Search

ART & DESIGN FASHION TRAVEL CITY GUIDE INTERVIEWS AGENDA
Cuma 21 Şub | Lado Lomitashvili

Genç, Dinamik ve Özgün

Cuma 21 Şub | BY ELİF BAYRAM

SHORT PROFILE

Name:Lado Lomitashvili

Ham bir şehir Tiflis. Gelişime ve dönüşüme aç; onu şekillendirecek yeni sanatçıları ve tasarımcıları çağırıyor. Kolay olmayan ama zorlukların ilham verdiği bu yolda yürüyen; Tiflis'in tasarım ve sanat dünyasını araştıran herkesin mutlaka adına rastlayacağı bir isim: Lado Lomitashvili, Tiflis'te genç bir sanatçı ve tasarımcı olmanın kurallarını anlatıyor.

Lado Lomitashvili kimdir? Tiflis Devlet Sanat Akademisi’nde eğitimine başlamadan önce neyin hayalini kuruyordu?

Çocukluğum, gerçekleşmemiş olduğuna minnettar olduğum komik düşlerle dolu. Günümüzde ise Lado Lomitashvili, devamlı olarak yenilik peşinde olan biri. Mimarlık eğitimi olmasına rağmen, çalıştığı bütün alanları kapsadığı için kendini bir sanatçı olarak tanımlayabilir.

Bir tasarımcı, sanatçı ve mimar olarak yaptığın her işte mutlaka takip ettiğin bir felsefe ya da bir yol var mı?

Kendime sınırlar çizmeyi sevmiyorum. Mimari, mimarinin ifade ettikleri, genel olarak üç boyutlu düşünce işlerimin uygulanmasında kilit rol oynuyor. Yapım ile ilgili kararları ve inşa alanını, farklı fikirlerle ele alarak değerlendiriyorum; çünkü çoğu olayda somut şekil ve konum, çalışmanın konseptine bir referans içeriyor. Başka şekilde anlatacak olursam, iki boyutlu bir yüzeyin bir heykel kadar gözlemlenebilir hale getirilmesi hakkında kafa yoruyorum.

Materyal ile ilişki nasıl? Bildiğim kadarıyla yerel malzemeler kullanmayı tercih ediyorsun...

Alana bağlı olarak değişebiliyor, zaman zaman formlar bana materyalleri kendileri öneriyor diyebilirim. Materyal, çalışmada baskın rolü oynayacak renk, biçim, ölçek ya da konum gibi unsurlara bağlı değişiyor. Kural olarak, mimari ya da sanat çalışmalarımda büyük sınırlar çizmiyorum. Mimari bana alanı iyice gözlemleyebilme ve algılama, güzel sanatlar ise materyal, şekil, renk ve dokuya karar verebilme konularında yardımcı oluyor. Tam da bu sebeple iki alanı birleştirerek, alan ve fiziksel objelerin tek bir amaca hizmet ettiği çalışmalar yapıyorum.


Bir tasarımcı, mimar ve sanatçı olarak, şehrin değişimi ve kültürel gelişimi hakkında sorumluluk aldığını düşünüyorum. Eğer öyleyse, nasıl aksiyonlar alıyorsun?

Kazakistan’da kendi sergimde10 kadar geziye rehberlik yapmıştım. Yerleştirmenin her bir kısmında, ziyaretçilerin yorumlarını dinledikten sonra kendi yaratım sürecimi anlatıyordum. Rehberliğim sırasındaki diyaloglarımız, hem benim hem de ziyaretçilerin aklında bir çok soru işareti yarattı. Hiçbir soruyu cevapsız bırakmamak adına elimden geleni yaptım; dinleyicilerden de gittikçe artan bir ilgi gördüm. İletişim benim için oldukça önemli; çünkü iletişim kendi düşüncelerimi ve anlatmak istediklerimi de daha iyi anlamamı sağlıyor. Şehrin dönüşümünün bir parçası olmak ile ilgili bir şikayetim yok; Tiflis’in hızlı gelişiminden ve sürekli olarak ilgi çekici mekanların yaratılıyor olmasından oldukça memnunum. Belki benim yaptıklarım da bu gelişimin bir parçasıdır.

Tiflis’te bir kafe ve kitapçı olan They Said Books senin imzanı taşıyor. Projenin başlangıcındaki ilham kaynağın ve motivasyonun neydi?

Mağazanın her yerinde, kahve çekirdeklerinin olgunlaşma ve nihayetinde “kararma” süreçlerini yansıtması amacıyla kahverenginin türlü tonlarındaki materyaller kullanıldı. Mağazadaki neredeyse her şey, kahve çekirdeğinin yapısından alınan ilhamın mağazanın ikonik rengi mavi ile bir araya gelişiyle tasarlandı.

They Said Books 

Kültürel aktivizm, senin için ne ifade ediyor? 

Bir sanatçı olarak kültürel aktivizmi, öncelikle ülkedeki güncel durumu anlayarak şehrin eksikliklerini giderecek şekilde yaratımlar yapmak olarak yorumluyorum.

Tiflis’teki güncel sanat ve tasarım sahnesini nasıl değerlendiriyorsun?

Tiflis’in çok ilginç bir dönemden geçtiğini düşünüyorum. Bu denli küçük bir şehre göre, sanat anlamında birçok aktivite var. Tasarım sahnesi de aynı ölçüde canlı. Tiflis’teki ortam bana da ilham kaynağı oluyor; Eindhoven Tasarım Akademisi’nde eğitimimi aldıktan sonra, Tiflis’e geri dönmeyi düşünüyorum.

Bugünlerde, genç Gürcü sanatçıların ve tasarımcıların baş etmesi gereken en büyük sıkıntı nedir?

Yüksek ihtimalle en büyük sıkıntı müşteri eksikliğidir. Sanat eseri ya da tasarım objesi almak isteyen çok az insan var. Çoğu sanatçı, sanatsal kimliklerini geliştirecek parayı kazanmak için başka işlerde çalışmaya devam etmek zorunda.

Bu probleme nasıl bir çözüm önerirsin?

Problem büyük ihtimalle ülkedeki ekonomik durumdan kaynaklanıyor; bunun nasıl çözüleceği ise hala bilinmiyor...

Bir profesyonel olarak Tiflis’te kalmayı tercih etmenin sebebi nedir?

Son zamanlarda Tiflis’te çevre hızla değişiyor. Yepyeni fırsatlar yaratan birçok yeni ve keşfedilmemiş alan var. Mimar ve sanatçılar olarak Tiflis’te bulunmak için heyecan verici bir zamanda yaşıyoruz; çünkü dünyadan gördüklerimiz ve deneyimlediklerimizle büyük adımlar atarak ileriye gitmek için doğru zaman. Dürüst olmam gerekirse, bir tasarımcı olarak yurt dışında pek fazla deneyimim olmadı. Eminim yurt dışında genç bir tasarımcı için çok daha kısıtlı imkan vardır. Tiflis’te rahatlıkla deneysel çalışmalar yapabiliyor ve materyaller hakkında bir çok şey öğrenebiliyorum, Avrupa’da her şeyin bu kadar pahalı oluşu da yeni yükselmekte olan bir sanatçı için hatırı sayılır bir zorluk.

Water and Everything Resistant

Tiflis’te Sovyet, geleneksel, modern ve çağdaş mimarilerin izlerini taşıyor ve her birinin örnekleri mevcut. Sence bu durum bir ahenk yaratıyor mu? Mimari anlamda Tiflis’i nasıl değerlendirirsin?

Tiflis’in birçok önemli mimari mirası ve sit alanı var. Şu anda bu sit alanlarından biri olan Karayolları Bakanlığı okul projemin bir parçası. Şehir bana kalırsa bugüne dek büyük radikal değişimler geçirdi; bu eklektizm özellikle yurt dışından gelenler tarafından oldukça özgün bulunuyor.

2018’de “Water and Everything Resistant” isimli projenle Tiflis Mimarlık Bienali’ne katıldın. Bu senin için nasıl bir deneyimdi?

Her objenin bir yerden başka bir yere taşınabilme özelliği vardır; fakat bana kalırsa bir objenin yerini değiştirmek enerjisini ve taşıdığı anlamı da değiştirmektedir. Eserin yerleştirildiği ortam, algının oluşmasına yardım edebileceği kadar algının bozulmasına da sebebiyet verebilir. “Water and Everything Resistant” projesi, büyük ihtimalle bugüne kadar yarattığım sergilerden en unutulmazlarından biri. Ayrıca bu projeyi kendi kültürel aktivizmimin bir parçası olarak görüyorum.

Water and Everything Resistant

Aynı zamanda fotoğraf da çektiğini biliyorum. Fotoğrafı hayatında nasıl konumlandırıyorsun?

Uzun zamandır manzara formatında fotoğraf çekiyorum, dolayısıyla renk dengesi ve düzenlemelerle uğraşıyordum. Bir gün kamerayı dikey yöne çevirdim ve bu durum görsel vizyonumu ve zevkimi bütünüyle değiştirdi. Fotoğraf, kendimi daha soyut olarak ifade edebilmemi sağladığı için izleyicilere eserleri öznel olarak yorumlayabilmeleri için daha fazla şans tanıyor. Bana göre çağdaş sanatın amacı, izleyicilere sanat hakkında daha fazla akıl yürütebilmeleri için alan açmak.

Son olarak bugünlerde üzerinde çalıştığın projelerden bahseder misin?

Güncel olarak Gürcistan’da iki mimari ve tasarım projesiyle ilgileniyorum, aynı zamanda yüksek lisans programıma devam ediyorum. Üçüncü olarak da meşhur Gürcü artist Niko Pirosmanı’nin müzesinin renovasyon çalışmasını yönetiyorum. Oldukça yoğun bir sene geçiriyorum ama kendimi zorladığım için memnunum.

BY ELİF BAYRAM