Search

ART & DESIGN FASHION TRAVEL CITY GUIDE INTERVIEWS AGENDA
Perşembe 08 Nis | Barbara Aydın

Modanın Sürdürülebilirliği Siparişe Özel Üretimden Geçiyor

Perşembe 08 Nis | BY SEVAL AKBULAK

SHORT PROFILE

BY SEVAL AKBULAK

Name:Barbara Aydın

Dikkatli lüks ürünleri temsil eden, üretimini gerçekleştirirken de doğaya saygı duyan, yüksek derecede el işçiliği ve geleneksel figürlerle siparişe özel üretim yapan Currently o.o.o. markasını kurucusu Barbara Aydın’dan dinledik.

Currently o.o.o. markasının arkasında nasıl bir hikaye var?

30 yıldır çalıştığım moda endüstrisinde artan bilinçli tüketim talebine cevap olarak orijinal etiket yaratma arzusu hissettim. Bu hikaye önce kendi gardırobumda başlasa da yakın arkadaşlarım için de giysiler tasarlamamla devam etti. Kısa süre sonra yaptığım işlerin beğenilmesi ve talebin artmasıyla siparişe göre yapılan (MTO) konseptinde sınırlı sayıda üretim yapmaya karar verdim. Çünkü bu üretim yaklaşımında ürünler, bir ürün için onaylı bir sipariş gelmeden üretilmiyor.

Sektör olarak düşündüğümüzde çevre kirliliğine en çok neden olanlardan biri moda sektörü. Karbon ayak izini azaltmak adına ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?

Ürünlerimizi kendi bünyemizde dikip, kumaş ve aksesuarları yerel olarak tedarik ediyoruz. Near-shoring yani dış kaynak kullanımı fikrinden uzaklaşarak yerel kominitelerle iş birliği yaparak karbon ayak izini azaltacağımıza inanıyorum.

Sürdürülebilir modanın tanımı sizin için ne ifade ediyor?

Sürdürülebilir modanın tanımı; keten, organik ve hatta geri dönüştürülmüş pamuk gibi sürdürülebilir kumaşlar kullanmaktan, stoklu kumaşların kullanılmasından, boya veya baskı yapıyorsanız çevre dostu boyalar ve yöntemler kullanmaktan, ideal olarak ağartılmamış kumaşlar kullanmaktan, el işi süslemeleri yapmaktan, gereksiz ambalaj kullanmamaktan, yalnızca geri dönüştürülebilir malzemeler kullanmaktan ve siparişe özel üretim yapmaktan geçiyor.

Elinizdeki materyallerle doğaçlama tasarımlar yapıyor musunuz?

Çoğunlukla stoksuz kumaş ve malzemeleri kullandığımız için, mevcut malzemelerimiz üzerinden tasarıma geçiyoruz.

Lüks ürünlerin ‘demokratikleşmesi’ sizce nasıl gerçekleşebilir?

Eskiden sadece moda tasarımcılarından alınan, süper lüks ürünleri kapsayan siparişe özel üretim (MTO) konsepti zenginler için bir ayrıcalıktı. Ancak artan bilinçli tüketim konusuyla beraber bu tarz konseptlerin artması ‘lüksü’ daha erişilebilir kılarak ürünlerin de daha uygun fiyatlarda satılmasını sağladı. Yani bu hizmetle birlikte giysiler daha fazla ‘değer’ kazanmaya başladı ve lüks ürünlerin demokratikleşmesine zemin hazırladı.

Tasarımlarınızı nasıl tanımlıyorsunuz?

Currently o.o.o.; özgürlük, yaratıcı esneklik ve gösterişsiz lüks duygusu uyandıran giysiler ve aksesuarları tasarlayan bir marka. Currently o.o.o. ürünleri ise; çoğunlukla el yapımı, kendi içinde sofistike bir uyumu olan ve her zaman özel bir ayrıntıya sahip sade çağdaş bir stili temsil ediyor.

Bir koleksiyon fikri nasıl şekilleniyor?

Currently o.o.o., geleneksel anlamda bir koleksiyon yaratmak üzerinden değil sürekli bir ilham ve yaratım duygusundan besleniyor. Bu yaratım sürecinde; çeşitli malzemelerden, vintage giyimden, seyahatten, filmlerden, insanlardan, doğada vakit geçirmekten, geniş vintage nakış ve dantel arşivimden ve moda kitaplarından ilham alıyorum. Yeni fikirlerimi ise, sonradan terzim Ercan bey tarafından prototip haline getirilecek olan desenleri oluşturarak başlıyorum. Bu prototipi önce kendi üstümde deniyor, gerçekten aklımdaki şey olup olmadığını görmek için onu giyiniyorum. Böylece koleksiyon fikri şekillenmeye başlıyor.

Koleksiyonu çıkar çıkmaz incelediğiniz bir tasarımcılar/modacılar kimler oluyor?

Koleksiyonları çıkar çıkmaz takip ettiğim kişileri; Dries van Noten, Ann Demeulemeester, Dior, The Row, Chloe, Sacai, JWAnderson, Hermes, Bottega Veneta olarak sıralayabilirim.

Hangi markalarla iş birliği yapıyorsunuz?

Günlük yaşamımızın kalitesini artıracak ve içimizdeki “daha iyi hali” bulma konusunda ilham verecek deneyimler ve araştırmalar yapan BePeople markasıyla iş birliği yapıyoruz.

Peki bu markaları seçerken ne gibi kriterleriniz oluyor?

Currently o.o.o., ile aynı ekolojik ve sosyal hedeflerin peşinde koşan, aynı idealleri savunan markaları seçiyoruz.

“GİYSİLERİN BİLİNÇLİ BİR ŞEKİLDE TÜKETİLEBİLMESİ İÇİN YENİDEN ‘DEĞER’ KAZANMASI GEREKİYOR.”

Covid-19 her sektörü derinden sarstı. Sizce salgın sona erdiğinde moda sektöründe neler değişmeli?

Her şeyden önce, moda endüstrisinin sürdürülebilirliğe dair konuşmaya ve belirsiz taahhütler yerine gerçek eyleme geçme ihtiyacı var. Markalar, tedarik zincirlerinde insani ve ekolojik standartlar için daha sıkı kurallar uygulamak zorunda. Bu aynı zamanda markaların kendileri için üretim yapan firmalara da daha iyi fiyatlar ödemek zorunda kalacağı anlamına geliyor. Bu da, daha yüksek satış fiyatlarına yol açacağından tüketicileri daha az ama daha iyi ürünler satın almaya yönlendiriyor. Sahip olduğumuz kural ne olursa olsun, tüketiciler genel olarak tüketimi azaltmakta zorlanıyorlar. Ancak hem firmalar hem de tüketiciler sorumlu bir yaklaşımı benimsemek zorunda. Yani giysilerin bilinçli bir şekilde tüketilebilmesi için yeniden ‘değer’ kazanması gerekiyor.

Karantina süresi yaratıcılığınızı tetikleyecek tasarımlar yapmanıza olanak sağladı mı?

30 yıllık profesyonel iş hayatımda ilk kez bu kadar ofisimden uzakta vakit geçirdim bu da bana yavaşlama fırsatı verdi. Karantinamın ilk üç ayını Assos’taki evimde geçirirken hayatımda olmadığım kadar doğayla iç içe oldum. Bu kadar uzun süre yavaş yaşamak yaratıcılık ve yavaş moda konusuna olan bakış açımı değiştirdi; bu kavramlara dair daha net bir görüşüm var artık. Bununla birlikte yaza girerken değişen renkler ve şekillerden ilham alıyorum.

Karantina dönemi sonrasında gerçekleştirmeyi hayal ettiğiniz projeleriniz ve seyahat programınız var mı?

Kısıtlama ve sağlık riski olmadan tekrar seyahat etmeye başlamak mümkün olduğunda, ziyaret etmek istediğim birkaç yerim var. Geleneksel el sanatları ve tekstile çok fazla ilgi duyduğum için, Fas ve Güney Amerika listemin başında yer alıyor.

Seyahat rotalarınızın tasarımlarınıza nasıl bir etkisi oluyor?

Görsel hafızası yüksek ve gözlemci bir insan olarak tüm seyahatlerim bana ilham veriyor. Seyahatlerim sırasında karşılaştığım insanlar, sanatlar, renkler, geleneksel kostümler, manzaralar ve daha pek çok şey tasarımlarımı etkiliyor. Ancak bazı destinasyonlarda kültür ve etnik köken çeşitliliğinin fazla olması, bana çok daha canlı ve renkli bir ilham paleti sunuyor tabii ki.

Tasarımlarınızı en çok etkileyen destinasyon neresi?

Akdeniz; özellikle çok sayıda göçebe aşiretten oluşan zengin mirası, çok çeşitli tekstil desenlerine sahip olması beni çok etkiliyor.

Daha sürdürülebilir bir yaşam tarzı için günlük hayatınızda neler yapıyorsunuz?

Dikkatli tüketerek ve daha az israf ederek mütevazi bir şekilde yaşamaya çalışıyorum. Sadece gerekli kaynakları kullanarak çevreye zarar vermeden bir hayat kurgulamak sosyal ve ekonomik açıdan da pek çok yararı beraberinde getiriyor. Bununla birlikte; tek kullanımlık plastikler kullanmıyor, ambalaj tüketimini minimuma indiriyor, atıkları ayırıyor ve su tüketimini minimuma indirerek yaşıyorum. Sürdürülebilir bir yaşam tarzı için bunlar en bariz örnekler sanırım.