Search

ART & DESIGN FASHION TRAVEL CITY GUIDE INTERVIEWS AGENDA
Çarşamba 04 Eyl | Jamie Pearson

Arter’in Yeni Yüzü

Çarşamba 04 Eyl | BY

SHORT PROFILE

Name:Jamie Pearson

Dolapdere’deki kültürel hareketliliğe ivme kazandıracak Arter’in yeni binası Grimshaw Architects’in imzasını taşıyor. Bu sıra dışı mimarinin tasarımcıları arasında yer alan mimar Jamie Pearson müzenin yenilenen kimliğine ışık tutuyor.

Grimshaw Architecs x Arter iş birliği sonucu ortaya çıkan tasarımı nasıl anlatırsınız?

Grimshaw Architects’in Arter için yarattığı tasarım; birbirinden bağımsız programları bir arada sunma fırsatı tanıyan, ziyaretçilere müzeyi keşfettikçe ilham verecek, iç içe geçmiş bağlantılı geniş alanlardan oluşuyor. Farklı konsept ve etkinliklere kolayca adapte olabilen alanlar yaratmak bu projede en temel prensibimizdi. Arter’in ortak alanları, ziyaretçilerin etkileşime geçebilecekleri hareketli bir buluşma noktası sunarken, arşiv, sergi alanları ve ofislere de merak uyandıran bir giriş de sağlıyor. Yapının cephesindeki 3D girintili çıkıntılı paneller sayesinde güneş gün içerisinde sürekli yer değiştiriyor. Işığı manipüle eden paneller yapıya dinamik bir hava katmakla kalmıyor, şehrin geçmişinin de çağdaş bir yorumunu sunuyor. Şehre böylesine önemli bir yapı sunarken; İstanbul’un köklerini, geleneklerini ve kültürünü yansıtan bir yol izlemek fakat bunu modern materyal ve yöntemlerle uygulamayı tercih ettik.

Hem tasarım, hem de uygulama kısmında doğru ekibi kurmak sizce ne denli önemli?

Arter’in mimarisi Grimshaw’a emanet edildikten sonra, projenin kompleks yapısına hızlı ve pratik çözümler üreten, aralarında kendi alanında liderlerin bulunduğu dinamik ve multidisipliner bir ekip kurduk. İstanbul’dan Turgut Alton Mimarlık ile şehrin yapıları hakkında bilgi almak için çalıştık. Ayrıca, yerli danışmanlar, uzmanlar ve müteahhitler ile tasarım ve inşa aşamasında da sürekli dirsek temasındaydık. Grimshaw Architects olarak yaklaşımımızın merkezinde yapının vizyonunu oluştururken, beklenmedik problemlere çözüm getirire ve projenin sürekli gelişen ve evrilen doğasına ayak uydururken, başta Arter olmak üzere, diğer tüm partnerlerimiz ile işbirliği içinde olmak vardı. Bu kolektif bilgi aktarımı, ekibin projeye kendini adamışlığı ve gayretiyle birleşince, Arter’in yeni mimarisinin yüksek kalitedeki başarısı kaçınılmaz oldu. 

Grimshaw Architects bu tip projelerde nasıl bir çalışma biçimi benimsiyor?

Proje son derece komplike ve sofistike bir vizyona sahipti. Arter ekibi olarak gereklilikleri öngörmek, öncelikleri açık ve net bir şekilde belirlemek, işimizi fazlasıyla kolaylaştırdı. Metodolojimizin bir parçası olarak tasarım aşamasında gerçekleştirdiğimiz fikir toplantıları, her büyük projede uyguladığımız fikirleri kendi içinde kategorilere ayırarak, her bir kategori için yeni yöntem ve yollar planladığımız çalışma şeklimiz, sunduğumuz açık iletişim ve tartışma ortamı ile birleşince ortaya Arter’in beklentilerinin de ötesine geçen bir tasarım çıktı. Yapının mimarisi, Arter ve Vehbi Koç Vakfı’nın çağdaş sanat kanalıyla herkesin ulaşabileceği alanlar sunma arzusunu mümkün kılıyor.

Brief’e uygun hareket ederken, Grimshaw’un stilini de yansıtacak ne gibi detaylar var yapıda?

Güneş ışığını galerilerden uzak tutmak için yapıda minimum pencereye yer vermemiz gerekiyordu. Bu ihtiyaca karşılık vermek üzere çalıştığımız sayılı pencerenin yer aldığı cephede doku ve şekil konusunda sınırların dışına çıkabildik. İnsanlarda merak ve daha fazlasını görme isteği uyandırmak için, konkav, konveks ve delikli döşemelerin oluşturduğu kontrasttan faydalandık. Cephede kullanılan seramik taşlar, gün içerisinde değişen renkleriyle yapıya oyuncu bir hava kattı. Giriş ise az önce saydıklarımın aksine son derece sakin. Arter’in İstiklal Caddesi’ndeki girişine gönderme yapan boydan boya camla kaplı giriş, içeride neler olduğunu bir miktar açık ederek devamını keşfetmeye buyur ediyor. Müzeyle sokağı birleştirmek üzere tasarladığımız bu giriş, aradaki sınırları kaldırarak sokaktan geçen insanların fiziksel ve entelektüel yönden dikkatini çekmeyi hedefliyor.

Dolapdere İstanbul’un hızla yükselen semtlerinden biri. Arter’in de bu yükselişi hızlandıracağına şüphe yok. Bu misyonu taşıyan bir binanın tasarımını yapmak zorlayıcı oldu mu?

Dolapdere’nin son zamanlarda ev sahipliği yaptığı kültürel gelişmeler ve iddialı projeler semti hızlı bir dönüşüm içine soktu. Bizim adımıza işin zorlayıcı kısmı İstanbul’un spotları üzerine çeken semtinde, Arter’in tasarımıyla şehrin tarihi ruhunu usulca yansıtırken, semtin yenilenen enerjisine ayak uydurmasını da sağlayabilmek ve müzeyi mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir adres haline getirmekti.

Müzenin iç mimarisiyle ilgili neler söyleyebilirsiniz?

Galeri alanları üst katta, katın merkezinde bulunan bir avlunun etrafında kümeleniyor. Avlu, farklı galerilerin aynı anda görüş alanınıza girmesini sağlarken, yön bulmanızı da kolaylaştırıyor. Galeriler sergi ya da enstalasyonlara kreatif bir alan tanımak için boyut ve hacimlerine göre farklılık gösteriyor. Yüksek tavanlı galeriler, eğitim alanlarından görülebiliyor. Böylece eğitimler sanatla iç içe ilham veren bir ortamda sürdürülebiliyor. Aynı zamanda bu eğitim alanları, yapının dışarıya bakan ve ışık alan bölümlerine denk geliyor. Işık birbirini gören alanlar vasıtasıyla, yapının içerisinde hareket ediyor. Aşağılara inecek olursak, bodrum katı, üst katlara nazaran daha koyu ve sıcak tonların hakimiyeti altında. Burada geniş bir performans alanı ve çok yönlü kullanılabilen bir tiyatro salonu yer alıyor.

Arter’in yeni mimari tasarımı müzenin programına ne gibi yenilikler getirecek?

Arter yeni binasıyla, görsel sanatlar, performans ve multimedya arasındaki geleneksel sınırları ortadan kaldırarak yenilikçi ve daha yoğun bir deneyimi müzenin ziyaretçileriyle buluşturabilecek ve çağdaş sanatı mümkün olduğu kadar geniş bir kitleye ulaştırabilecek.

Birçok müze ve pavyon tasarladınız. Arter’i onların arasında öne çıkaran ne gibi özellikler sayabilirsiniz?

Arter’in eşsiz nitelikler sunan stratejik konumu sayesinde, müzeyi istenildiği gibi dış dünyaya açabildik. Galerilerin sanat eserlerini korumak için doğal ışıktan kaçınması, bizi mimari anlamda kısıtlıyor fakat Arter’in mimarisinde özenle konumlandırdığımız pencereler, ziyaretçilerin dış dünyayla bağlantısının kopmasının önüne geçti.

Grimshaw Architects aynı zamanda dünyanın en büyük havalimanı olan İstanbul Havalimanı’nın da tasarımcılarından. Son yıllarda İstanbul’a kattığınız bu iki mimari değerin, şehre turizm yönünden ne gibi katkıları olacağını düşünüyorsunuz?

Grimshaw’un yanı sıra Haptic Architects ve Nordic – Office of Architecture da İstanbul Havalimanı’nın konseptinin yaratılmasında rol oynadı. Orjinal tasarımına fazlasıyla sadık kalarak hayata geçmesi bizim açımızdan çok sevindirici. Havalimanı da, Arter de son derece cesur tasarımlara sahip, bu da İstanbul’u dünya mimarlık sahnesinde öne çıkaracak. Umuyoruz ki insanlar İstanbul Havalimanı’nda sonra İstanbul’u keşfetmeye Arter’le başlar.

İstanbul Havalimanı’nı tasarlarken öncelikleriniz nelerdi?

Havalimanının tasarımını yaparken önceliğimiz hem giden hem de gelen yolcular için basit, kullanışlı ve göze hitap eden bir mimari tasarım yaratmaktı. Bunu yaparken de, Türk kültüründen izler taşımasını istedik ve Mimar Sinan’ın işlerinden ilham almaya karar verdik. Her şeyin tek çatı altında gerçekleştiği, tek terminal konsepti sayesinde aktarma ve transferler çok daha pratik bir şekilde gerçekleştirilebiliyor, özenle tasarlanan her yönden şık ve donanımlı lounge alanları da uçuş öncesi keyifli bir bekleyiş sunuyor. Büyük bir yapı inşa ettiğimiz için yapının sağlamlığının da muazzam önem teşkil ettiği bir gerçek. Sadeliği ön planda tutarak son derece güvenli bir yapı yaratmak önceliklerimiz arasındaydı.

Dikkatimizi dünyaya çevirdiğimizde, şu sıralar MoMa’nın genişleme projesi ve bu proje kapsamında, Folk Art Museum’un yıkılıyor olması gündemde. Bu tip büyümelerin ya da yaratıcı ve fütüristik projelerin gerçekleştirilebilmesi için mimarinin esnek bir yaklaşıma sahip olması önemli mi?

Grimshaw her zaman binaların, esnek, adapte edilebilir ve kapasitesinin yapılma amacının çok daha ötesinde olması gerektiğini savunur. Konseptlerin tasarım ve inşa aşamasında bile ortaya çıkabilecek gerekli değişimlere, netliğini ve tutarlılığını kaybetmeden adapte olabilmesi son derece önemli. Bu prensiplere bağlı kalarak yaptığımız çalışmaların gelecekte gerçekleşmesi muhtemel yaratıcı ve yenilikçi değişimlere uyum sağlayacak esneklikte olmasına özen gösteriyoruz.