Search

ART & DESIGN FASHION TRAVEL CITY GUIDE INTERVIEWS AGENDA
Pazartesi 01 Haz | Lamia Al-Otaishan Aydın

Sınırlardan Uzak Bir Moda Anlayışı

Pazartesi 01 Haz | BY LARA AKYEL

SHORT PROFILE

Name:Lamia Al-Otaishan Aydın

Les Benjamins Kadın Koleksiyonu'nun direktörü Lamia Al-Otaishan Aydın ile modaya dair kısa bir sohbet.

Modaya olan ilgin nasıl başladı? 

Modanın hayatımın bir parçası olmadığı bir zamanı hatırlamıyorum. En büyük ilhamım olan annemin ben çocukken yaşadığımız evde çok güzel bir giyinme odası vardı; kız kardeşlerimle kıyafetlerini karıştırıp çılgın kombinler denerdik. Moda ve sanat dergilerinden beğendiğim görünümleri kesip bir albüm oluştururdum. Yani, her zaman modayla ilgiliydim diyebiliriz. 

O zamanlar moda senin için ne ifade ediyordu?

Moda her zaman benim için kendimi ifade etme araçlarımdan biriydi. Bir kalıba uymak ya da o günün trendini yansıtmak için değil, kendimi ve ruh halimi yansıtmak için giyinirdim, hala da öyle yapıyorum. Ben değiştikçe, stilim de değişiyor... Modayı kültürel bir akım ve sanat olarak görmeye devam ediyorum.

İlgini bir mesleğe dönüştürmeye nasıl karar verdin?

Pazarlama okuyan 19 yaşındaki bir üniversite öğrencisiydim ve o zamanlar moda tasarımcısı olmak benim için bir seçenek değildi. Ancak Beyrut’a taşındıktan sonra bir arkadaşımdan ilham alarak gözümü karartıp hayalimdeki moda tasarımcılığı kariyerinin peşinden gitmeye karar verdim; hayatımda verdiğim en doğru kararlardan biriydi.

Les Benjamins için çalışmaya başladığında kadın koleksiyonu nasıldı?

Kadın serisinin halihazırda bir sokak giyimi koleksiyonu vardı. Bünyamin ve ben kadın serisinin kendine has bir karakterinin olmasının yanı sıra benim tasarımcı kimliğimi de yansıtmasını istiyorduk. Bünyamin’in ve markanın vizyonunu, benim kişisel zevkimle dengeleyerek tasarımımlarımı yapıyorum. Les Benjamins kadınının, erkek serisini yansıtmayan, kendine özgü bir ruhu var ve bu da gururla temsil ettiğim Les Benjamins kadınına bağımsızlık ve güç veriyor. 

Les Benjamins’in hedeflediği kitlenin keskin sınırları yok; tasarımlar herkese hitap ediyor. Bu özgürlük alanı kimi zaman tasarım sürecini zorlaştıran bir faktöre dönüşüyor mu?

Aslında tam tersi. Müşterilerimizi bir kalıba oturtmamak tasarım sürecini özgürleştiriyor. Bu sayede, demografik ve müşteri profiline bağlı kalsaydık zorlayamayacağımız sınırları zorlayıp, yaratıcı denemeler yapabiliyoruz. Les Benjamins bir yaşam stili markası, o nedenle her zaman markanın nasıl cinsiyet, milliyet ve yaş kalıplarını aştığını vurguluyoruz. Dünyanın her yerinden, her yaştaki ve cinsiyetteki insanların Les Benjamins giydiğini görmek beni inanılmaz mutlu ediyor. Çünkü misyonumuz buydu ve moda tam olarak da bu; evrensel ve çok yönlü. 

Les Benjamins’in felsefesinde Doğu ve Batı’yı aynı çatı altında buluşturarak; modernize edilmiş bir Doğu yaratmak yatıyor. Bu fikir tasarımlara nasıl yansıyor?

Aslında Doğu ve Batı şeklinde ayrım yapmanın negatif bir algısının olduğunu düşünmeye başladık. O nedenle yeni bir marka sloganıyla ilerliyoruz; Modern Doğu. Les Benjamins, Doğu kültürünü, yeteneklerini, sanatını ve insanını yansıtıyor. Kültürümüzün sunduğu birçok şey var ve bizim amacımız dünyanın her yerindeki insanı bu konuda bilgilendirmek. 

Bu yönde tasarımlar yaratırken nelerden ilham alıyorsun?

İlham kaynağım bazen biriyle ettiğim bir sohbet, dinlediğim bir podcast, okuduğum kitap, seyahat ettiğim yerlerdeki mimari keşiflerim, yeni tanıştığım insanlar yani her şey olabiliyor. Tabii ki müzik ve sanat da bu sürecin çok büyük bir parçası. Özetle, yaşamdan ve yaşama sanatından ilham alıyorum.

Yeni mikro çanta koleksiyonu yakında çıkıyor, bu koleksiyonda nasıl parçalar göreceğiz?

Bu koleksiyonda hali hazırda var olan The OG modelinin mini ve mikro tasarımları var. The Box ve The Wing çantalarının da yenilenmiş tasarımlarını göreceksiniz. 2021 Sonbahar/Kış koleksiyonunun renkleriyle uyumlu olarak, siyah, kırmızı ve bordo gibi renklerde; vaketa ve suni timsah derisi gibi dokularda sunulacak. 

Les Benjamins’in bu yaz için başka planları var mı?

Bu yaz için planladığımız ve henüz açıklamadığımız çok şey var. O nedenle Les Benjamins sürprizleri için takipte kalın. 

Genellikle farklı alternatiflerle özgün stiller yaratılabilecek modern ve yalın parçalar tasarlıyorsun. Sence moda sektörünün geleceğinde -sürdürülebilirlik bağlamında da- bu parçalar mı var? 

Temel parçalar bizim için vazgeçilmez; onlar kesinlikle herkesin dolabındaki en önemli parçalar. Farklı tasarıma sahip parçalar bir ya da iki kullanımdan sonra rafa kaldırılırken, temel parçalar farklı tarzlarda stiller yaratılarak sayısız kez kullanılabiliyorlar. Bu nedenle, temel parçalara yatırım yapmak çevrecilik ve sürdürülebilirlik meseleleri açısından da önemli. Kişisel koleksiyonumda hala severek giydiğim üzerine 20 yıldan daha uzun süre geçmiş parçalar var. Temel parçaların çok yönlülüğü onları zamansızlaştırıyor. Ama ne yazık ki, moda sektörü henüz temel parçaların önemini ve sonuçlarını kavrayabilmiş durumda değil. 

Kişisel hayatında androjen bir stilin var. Bu tarzı nasıl tanımlarsınız?

Şahsen, konu moda olunca cinsiyetler arasındaki çizginin bulanıklaştığını düşünüyorum; feminen ve maskülen parçaları bir arada deneyimlemek bana çok ilginç geliyor. Küçüklüğümden beri zıt elementlere ilgim var ve zıtlıkların yarattığı uyum beni büyülüyor. Beni tanıyan herkes, jean ve topuklu ayakkabılarla; kimi zaman da elbise ve spor ayakkabılarla bir araya getirdiğim maskülen ceketleri çok sevdiğimi bilir.

Yakın zamanda moda, sanat veya başka bir alanda işbirliği planlanıyor mu?

Birçok kurumun ve insanın rol aldığı heyecan verici yeni projelerimiz var. Tabii ki, şu an detayları açıklayamıyorum ama kesinlikle yakın zamanda gelecek Les Benjamins iş birlikleri için takipte kalın. 

Dünyanın şu anki durumuna gelirsek, Covid-19 her sektörü derinden sarstı. Sence salgın sona erdiğinde moda sektöründe neler değişmeli?

Çok belirsiz bir dönemden geçiyoruz. Dijitalleşme hiç bu kadar önemli olmamıştı. Umuyorum ki salgın bittiğinde eski hatalarımızdan ders çıkararak hayata devam etmeliyiz. Çevre dostu bir politika benimsemek ve bir amaç için çalışmak özellikle dünya çapındaki markalar için çok önemli. 

Türkiye’nin salgınla verdiği mücadeleye destek olmak için Stay Home Stay Cozy adında bir kapsül koleksiyon çıkardınız. Bu koleksiyondan bahseder misin biraz?

Tıpkı şu an içinde bulunduğumuz gibi korkutucu ve belirsiz zamanlarda, toplumumuz bir araya gelip zorlukları yenmek için beraber çalışmalı. Bu nedenle, Benji topluma basit ve pozitif bir mesaj vererek bu krizin çözümüne destek vermek istedi. 

Karantina süresi boyunca çok fazla insanın üzerinde Les Benjamins’in renkli eşofman takımlarını gördüm. İnsanlar neden bu markayı tercih ediyorlar sence?

Her şey markanın ruhunda ve pozitif kalmakta bitiyor. İnsanlar, günlük hayatlarında daha önce hiç olmadığı kadar rahat ve içinde kendilerini iyi hissedecekleri tasarımlar arıyorlar. Bunu da bizim renkli ve pozitif tasarımlarımızda bulabiliyorlar. 

Karantina süresi yaratıcılığını tetikleyerek tasarımlar yapmana olanak tanıdı mı?

Evet, karantina boyunca birçok yeni şey tasarladım. Küçük koleksiyonlar ve ilham panoları tasarlamak, zihnimi canlı tutmak ve yaratıcılığımı beslemek konusunda bana iyi geliyor. Bu, benim çok severek ve keyif alarak yaptığım bir şey. 

Tüm dünyada faaliyetlerin durması ve sokağa çıkma yasaklarının artmasıyla doğada birtakım iyileşmeler yaşandı. Şehir merkezlerinde gezinen hayvanlar ve ciddi ölçüde azalan hava kirliliği gibi birçok beklenmedik ve olumlu haber aldık. Bardağa dolu tarafından bakacak olursak, bu salgından olumlu bir sonuç çıkarmanın mümkün olduğunu düşünüyor musun?

Tabii ki, bu haberleri destekleyen birçok bilimsel kanıt var. Bu salgın, hepimizi uzun süredir gerekli olan bir sorgulamayla karşı karşıya getirdi. Duraklayıp, önceliklerimizi gözden geçirip, dünya üzerindeki kötü etkilerimizi fark ettik. Bana kalırsa bu sebeplerden salgın bizim daha iyi ve hatta faydalı canlılara dönüşmemize yardımcı oluyor. 

Bu süreç kişisel olarak senin nelerin farkına varmanı sağladı? 

Bu süreçten hayat dersleri çıkardım diyebilirim. Salgın bana geri bir adım atıp, büyük resmi görme fırsatı verdi. Çok hızlı ve koşturmalı bir hayat yaşıyoruz ve bu da bakış açımızı daraltıyor. Salgın öncesindeki hayatımızda işlerimizi, projelerimizi tamamlayarak teslim tarihlerine yetiştirmek bir döngü halini almıştı ve bu asıl anlamlı şeyleri görmemizin önüne geçiyordu. O nedenle bu süreci, kıymetinin farkına varamadığımız; aileyle vakit geçirmek, kitap okumak, geç uyanmak, derin bir sohbete vakit ayırmak ve arkadaşlarla zaman geçirmek gibi basit aktivitelere odaklanarak geçiriyorum. Bu sayede aklımı ve vücudumu arındırabildim. 

BY LARA AKYEL