Search

ART & DESIGN FASHION TRAVEL CITY GUIDE INTERVIEWS AGENDA
Perşembe 18 Mar | MİLKA KARAAĞAÇLI

Hikayelerle Tasarlanan Zamansız Koleksiyonlar

Perşembe 18 Mar | BY SEVAL AKBULAK

SHORT PROFILE

BY SEVAL AKBULAK

Name:MİLKA KARAAĞAÇLI

Kendi ‘kısmetini’ markasında bulan Milka Karaağaçlı ile, ‘KISMET BY MILKA’ markasının tasarım estetik algısı ve zamansız koleksiyonları arasında bir yolculuğa çıkarak geleneksel takı anlayışının çok ötesine geçiyoruz!

Markanızın isminini oluştururken hikayesi nasıl gelişti? 

Mücevher ve tasarım her zaman hayatımın içerisindeydi fakat başka bir kariyer yolculuğundaydım. İletişim alanında uzun yıllar çalıştıktan sonra farklı bir şeyler yapmak istediğimi fark ettim. Kendimi bir şekilde ifade etmek, tasarımla insanlara hikayeler anlatmak gibi düşünceler her zaman vardı kafamda. İşimi seviyordum ve başarılıydım; ama kendimi tasarımla ifade etme fikri ağır bastı. Hayatımda bir yenilik istediğimin farkına varmaya başladığım o dönemde sık sık Londra’ya seyahat ediyordum ve bu seyahatlerde oradaki arkadaşlarıma nazar boncuklu, minik takılar götürüyordum. O kadar ilgi gördüler ki, acaba kendim bir şeyler mi tasarlasam diye düşünmeye başladım ve İstanbul’a döner dönmez ufak bir atölyede, içimden ne geçiyorsa üretmeye başladım. Nazar boncuğu fikriyle yola çıkarak hazırladığım ilk koleksiyonum “Protect Me” ile markamın ilk tohumlarını atmış oldum. Markam için öyle bir sözcük istedim ki hayatımızın içinde olsun, cümle içinde kolay kullanılabilsin, yabancılar tarafından da kolay telaffuz edilsin ve hayat felsefemi yansıtsın. Hayattaki her şeyi seçimlerimizin belirlediğine inancım sonsuz çünkü. Pozitif enerjiye inanıyorum ve istediğim her şeyin bu yolla gerçek olduğunu düşünüyorum. Benim kararım, benim tercihim, benim kısmetim diye düşünerek bu isme karar verdim. O yüzden “Kısmet” oldu. Tabii yıllar içinde marka büyüdü ve kendi anlamını yarattı. “KISMET BY MILKA” isminin bir bütün olarak bambaşka bir anlamı var artık bizim için. Sonsuz emek ve gayret ile hayata geçen KISMET BY MILKA’nın ismi, kendi marka yolculuğuyla birlikte de anlam kazandı.

‘KISMET BY MILKA’ markasının tasarım estetiği 10 yıl içinde nasıl gelişti?

KISMET BY MILKA’nın tasarım estetiği 10 yıl içinde kadının değişimini de sergiliyor. Başta; daha narin, daha utangaç, daha hassas olan KISMET BY MILKA tasarım anlayışı, zaman içinde güçlenen ve gelişen bir kadına dönüşerek bugünkü iddialı, modern, ayakları yere basan bir tasarım estetiğine kavuştu. Bu dönüşüm, ‘10th Eye’ koleksiyonunda net bir şekilde gözüküyor. Hala en sevdiğim koleksiyonlarımın başında gelen “Protect Me”deki ilk tasarladığım kirpikli göz ile aynı tasarım anlayışının daha da güçlenerek ikonik parçalara dönüştüğü ‘10th Eye’ koleksiyonu mücevherlerini yan yana koyduğunuzda KISMET BY MILKA’nın 10 yıllık tasarım estetiğindeki süreci net bir şekilde görebiliyorsunuz.

Peki bu gelişen tasarım anlayışı mağaza konseptine nasıl yansıdı?

KISMET BY MILKA’nın dünyası büyüyüp geliştikçe, anlatacakları da hikayeleri de arttı. Tasarım anlayışımız bir mücevherden öte, kişiye özel deneyimler sunan bir yapıya dönüştü. Bizim için her zaman iç içe olan sanat ile tasarımı daha net bir şekilde ortaya koymak, DNA’mızda var olan özel deneyimi bununla birleştirerek yansıtmak istedik. İşte tam da bu bakış açısıyla KISMET BY MILKA mağazalarının konseptini bir sanat galerisi gibi kurguladık. Ürünlerimizi mücevherden ziyade birer sanat eseri olarak sergilemek çok hoşumuza gidiyor. Bunun yanı sıra, mağazalarımızın vitrininde alışılagelmişin dışında bir enstalasyon çalışmamız bulunuyor. Bu konuda yetenekli sanatçı Ozan Türkkan ile çalışıyoruz. Kendisinin dijital sanat eseri sayesinde mağazalarımız tasarımla sanatın buluştuğu bir deneyim merkezi haline geldi. Bir mağazayı alışverişin ötesinde bir platforma çevirebilmek mutluluk verici. Bu öğelerin yanı sıra mağazalarımızın en önemli özelliği piercing stüdyolarımız. Tasarım mücevher ile sokak stilini marka DNA’mızda olduğu gibi mağazalarımızda da buluşturmuş durumdayız.

TASARIM ANLAYIŞIMIZ BİR MÜCEVHERDEN ÖTE, KİŞİYE ÖZEL DENEYİMLER SUNAN BİR YAPIYA DÖNÜŞTÜ.

Tasarımlarınızı alan ilk ünlü kimdi? 

KISMET BY MILKA’yı alan ilk dünya starı Madonna oldu. Bunun da çok özel ve anlamlı bir hikayesi var. İş için yurtdışında bir yolculuğa çıkıyordum, o zamanlar da kızım Mayra daha çok küçüktü ve ilk defa bu kadar uzak kalacaktım ondan. Yolculuk boyunca onun benim için anlamını, bana verdiği mutluluğu düşündüm. Bir anda Mayra’nın baş harfi M ile bir yüzük tasarımı geldi aklıma; hızla eskizlerini çalıştım. Yurtdışından döner dönmez de üretimini yaptık. O yüzük elimde oldukça Mayra da hep benimle olacaktı. Yüzük ortaya çıktıktan sonra Mayra’nın elinde yüzüklerin olduğu bir fotoğraf çektim ve bu fotoğrafı Instagram hesabımdan paylaştım. Kısa bir süre sonra Madonna’nın stil danışmanı bu yüzüğü Instagram hesabımda gördüğünü, Madonna’ya da gösterdiğini ve Madonna’nın bu yüzüğe bayıldığını, onun için sipariş vermek istediğini yazdı. Aslında bu yüzüğü sadece kendime tasarlamıştım, monogram koleksiyona dönüştürmek gibi bir fikrim yoktu. Madonna bu yüzüğü sevince onun için de birtane tasarladık; ardından Madonna tasarımları kendi Instagram hesabından paylaştı. 10 yıl önce bir röportajda bana KISMET BY MILKA’yı hangi ünlüde görmek isterdiniz sorusu sorulmuş; ben de hayranlığımı anlatarak Madonna demişim. Bunun gerçekleştiğini görmek büyük bir gurur. Bunun dışında, Meghan Markle da Hamsa yüzüğünü ve Seed bileziğini neredeyse her gün takıyor. Scarlett Johansson kulağını bizim piercingimiz ile deldirdi. Her zaman büyük hayaller kuran, hedeflerimi yüksek tutan bir insan oldum. KISMET BY MILKA’nın hem olduğu nokta hem de global anlamda birçok isim tarafından beğenilmesi beni daha da üretken olmak konusunda inanılmaz motive ediyor.

Az önce de söylediğiniz gibi Hollywood’dan birçok ünlü sizin takılarınızı takıyor; Beyonce, Jennifer Lopez, Cameron Diaz, Julia Roberts, Rihanna... Hatta Meghan Markle… Bu bir PR gücü mü, tasarımlarınızın özgünlüğü mü?

Bu KISMET BY MILKA’nın doğru adımlar attığının göstergesi. Her bir tasarım, her bir koleksiyon içinde ayrı bir hikayeyi barındırıyor. Tasarımların barındırdığı enerji ve duygular da insanlara geçiyor. Çünkü bahsettiğiniz her isim kendi talepleri ile KISMET BY MILKA takılarını seçerek alıyor. Özgün olmak, fark yaratmak kesinlikle yaptığınız her işte önem taşıyor. 

Son koleksiyonunuz kaç parçadan oluşuyor?

Koleksiyonumuz henüz tamamlanmadı sadece küçük bir kısmı Paris Moda Haftası’nda görücüye çıktı. Üzerinde hala çalışmaya devam ediyoruz ancak koleksiyon temasının gerçekten çok derin olduğunu söyleyebilirim. Değişim, transformasyon, farklı yaşam formları arasındaki akış gibi soyut kavramlar üzerine yoğunlaştığımız bir koleksiyon olacak. 

Birbirinden güzel bu tasarımların ardında size ilham veren şeyler neler?

Hayatın kendisinden çok ilham alıyorum; seyahatlerimden, sokakta gördüğüm insanlardan, tarihten, kendi geçmişimden. Her şey bana ilham verebiliyor ve yepyeni bir fikri bir anda kafamda doğurabiliyor. Koleksiyonlarımızın her biri bir hikayeyi resmediyor. Bu hikayeleri öncelikle nasıl tasarıma dönüştürürüz onu planlıyor ardından tam olarak da hayalimizi resmedip etmediğini, koleksiyonun hikayesini bütünsel olarak tamamlayıp tamamladıklarına bakıyoruz. Her ruha dokunmak, herkesin bu hikayeleri hissetmesini sağlamak bizim için en büyük motivasyon kaynağı. İlhamlarımızı yaşanmışlıklarımızdan, hayallerimizden, dünyada olup bitenden ve gelecekle ilgili öngörülerimizden alıyoruz. Yıllar geçtikten sonra geriye dönüp baktığımda görüyorum ki o kadar güzel bir şekilde gelişmiş ki koleksiyonlarımız ve hikayeleri. Bir şekilde hepsi birbirini takip etmiş ve desteklemiş. Her koleksiyon benim iç dünyamın birer yansıması. Her birinin ortak noktası ise, ilerlemek; daha iyisini başarmak ve sınırların ötesinde olmak gibi temaları işliyor oluşları.

Bir koleksiyon fikri nasıl doğuyor?

Ne zaman, nereden ilham geleceği gerçekten bir sır! Hiç beklenmedik zamanlarda gördüğünüz beklenmedik bir şey bir anda ilham periniz olabiliyor. Ben çok araştıran biriyim. İçinde bulunduğum sektör gereği, trendleri yakından takip ediyorum. Ancak yarattığım koleksiyonları trendlere paralel olacak bir şekilde tasarlamıyorum. Hoşuma giden bir temayı keşfettiğimde üzerine sonsuz araştırma yapıyoruz. Bir konseptin yapı taşına inip onu o yapan detayları belirliyoruz ve ardından 'moodboard'lar hazırlayarak tasarım dünyamızı oluşturuyoruz.

Koleksiyonunuzun tamamlanması ne kadar zaman alıyor? 

Koleksiyonların tamamlanma süreci aslında çok değişken. Bazen bir koleksiyon kendi kendini geliştirip bir anda onlarca parça ortaya çıkarabiliyor. Bazen de tek tek, daha zaman alan bir şekilde ilerliyor. Tasarım süreci çok incelikli bir süreç, o yüzden kesin bir süre söylemek zor.

Koleksiyonu çıkar çıkmaz incelediğiniz bir tasarımcı var mı?

Takip ettiğim çok fazla tasarımcı var. Ana akımın yanı sıra listemde pek çok yükselmekte olan tasarımcı bulunuyor. Farklı sektörlerden ya da farklı kültürlerden tasarımcıları takip etmek; beslenebilmek ve geleceğe dair trendleri önden hissedebilmek adına çok önemli. Örnek olarak verebileceğim isimler arasında; Thom Browne, Maria Grazia Chiuri, Virgil Abloh, Marine Serre ve Emily Adams Bode yer alıyor.

Bir tasarımın son halini aldığından nasıl emin oluyorsunuz?

Bu oldukça uzun ve incelikli bir süreç; bizim için de en önemli süreçlerin başında geliyor. Öncelikle tasarım için hayal ettiğimiz hikayeye bir form veriyor ve çiziyoruz. Daha sonra bu çizimin 3 boyutlu modelini bilgisayarda çalışıp ilk taslak üretimlerini yapıyoruz. Tabii bu noktadan sonra sürekli bir geliştirme ve iyileştirme başlıyor. Tasarım kadar üretim kalitesi ve işçilik de çok önemli. Dolayısıyla hem tasarımsal hem de üretimsel açıdan mükemmele ulaşana kadar bu adımlar tekrar ediliyor. Koleksiyonda olmasını hayal ettiğimiz tüm parçalara bu şekilde tek tek bakarak, hikayeyi tamamlayıp tamamlamadıklarından emin oluyoruz. Koleksiyon hazırlamak gerçekten emek istiyor; hem parçaların ayrı ayrı tasarımları hem de bütün olarak anlattıkları hikayeyi tam olarak içinize sindirmek çok kritik. Hayal ettiğimiz her şeyi somutlaştırabilmek ise büyük avantaj bizim için. Merkez ofisimizdeki atölyemizde işinin ehli bir üretim ekibimiz ve yeni koleksiyonlarımız için titizlikle çalıştığımız AR-GE ekibimiz bu süreci olabildiğince kolaylaştırıyor bizim için. Bununla birlikte, tasarımın son halini anlamak benim için tamamen bir his. Yıllardır bu işi yapıyor olmamın verdiği bir şey sanırım sevdiğim ve sevmediğimi çok net bir şekilde ayırt edebiliyorum. Bir parça atölyeden çıkıp bana ulaştığında onu ilk kendimde deniyor ve hoşuma giden ya da gitmeyen unsurları belirliyorum. Tasarım final formuna ulaştığında gerçekten anlıyorsunuz bir şekilde. İçime tam olarak sinmeyen hiçbir şeyi zaten mağazalarımızda görmeniz mümkün değil.

Hayatta satın almaya en çok tutku duyduğunuz objeler genelde neler?

Bir obje sayılmaz bence ama şüphesiz sanata yatırım yapmayı çok seviyorum. Sanat benim için bir tutku! Genç Türk sanatçıları desteklemeye bayılıyorum. O kadar yetenekli sanatçılar var ki ülkemizde göz ardı edilen. Bunun dışında cam ve seramik objeleri çok seviyorum; evimde birçok bu tarz tasarım objeye rastlayabilirsiniz.

‘İNSANIN KENDİ RUHUNU YANSITARAK YARATTIĞI PARÇALAR ZAMANSIZ OLUYOR.’

Bir parçayı “zamansız” kılan şey nedir? 

Trendlerin ötesinde tasarlanan parçalara zamansız demek doğru olur bence. İnsanın kendi ruhunu yansıtarak yarattığı parçalar zamansız oluyor. Bir parçayı tutkuyla, en ince ayrıntısına kadar, üzerinde zaman harcayarak oluşturduğunuzda o parça gerçekten kendine özgü bir ruha sahip oluyor. Formun ötesinde bir konsept zamansızlığı ifade ediyor. Trend odaklı tasarımın zamansız olabileceğine inanmıyorum.

En sevdiğiniz takınız ya da asla takmayacağım dediğiniz bir takı modeli var mı? 

Bu yolculuğa başladığım ilk tasarımım olan ‘Protect Me’ yani nazar boncuğundan ilham alarak tasarladığım kirpikli göz kolyem veya Mayra ile Mateo’nun M’sini sembolize eden Monogram yüzüğüm en sevdiğim takılar. Bugün tasarımsal olarak çok daha ileri bir noktada olsak da bu iki parça benim için hala özel bir yere sahip. Kesinlikle asla takmam dediğim bir takı modeli yok. Çünkü artık mücevherde sınır yok; malzeme, form, boyut, kısacası her şey artık farklı ve moda konusunda. Kendi zevkime hitap eden her şeyi takabilirim.

Takı tasarımlarını yapmayı istediğiniz bir marka var mı? 

Son dönemde daha da sık gördüğümüz markalar arası iş birliği çalışmalarını çok beğeniyorum. Eğer doğru birleşme olursa, ortaya çok keyifli işler çıkabiliyor. İki farklı marka DNA’sından ya yepyeni bir koleksiyon ya da bir alt marka oluşuyor. KISMET BY MILKA ile yan yana görmeyi en çok isteyeceğim markalardan biri Lego olurdu sanırım. Lego’nun yaratıcılığına hayranım; çocuklara sundukları bambaşka bir dünya var. Bu yaratıcılığın bir parçası olmak isterdim kesinlikle. Bir de Uniqlo çok beğendiğim bir marka; ürünlerinde farklı malzemeler kullanması, standardın dışına çıkması, sınırları zorlayan bir marka olması ilgimi çekiyor. En son yazar Haruki Murakami ile bir ‘collab’ çalışmaları oldu mesela KISMET BY MILKA ile de yan yana görmek isterim Uniqlo’yu.

Tasarımlarınızı yaparken en çok hangi materyalleri kullanıyorsunuz?

Tasarımlarımın tamamı 14 ayar ‘Roslow Gold’ ile yaratılıyor. Roslow Gold bizim imza rengimiz; kendi yarattığımız bu özel renk sarı ve pembe altın arasında kalıyor. İkisinin arasında, şeftali tonu bir renge sahip olan Roslow Gold’un avantajı her kombine ve her ten rengine çok iyi uyum sağlayabilmesi. Her anlamda gitgide özgürleşen bir dünyada yaşıyoruz neden taktığımız takıların rengi konusunda sınırlanalım. Bizi diğer markalardan ayıran özelliklerimizden biri de kullandığımız bu özel altın tonu. Bunun dışında elbette pırlanta kullanıyoruz. Beyaz pırlanta ve konyak pırlanta tasarımlarımızda en çok kullandığımız değerli taşlardan. Ayrıca yakut, zümrüt ve safir gibi renkli değerli taşlara da bayılıyoruz. En yeni koleksiyonlarımıza doğal taşları da entegre ettik. Opal, jasper, lava, turkuaz, çilek kuvars gibi doğanın harika renklerini taşıyan doğal taşlar. Pırlantayla bir arada kullanıldıklarında ortaya çıkan çarpıcı kontrast bence inanılmaz şık bir görüntü yaratıyor. Tasarım sürecinden ve takmaktan en keyif aldığım parçalar sanırım küpeler ve piercingler. Onları karıştırarak eşleştirmeye bayılıyorum. Bence küpe gerçekten takan kişiye farklı bir dinamiklik katıyor.

Dünyada size en çok ilham veren destinasyon ve oradaki gizli keşiflerinizden örnekler alabilir miyiz?

Şüphesiz Küba! İnanılmaz canlı ve hayat dolu bir yer. Sanki her an her yerde bir parti varmış gibi bir havaya sahip. Karayip kültürünün o neşeli tavrını her köşede hissediyorsunuz. Seyahatim boyunca o kadar pozitif bir enerji hissettim ki etrafımda, o enerji beni İstanbul’a kadar takip etti. Küba’daki gizli keşfim kesinlikle lokal restoranlar. İspanyol ve Karayip mutfağının füzyonundan oluşan Küba mutfağı Latin kültürünü birebir yansıtıyor. Baharatlı, inanılmaz lezzetler sunan bu mutfağı şık restoranlarda deneyimlemektense bence kesinlikle ara sokaklarda bulabileceğiniz sokak yemeği noktalarında tatmalısınız. Ülkenin kültürel yapısıyla gastronomik lezzetleri gerçekten çok iç içe.

''FARKLI YERLER KEŞFETMEK BENİM İÇİN BİR TUTKU; RUHUMU BESLERKEN, YARATICILIĞIMI DA İNANILMAZ DESTEKLİYOR HER SEYAHAT.''

Peki pandemiden sonra ilk gitmek istediğiniz yer desek?

Yeni Zelanda şu ana kadar gittiğim, gördüğüm her yerden çok farklı bir dünyaya sahip. Muhteşem doğasıyla sanki bu dünyadan değilmiş gibi bir atmosferi var. Maori sanatı inanılmaz ilgimi çekiyor. Yeni Zelanda’nın benzersiz kültürünün bana tasarım anlamında da büyük ilham kaynağı olacağına inanıyorum ve bu yüzden pandemi sonrası gitmek istediğim ilk destinasyonlardan biri burası! Farklı yerler keşfetmek benim için bir tutku; ruhumu beslerken, yaratıcılığımı da inanılmaz destekliyor her seyahat.

Stil dilinizi oluştururken size farklı şekillerde ilham veren ülkeler, kabileler var mı? 

Kesinlikle var! Farklı kültürler inanılmaz ilgimi çekiyor. Mesela geçtiğimiz sene çıkardığımız koleksiyon ‘Innerland’ tamamen Afrikalı Ashanti kabilesinden ilham alınarak tasarlandı. Bu kabile kullandığı zengin renkler ve enteresan sembollerle biliniyor ve kabile sanatının en güzel örneklerini sergiliyorlar. ‘Innerland’ koleksiyonunda bu kabileye ait birçok sembol görmeniz mümkün. Onun dışında doğal taşlar ve elde boyanmış iplerle hazırladığımız ‘Natural Stones’ isimli koleksiyon Mykonos’tan ilham alınarak tasarlandı. Cyclades adalarının vahşi ruhuna uygun olarak tasarlanan bu koleksiyon lapis lazuli, çilek kuvars, turkuaz ve jasper gibi taşların yanı sıra, volkanik bir bölge olan Santorini’yi sembolize eden lava taşlarıyla hazırlandı. En son çıkardığımız koleksiyon Balconies ise, tamamen İstanbul’dan ilham alınarak tasarlandı. Çocukluğumun geçtiği Büyükada, ada mimarisi, İstanbul’un Art Nouveau dönemine ait mimari eserleri, Rococo tarzındaki muhteşem balkonları ve ferforjelerinden esinlenerek hazırladığımız bu koleksiyonda kendi doğup büyüdüğüm şehri resmetmek beni gerçekten çok mutlu etti.

Medeniyetlerin takı tasarım sürecine baktığımızda Türkiye’nin takı tasarımına olan yaklaşımıyla ilgili ne düşünüyorsunuz? 

Takıdan önce altın Türk kültürü için çok değerli bir kavram. Altının zaten kültür merkezinde olduğu bir ülkede yaşıyor olmamız mücevhere ve takıya ilgiyi de doğrudan beraberinde getiriyor. Bundan yaklaşık 10 sene önce, Türk insanı için takının karşılığı kuyumcu gibi bir algı olsa da, KISMET BY MILKA olarak bu algıyı kesinlikle kırdığımıza inanıyorum. Takının özel günlerin ötesinde, günlük hayatta da kullanılabileceği düşüncesini ilk günden beri savunarak yarattığım KISMET BY MILKA, geleneksel takı anlayışının çok ötesinde, modern bir segment yarattı. Tasarım mücevherin öncüsü olarak, Türk kültürünün takıya olan yaklaşımını da değiştirip yönlendirdiğimize çok inanıyorum. Tabii trendleri belirleyen bir marka olmak, taklit edilmeyi de beraberinde getiriyor maalesef. Kendi markamın ve tasarımlarımın sayısız taklidini görmek insanların özgünlük problemi yaşadığının bir göstergesi sanırım. Büyük emekler ve hikayelerle yarattığımız koleksiyonların kopyalanıyor olması neyse ki beni eskisine göre daha az üzüyor. Çünkü tasarıma verilen değer her geçen gün artıyor, Z kuşağı bambaşka dinamiklerle yaşıyor. Biz hep önümüze bakmaya, yenilikçi olmaya, yapılmayanı yapmaya devam edeceğiz. 

Yakın zamanda gerçekleştirmeyi planladığın projeler hakkında bilgi alabilir miyiz? 

Çok farklı ve yenilikçi bir proje var aslında hayata geçirmek üzere olduğumuz. Marka olarak sürdürülebilirlik adına çalışmalar yapmaktayız. Yakın zamanda detayları hep birlikte göreceğiz.