi. Kendi ülkesinde bile hak ettiği yere geç ulaşan tasarımcının koleksiyonunu Paris’te göstermek istemesi aslında global bir marka olduğunu ilan etmesi anlamına geliyor. Kargo pantolonların, toprak tonların ve genelde spor detayların hakim olduğu defile, Moonlight’tan aşina olduğumuz isimlerin yer aldığı ‘The World Isn’t Everything’ filminin gösterimiyle başladı. 15 senedir eşitlikçi ve daha çeşitli bir Amerika için mücadele veren tasarımcı, modanın kimlik siyasetinde de söz hakkı olabileceğini her defasında vurguluyor.

Balenciaga: Politika, Güç, Kıyafet

 Uzun süredir Vetements ve Balenciaga’nın kreatif direktörlüğünü beraber götüren Demna Gavasalia, birkaç hafta önce Vetements’dan ayrıldığını duyurmuştu. Ayrılık haberi yeni olabilir fakat Demna bir süredir Vetements’ın tasarım kısmında aktif bir şekilde yer almıyor. Vetements’daki misyonunun bittiğine inanan Gürcistan kökenli tasarımcının bütün enerjisini ve yaratıcılığını sadece Balenciaga’ya vermesiyle ortaya nasıl bir şey çıkacağını hepimiz merak ediyorduk. Spiral bir şekilde aşağı doğru inen podyumda her yaştan ve sosyal sınıftan insanı görmek mümkündü. Mekanın rengi, oturma düzeni ve ortamın genel atmosferi garip bir şekilde Birleşmiş Milletler’i andırıyordu. Bu sezon Balenciaga, politikacıların giydiği kıyafetleri inceleyerek yola çıkmış; politikacıların üniformalara dönüşen kıyafetleri, Balenciaga’nın kendini has üslubuyla yorumlandığında ortaya çıkan geniş omuzlu elbiseler, denim baskılı ipek pijamalar ve en yeni Balenciaga sneaker’ı ‘The Tyrex’ aklımızı başımızdan aldı.

 McQueen Mirası Güvende

Sarah Burton, McQueen mirasının haklı sahibi olduğunu her seferinde kanıtlıyor. Burton, modanın sadece gelip geçen trendlerden meydana gelmediğini ve zaman zaman geçmişe dönüp markanın DNA’sını yeniden yorumlamakta bir sakınca olmadığını başarılı bir şekilde gösterdi. Alexander McQueen markasının geçmişinden ve her zamanki gibi doğadan ilham alan koleksiyon, hıza takıntısı olan moda endüstrisine yavaşla, nefes al, seyret ve dinle dedi. Zira McQueen defilelerinden aşina olduğumuz orkestra yerli yerindeydi.

Büyük markaların arkasında çalışan devasa bir ekip var ve çoğu zaman bu insanları tanıma şansına erişemiyoruz. Tasarım aşamasında canla başla çalıştığı koleksiyonu podyumda izleme imkanını bulamayan çok fazla tasarımcı var. Bu yüzden defilenin sonunda, Burton’ın kendisiyle beraber markanın tüm tasarım ekibini sahneye davet etmesi herkesin takdirini kazandı. Her yerde olduğu gibi moda dünyasında da daha fazla demokratikleşmeye ihtiyacımız var.

 

Hatırlatalım, Alexander McQueen bu yılın başında Londra’da dev bir amiral mağaza açtı. Bir öncekinin dört katı büyüklüğünde olan bu lüks mağazanın yanında, marka önümüzdeki yıllarda dünya çapındaki butik sayısını da ikiye katlamayı hedefliyor.

 
Markanın yeni amiral mağazası, Londra’da Old Bond Street 27 numarada hizmet veriyor. 

Haftanın en akılda kalan görüntüsü, Chanel defilesinde Fransız YouTube fenomeni ve komedyen Marie Benoliel’in sahneye atlamasıydı. Gigi Hadid’in büyük bir soğukkanlılıkla bu kişinin önünü kestiği ve çıkışa kadar sert bir şekilde eşlik ettiği video, kısa sürede sosyal medyayı kasıp kavurdu.

BY Şahin Çakıroğlu