Search

ART & DESIGN FASHION TRAVEL CITY GUIDE INTERVIEWS AGENDA
Pazartesi 15 Mar | GLOBART

Sanatın Demokratikleşmesi Paylaşımla Mümkün

Pazartesi 15 Mar | BY ANIL ATALAN

SHORT PROFILE

BY ANIL ATALAN

Name:GLOBART

Londra’da başlayan hikayelerine İstanbul’da devam eden Zeynep Utku ve Deniz Çağlar, sanatı daha görünür ve paylaşılır kılmanın peşinde. Birçok uluslararası isimle iş birlikleri gerçekleştirmiş ve prestijli sanat kurumlarının tozunu yutmuş bu özel ikiliyi tanımak ve GLOBART’ın hikayesini dinlemek üzere bir araya geldik.

Sizden GLOBART’ın kuruluş hikayesini dinleyebilir miyiz öncelikle?

GLOBART, 2015 yılında Londra’da kuruldu. Çocukluk arkadaşı olmamızın yanı sıra İstanbul’da VKV Koç Özel Lisesi’ni bitirdikten sonra Londra’da Central Saint Martins College of Art & Design’da Sanat Tarihi ve Küratörlük bölümünden mezun olduk. Hem üniversite süresince hem sonrasında her ikimizde Christie’s, Sotheby’s ve Saatchi Gallery’nin aralarında olduğu dünyanın önde gelen sanat kurumlarında çalıştıktan sonra beraber projeler üretmeye başladık. 

GLOBART’ın vizyonundan kısaca bahsedebilir misiniz? 

GLOBART olarak ilk günden beri odak noktamız kurumsal koleksiyonlar ve kamusal sanat. Çağdaş sanatı geniş bir izleyici kitlesine ulaştırmayı, sanatı ve kent ortamını birleştirerek topluma sürdürülebilir katkı ve deneyimler sağlamayı amaçlıyoruz. GLOBART Filantropi ve Eğitim programlarımız yoluyla da kültürel farkındalığı teşvik etmeyi hedefliyoruz. 

Ortaklaşa işler yürüttüğünüz sanatçılarla yollarınız nasıl kesişiyor? Sanatçı seçimlerinde neleri göz önünde bulunduruyorsunuz? 

Sanatçı seçimlerimizde en önem verdiğimiz özellik özgünlük. Genç sanatçılara destek veriyor, desteklediğimiz sanatçıların kariyer gelişimlerini yakından takip ediyoruz. 

Kamusal sanat ve kurumsal koleksiyonlar bir toplumun gelişimi için neden önemlidir? Türkiye’yi bu konuda nasıl bir yolculuk bekliyor? 

Kamusal sanat, toplumsal diyaloğu ve farkındalığı arttırır ve demokratik bir paylaşım alanı yaratır. Bu kapsamda kentsel gelişim ivmesinde çağdaş düşünce ve sanat biçimlerinin kamuya açık alanlarda toplumla buluşturulması dönüşümün eşliğinde büyük önem taşıyor. Kentsel mekânda kişiler arası iletişim ve insan-çevre etkileşimini arttırmak adına kattığı değer ise tartışmasız. Türkiye’ye döndüğümüzden beri kamusal sanat projeleri ve yönetmelikler üzerinde çalışıyoruz. Özel koleksiyonların ağırlıklı olduğu ülkemizde kurumsal koleksiyonların gelişiminde ise daha çok yolumuz var. 

Sanatın demokratikleşmesi ve günlük hayatımızın bir parçası olması için nasıl farkındalıklar gerekir? 

Sanatın demokratikleşmesi ancak paylaşımla mümkün. Demokratik toplumlarda sanatın üretim ve paylaşım süreçleri, devletin sosyal sorumluluklarından biri olarak tanımlıdır. Sanatın hayalini kurduğumuz şekilde günlük hayatın bir parçası haline gelebilmesi ve toplumun her kesimine ulaşabilmesi temelden yapılacak sistemsel değişiklikleri gerektiriyor. 

Fran Lebowitz’in çok alıntılanan kısa belgeselinde bir sözü var; “Bir şehirde sanat olması, iyi korunmuş müzelerinin olması, oralara gitmeseniz de önemlidir.” Sanatsız bir şehir, modern anlamıyla bir metropol olabilir mi? 

Bir şehrin metropol kabul edilmesi için öncelikle çevresine ve ülkenin geri kalanına göre kültür ve ekonomi yönünden gelişmiş olması gerekir. Az önce bahsettiğimiz sanatın demokratikleşmesi konusu da bununla ilintili; ‘Metropol’ olarak tanımlayacağımız şehir, sanat üretiminde de paylaşımında da ‘demokratik yapı’ ve konuyla ilgili alanların tamamında hümanistlik çerçevesinde geliştirilmiş desteklerle kendini gösterir. 

Seyahat kısıtlamaları ve pandemi uluslararası sanat piyasasını nasıl etkiledi? Sanat deneyimimiz nasıl şekilleniyor? Önümüzdeki dönemin öne çıkacak yönelimleri ve konularıyla ilgili beklentileriniz neler? 

Pandemi sürecinde müze ve galeri gibi kapalı alanlara ziyaretlerin kısıtlanmasıyla birlikte toplumun sanatla fiziksel etkileşimi bugün asgari düzeyde. Tüm dünyada sanatın gösterim şekilleri değişim ve dönüşüm içerisinde. Bu anlamda en çok dijitale geçiş dikkat çekse de, ‘kamusal sanat’ tüm dünyada her zamankinden önem kazanmış durumda. Önümüzdeki dönemde sıkça karşımıza çıkacak kavramlardan biri de sanat ve sürdürülebilirlik… 

Online sanat satın alımların ve online deneyimlerin arttığı bir 2020’den sonra, bu alışkanlıklar devam eder mi? Sanat ve teknoloji birlikteliği nasıl evrilir?

Online sanat alımları artarak devam edecek. Pek çok sanat etkinliği hibrit olarak karşımıza çıkacak. Sanat piyasasında rekabetçi olabilmek adına dijital ortamda sanat deneyimi artık bir alternatif değil, olmazsa olmaz. AI, AR, ve VR’la birlikte Kripto Sanat/NFT teknolojileri koleksiyonerler tarafından hızla benimsenecek.

Sanat değerlemeleri ve piyasalar konunun dışında olan birçok insan için büyük bir muamma. Bir yandan da milyar dolarlık bir ekonomiden bahsediyoruz. Güçlü bir duopoli’nin hakim olduğu bu dünyayı daha iyi anlayabilmek ve piyasalardan uzaklaşarak kendi sesimizi dinleyebilmek (veya yaratabilmek) için hangi platformları takip edebilir, neler okuyabiliriz?

Göz ne kadar eğitilirse algılarınız da o ölçüde gelişiyor. Güncel sergileri takip etmek, atölye ziyaretleri gerçekleştirmek, sanatçıları yakından tanımak. Sanat tarihi için klasik fakat her dönem okunması gereken bir başucu kitabı Ernst Gombrich’e ait Sanat Tarihi. Çağdaş sanat piyasası ve günümüz dinamiklerini anlamak için ise Ian Robertson, Sarah Thornton, Don Thompson’un başlangıç seviyesindeki kitaplarını okuyabilirsiniz. The Art Newspaper, Artforum, Art Review gibi sitelerden güncel haberleri ve kritikleri takip edebilirsiniz.

Sanat ve kültür deneyimleriniz için en favori şehirleriniz nereler? Keşfedilmemiş rotalarınız ve klasikleşmiş duraklarınızı paylaşsanız ilk aklınıza nereler gelirdi?

Londra kültür ve sanata yön veren şehirlerin başında ve her zaman favorimiz. Londra’yı Paris ve New York takip ediyor. Londra’da elbette Tate Modern bir klasik. Paris’te, Monnaie de Paris’nin programını ilgiyle takip ediyoruz. Çok güçlü programlara sahip gelişmekte olan sanat organizasyonları var. Sanat severler tarafından hakettiği ilgiyi görmeyen fakat bize ilham veren bir şehir de Lizbon. Modern ve çağdaş sanat odaklı çok etkileyici özel koleksiyon müzeleri ve sanat galerilerini barındırıyor.

Bireysel satın almalarda ve sanat deneyimlerinde yeni başlayanlar için tavsiyeleriniz neler olurdu?

Bir yapıtın on yıl sonra değerinin ne olacağından ziyade, şu ana odaklanmak önemli. Size ilham veren yapıtlar edinin. Güncel üretimleri takip etmek ve bol bol okumak da diğer önerilerimiz arasında.