Search

ART & DESIGN FASHION TRAVEL CITY GUIDE INTERVIEWS AGENDA
Pazartesi 26 Ağu | Epidotte

Sıra Dışı Materyal

Pazartesi 26 Ağu | BY LARA AKYEL

SHORT PROFILE

Name:Epidotte

Yüzde 100 selüloz lifli, yıkanabilen ve geri dönüştürülebilen özel bir tür kağıttan üretilen ürünleriyle fark yaratan Epidotte'un kurucusu Esther Levi Gülcan'a merak ettiklerimizi sorduk.

Sürdürülebilirlik üzerine fazlasıyla konuşuluyor. Sizin için ne ifade ediyor?

Sürdürülebilir moda / ekolojik tasarım artık dünyada ön planda olan bir kavram. Tasarımcıların çoğu bu felsefeyle ilerliyor. Tüketimin bu kadar fazla olduğu bir zamanda yaşarken bir anda organik yaşama olan istek arttı. Şehirlerden kasabalara göç edenler artık sadece emekliler değil; genç kesim de bu grubun içinde. Kısacası artık daha duyarlı yaşamaya başladık. Ben değişime önce kendimden başladım, fark yarattım ve bunu yaşarken en doğru şekilde yansıtacağıma inanıyorum. Sadece Türkiye değil tüm ülkelerin yeniliklere açık olması gerekiyor. Bir kişinin bile etkisi büyük olabilir.

İnsanlar sürdürülebilir ürünler kullanmak konusunda ne kadar bilinçli?

Avrupa’da insanlar organik tasarımlara ve geri dönüşüm işine çok önem veriyorlar. Her geçen gün de bu tarz materyalleri kullanan insanların sayısı artıyor. Artık daha duyarlı yaşamaya başladığımızı düşünüyorum. Ben Epidotte markasının yaratıcısı ve tasarımcısı olarak hem sosyal hayatımda hem de markamla bir kapı açmak ve değişime katkıda bulunmak istedim. Doğaya verdiğimiz zararla aslında en büyük kötülüğü kendimize yaptığımızın farkında olmalıyız. Geri dönüşüme önem vermeliyiz. Evimizi nasıl temiz tutuyorsak, sokağımızı şehrimizi dünyamızı da aynı şekilde korumalıyız. Türkiye de plastik/naylon poşetlerin marketlerde ücretlendirilmesi bence en güzel hareket oldu bizim için. Birçok kişinin bu yaptırım ile çevreye önem konusunda bilinçlendiğine inanıyorum.

Moda dünya kirliliğinde başı çeken endüstrilerden. Bu konuda markanızın ötesinde daha büyük düşünmeniz gerekirse, neler yapılması gerekiyor sizce?

Bir çok dünya markası artık defilelerinde bu konuyu ön plana çıkararak tepki gösteriyor. Tasarımların üzerinde konuya gönderme yapan kelime ve cümleler yer alıyor. Koleksiyonlarda kullanılan malzemeler ve defile mekanları bile çevreye duyarlı bir yaklaşımın altını çiziyor. Bu bence inanılmaz etkili bir yöntem. Hepimizin takip edip, ilham aldığımarkaların böyle çözümlerle karşımıza çıkması hepimizi bilinçlendiriyor ve değişime yönlendiriyor.

Türkiye’de sürdürülebilir markaların sayısı neden az dersiniz?

Doğal ve organik malzemeler diğer malzemelere göre daha pahalı. Bu da hem tasarımcıyı hem de alıcıyı zora sokuyor. Türkiye geri dönüşüme ve organik malzemelere yeni yeni kapısını açtı. Vegan restoranlar, organik kıyafet markaları gibi yeni sektörler var artık. Bu da hepimizin algısını ve bakış açısını değiştirdi. Şimdi daha aşinayız glütensiz hayata, sürdürülebilir malzemelere, organik marketlere...

Hedef kitlenizde kimler var? Doğaya saygı duyan bilinçli tüketici mi? Markanın büyüyebilmesi adına, hedef kitlenizi genişletmeniz ve bu doğrultuda daha çok yönlü bir satış politikası geliştirmeniz gerekiyor mu? Bu sizi arada bırakan bir konu mu?

Organik yaşayıp, doğayı seven ve koruyan, keşfetmeyi seven, tarz sahibi, cesur ve yaratıcı kişilere hitap ediyor markamız. En çok zorlandığım konu Epidotte markasını tanıtmak oldu. Yıkanabilir bir kağıt insanı gerçekten şok ediyor. Başlarda kağıdın suya ve yırtılmaya dayanıklı olduğunu anlatırken birçok yönteme baş vurmam gerekti. Zaman aldı insanların bu duruma inanması ve alışması. Ürünlerimiz tamamen doğal, el yapımı ve ithal malzemelerden oluştuğu için satış politikamız değişken olabiliyor. En faydalısı fuarlara katılmak oluyor. Alıcıyla birebir muhatap olabilmek, hızlı geri dönüş almayı ve deneyim kazanmayı sağlıyor. Gerçekten tek tek her tanıştığım kişiye ürünü anlattım, öyle bir malzeme ki ofisi arayıp inanmadığı için ürünü yakından görmek isteyen kaç kişi oldu tahmin edemezsiniz. Üstelik her gelen de eli dolu çıktı. İş birlikleri çok önemli, özellikle bilinen büyük markalarla iş birliği yapmak bizi olumlu etkiliyor.

Uzun yıllar deri ile çalıştıktan sonra kurdunuz Epidotte markasını. Ülkemizde hiç tanınmayan bir materyalle çalışma zorlayıcı oldu mu? 

Yedi senelik tasarımcı geçmişim ile içinde bulunduğum aile şirketi olan deri sektöründen yenilik yaratma hissiyle ayrılıp, uzun bir süre üzerinde çalıştığım, hayalini kurduğum projeyi gerçekleştirdim. Bir sene boyunca marka kimliği, hikayesi, malzemeleri ve ürünleri üzerine çalıştım. Numune ürünler dikip yakın çevremden olumlu/olumsuz aldığım tüm geri dönüşleri değerlendirip Epidotte’u hayata geçirdim. Hayatım boyunca aşina olmadığım yepyeni bir evreydi. Fakat bunun oldukça zorlayıcı olduğunu söylemem gerek, hiç duyulmamış, görülmemiş bir malzemeden koca bir marka yaratmak kolay değildi. Müze, sergi ve mağazaları gezmekle yetinmeyip; tüm gün boyunca bir kafede oturup insanların neler giydiğini, hangi mağazalardan alışveriş yaptıklarını, çantalarını nasıl taşıdıklarını bile incelediğim oldu. Ama edindiğim tecrübelerden yararlanıp fikirlerimi daha sağlam bir zemin üzerine oturtmam bugünlere gelmemi sağladı.

Markanın ismi nereden geliyor?

İsme karar vermem ise üç ayımı aldı. Ürünlerimin insanlara iyi geleceğini düşündüğüm için doğal taşları araştırdım. Binlerce taş çeşidi arasında epidot taşına rastladım. Yeniden düzenlenmeyi ve tazelenmeyi temsil eden, tedavi edici özelliğe sahip bir şifa taşı epidot. Şifacılar eskiden bu taşı hasta olan kişinin problemli bölgesine iyileşmesi için koyarmış. Ben de doğanın iyileştirici etkisini yansıtmak için seçtim bu ismi.

Yüzde 100 selüloz lifli özel kağıttan üretiyorsunuz ürünlerinizi. Bize biraz bu materyalden bahsedebilir misiniz?

Bu doğal kağıt, selülozun sıkıştırılmasıyla elde ediliyor. Daha önce kullanılmış kağıtlardan geri dönüştürülerek üretiliyor ve aynı zamanda da yeniden geri dönüştürülebiliyorlar. Pek çok çeşidi var bu kağıdın; tüylüsü, fosforlusu… Onlar da geri dönüşümlü ama işlem gördükleri için tam doğal olarak kabul edilmiyor. Zamanla hepsini getirmek istiyorum. İlk önce insanları doğal olanla tanıştırmak istedim. İnsanlar bu fikre alıştıktan sonra kağıdın farklı formalarını da getirmeyi düşünüyorum.

Pek alışık olduğumuz bir materyal değil, ilk nerede çıktı karşınıza?

Bu materyalle İtalya’da, yemek yediğim bir restoranda ekmek sepeti formunda tanıştım. Uzaktan deri gibi görünüyordu fakat malzemeye dokununca deri olmadığını anladım. Uzun araştırmalarım sonucu malzemenin yıkanabilir kağıt olduğunu öğrendim. Şaşkınlığım ve heyecanımla hemen üretici firmayı buldum...

Epidotte için yakın gelecekte ne gibi planlarınız var?

Epidotte İstanbul doğumlu ama global bir misyon taşıyan bir dünya markası olsun istiyorum. İnsanların beklentilerine, hikayelerine ve hayallerine göre sürekli gelişmekte olan bir marka olarak konumlandırdım. Epidotte atölyelerinde üretilen ürünlerimizle dünyayı etkisi altına alacak çevreye her daim duyarlı bir marka olma hedefindeyiz. Epidotte geçici bir trend değil bir yönelim ve bir yaşam tarzı; sadece bir aksesuar olmanın ötesinde günlük hayatımızın her köşesinde olacak.

BY LARA AKYEL