Search

ART & DESIGN FASHION TRAVEL CITY GUIDE INTERVIEWS AGENDA
Perşembe 05 Eyl | Join The Cool

Post-Sovyet Estetiği Üzerine

Perşembe 05 Eyl | BY ELİF BAYRAM

SHORT PROFILE

Name:Join The Cool
DOB:-

Ukrayna’yı nasıl bilirdiniz? Eski bir Sovyet ülkesi, Turuncu Devrim’in toprakları, motanka bebekler, vareniki, güzel kadınlar, “sınır ülkesi”, doğal gaz, Karadeniz, Vladimir Zelenskiy, Poroşenko, başkent Kiev, Lviv, Odessa, Kharkiv... Şimdi bildiğiniz her şeyi unutun ve Join the Cool’un sizi Ukrayna ile tanıştırmasına izin verin.

Kristina Podobed, Daria Svertilova, Genia Volkov ve Anastasiya Lazurenko’nun da dahil olduğu sanat kolektifi Join the Cool, klişelerden ve Post-Sovyet estetiğinden sıyrılarak Ukrayna’nın “üstü kapalı” gerçekliğini ortaya çıkarıyor. Dönemsel projeler etrafında bir araya gelen genç fotoğrafçılar ve sanatçılar, kendilerine has bir üslupla ülkenin estetik ve kültürel geçmişine referanslarla çağdaş Ukrayna’yı çiziyor; Ukraynalıların aşina olduğu ve dünyanın geri kalanına yabancı gelen Ukrayna’yı...

Fotoğraf, performans ve multimedya projeleri için bir araya gelen ekip, nesiller boyunca miras kalan kültürlerini küresel aktivizm akımından da etkilenerek işlerine yansıtıyor. Join the Cool’un kurucularından Daria Svertilova’yla konuştuk; bir sanat kolektifinin nasıl çalıştığı anlamak, Ukrayna’daki genç sanatçıların şartlarını öğrenmek ve ülkenin kültür sanat dünyasını keşfetmek için “Join the Cool’a “katıldık”.

Join the Cool’u kurma fikri nereden çıktı?

Genia Volkov bir kreatif ajans kurmak istiyordu; hem yapımcı hem de bir sanatçı olarak çalışabileceği, Join the Cool adlı bir ajans... Post-Sovyet estetiğine meraklı fotoğrafçıları bir araya getirmek gibi bir fikri vardı. Aynı zamanda Anastasiya, Kristina ve Daria THREESOME adlı bir oluşum içerisine girdiler; ülkemizin şanlı tarihine ışık tutmak ve oradan aldıkları ilhamı moda fotoğrafçılığına yansıtmak üzere hepimiz bir araya geldik ve Join The Cool’un doğdu. Aslında çok yeni bir alan; iş birliği yapan fotoğrafçılar var fakat biz eskiden yeniyi yaratmak için bir araya geldik.

İsminizin “Join the Cool” olduğunu düşünsek, ekibe biz de katılabilir miyiz?

Eğer yeterince havalıysanız, utangaç olmayın ve ekibe katılın derim. Etrafımızda o kadar yetenekli insan var ki kendimizi kutsanmış hissediyoruz. Bizim “cool” oluşumuz basitlik ve kolaylığı benimsemiş olmamızdan kaynaklanıyor.

Bir projeye başlarken hangi süreçlerden geçiyorsunuz?

Aslında tüm projelerimiz farklı ve “sihirli” bir süreçten geçiyor. Hazırlık dönemi bir yıl kadar alıyor, ardından iki yıl kadar da süreç devam ediyor. Prodüksiyona ne kadar emek harcadığımızı buradan anlayabilirsiniz... Bu nedenle her sene bir proje yapmıyoruz; bazıları çok planlı projelerken bazıları çok spontane bir şekilde gelişiyor. İşlerimizi içselleştiriyoruz; hepsine farklı bir yaklaşımımız var. Amacımız her projemizde yeni bir manifesto ortaya koymak; bu nedenle aşamada özenle ilerliyoruz.

Join the Cool, Kiev ve Odessa’dan sanatçıları bir araya getiriyor. Bu şehirler ekibin üretim süreçlerine nasıl yansıyor?

Evet, Kristina ve ben Odessalıyız ve burada yaşıyoruz. Aslında Genia, Crimea’dan ama Kiev’de yaşıyor ve çalışıyor. Anastasiya ise Luhansk’tan. Farklı şehirlerde sanatçılar olarak bir araya geldiğimiz için tüm ülkenin hatta dünyanın nabzını tuttuğumuzu hissediyoruz. Birlikte bir makine gibi çalışıyoruz; isyankar ve aykırı fikirleri bir araya getiren deli bir makine... Ülkemizde öne çıkan konuları küresel sanat sahnesine taşımanın yollarını arıyoruz.

Kiev ve Odessa’yı kültür sanat sahnesinde nasıl konumlandırıyorsunuz? Dolayısıyla Join the Cool’un bu şehirlerle olan ilişkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Post-Sovyet akımın uyanmasıyla iki şehir de çok popülerleşti. Fakat Join the Cool’un projelerinin derinliği ve kalitesi bu trendlerin ve modanın çok ötesinde.

Ukrayna’da bir sanat kolektifinin karşılaştığı en büyük sorun ne?

Tembellik ve sanata çok az bütçe ayrılıyor olması. Her ne kadar tembel olsak da o kadar “havalıyız” ki bir şekilde para buluyoruz!

Aslında bütün sorunlar aşılabilir. Eğer meselelere farklı bir açıdan yaklaşabilir, kalbinizi açar ve akıllı davranırsanız sorunlar sizi güçlü kılar. Join the Cool olarak biz problemleri deneyim olarak görüyoruz; onlara odaklanmak yerine; onlar üzerinden üretmeye ve enerjimizi başka yerlere kanalize etmeye odaklanıyoruz. Bu yaz Western Ukranine adlı projeyi tamamladık örneğin, şimdi de farklı bir projenin hazırlığı içerisindeyiz.

Bir kolektife dahil olmak,  genç bir sanatçının karşılaşacağı zorlukların üstesinden gelmede sanatçıya nasıl yardımcı olabilir?

“Şikayet etme, açıklama yapma” Banksy’nin bir sözü... Bu işlere başladığında o da genç bir sanatçıydı; sevgi her şeyin üstesinden gelir.

Join the Cool bu anlamda gençlere nasıl yardımcı oluyor?

Biz sadece sanat yapıyoruz; 7/24. Yaşıyoruz, seviyoruz ve rahatlıyoruz. Bu kadar.

Fotoğraflarınız ve projelerinizle güzellik anlayışımızı sarsıyorsunuz. Yeni “un-pretty” akımı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Biz gerçek güzelliğe inanıyoruz; onlar bunu “un-pretty: güzel olmayan” ve absürt olarak tanımlamayı tercih ediyor. Her nasıl tanımlamak istiyorlarsa... Ukraynalı gençler fark gözetmeksiniz beraber vakit geçiriyor ve moda dünyasının ve klasik sanat camiasının dayattığı standartları hiç umursamıyor. Biz bundan ilham alıyoruz.

Peki ya Post-Sovyet estetiği sizin için ne ifade ediyor?

Post-Sovyet kavramı, artık size olmasa da giymeye çalıştığınız pantolonunuz gibi... İçinde hareket edemediğiniz... Biz içinde hareket edebiliyoruz; sanatın ve sevginin dilini konuşuyoruz ve bu mirasın akılcı bir yolunu ortaya koyuyoruz. Bu Sovyet estetiği etiketi bizi çok yordu aslında. Örneğin; Join the Cool’dan önce kurduğumuz THREESOME her zaman küresel anlamda başarılı işler yapmış olmasına rağmen bu ölçekte değerlendirilmeye çalışıldı. Biz Sovyetler Birliği’nden de önce Ukrayna’nın tarih öncesine uzanan bir dönemden ilham alıyoruz.

Toplumun Join the Cool’un bu yeni estetik tavrına yaklaşımı nasıl?

Bizim bakış açımız bazı insanlar için kırıcı ya da rahatsızlık verici olabiliyor. Örneğin; toplumumuz içerisinde yıllardır süregelen çatışmalar ve stereotipileri ele alış biçimimiz...

Son olarak, çoğu kişi Kiev’i Berlin ile kıyaslıyor; bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Bizce Closer (Kiev’deki bir club) Berghain’den çok daha iyi!

BY ELİF BAYRAM