Search

ART & DESIGN FASHION TRAVEL CITY GUIDE INTERVIEWS AGENDA
Çarşamba 27 Kas | Magnhild Kennedy

Maskelerin Arkasındaki İsim

Çarşamba 27 Kas | BY DERİN ÖVGÜ ÖĞÜN

SHORT PROFILE

Name:Magnhild Kennedy

Bir taraftan güzelliğiyle hipnotize ederken bir taraftan tedirgin edebilen büyüleyici maskelerin ardındaki sanatçı Magnhild Kennedy “damselfrau” ismiyle sahnelere sızmaya başladı. Palmiye lifi ve akışkan ipek arasındaki her dokuya ve her renge uzanan özgün estetiğinin ardında yatan fikri, maskenin sosyal kodlarını ve besleyici iş birliklerini konuştuk.

Markanın ismi “damselfrau” ne anlama geliyor?

2000’li yılların başında Alman endüstriyel müziğe sarmıştım ve Almanca bana ilham vermeye başladı. Zaten kelimelerle oynamayı seviyordum. “Damsel” evlenmemiş kadın “frau” evlenmiş kadın anlamına geliyor ve bu iki kelime bir araya geldiğinde, benim için, kendiyle evlenmiş olmak gibi bir anlam ifade ediyor. Maskeleri yapmaya başladığımda “damselfrau” ismini kullanmak aklıma geldi.  

Maske tasarımına olan ilgin nasıl başladı?

10 yıl öncesine kadar gece kulüplerine dans etmeye çok giderdim. Londra’nın gece kulübü sahneleri farklı bir alt kültür. Her etkinlikte insanların kendi tasarladıkları kostümlerle geldiklerini görebilirdiniz. Bir gece, kulüp için bir maske yaptım ve devam ettim. Aslında benim ilgi duyduğum şey objenin kendisi. İnsanların çevrelerini objelerle çevrelemeleri ve bu objelerin bir yaşayışa yön verebiliyor olması fikri beni heyecanlandırıyor. O yüzden bir maskeyi değil bir alanı tasarlıyormuşum gibi hissediyorum.

Elindeki materyalle doğaçlama bir tasarım mı yapıyorsun yoksa önceden bir kompozisyon yaratıyor musun?

Bir manken kafası üzerinde materyallere şekil veriyorum ve daha sonra dikiyorum. Tasarım dikiş esnasında ortaya çıkıyor. İğnelediğim ilk tasarım ve maskenin son hali arasında bir hayli fark oluyor. Ortada organik gelişen bir durum var. Genellikle maskelerimin genlerini oluşturan küçük heykeller dikiyorum. Maskelerle kısa filmler çektiğim oluyor. Maske dünyasına belli bir perspektiften bakmamızı sağlayacak enstalasyonlar ortaya çıkardım. Önüme çıkan durumlara göre şekil aldığımı söyleyebilirim. Karmaşa olmadan, fazla düşünmeden. Kendim için süreci hafif ve eğlenceli bir şekilde geçirmeyi tercih ediyorum; ağır ve kavramsal konulara girdiğimde ilgim hızla kayboluyor.

İnsanların gittikçe daha şeffaf davrandığı bir dönemde yaşıyoruz. Düşünceler, vücut tipleri, stil seçimleri, kültür, dil vs. Maskelerin bu dönemin değer sistemiyle çatışan bir aksesuar olduğunu düşünüyor musun?

Maskeleri şuan her yerde görebiliyoruz. Tüm bu şeffaflığın yanında büyüyen bir mahremiyet ihtiyacının olduğunu düşünüyorum. 

Seyahat etmeyi seviyor musun? Yeni yerleri görmek sana ilham verir mi?

Seyahat ettiğim zaman hareket halinde olmaktansa bir yerde vakit geçirmeyi seviyorum. Gündelik hayatın ögelerini seviyorum. Londra’da yaşıyor olmamın verdiği farklı bir his de var. Zaten sürekli seyahat ediyor gibi hissediyorum. Yüzlerce farklı yüz ve çok büyük bir alan; burayı çok seviyorum. İşim içinde harikalar yaratan bir durum bu. Londra’da keşfedebileceğiniz o kadar çok materyal var ki!

Yakın gelecekte “damselfrau”dan neler beklemeliyiz? 

Doğduğum yer Trondheim, Norveç’te National Museum of Decorative Arts and Design’da ilk büyük sergimi düzenledim ve bu yılın büyük çoğunluğu bu sergiye hazırlanmakla geçti. Bu yüzden sanıyorum ki bir süre stüdyomda sakince çalışıyor olacağım. 

Röportajın devamı Bone Ekim’de.

Sipariş vermek için https://bonemagazine.com/tr/shop/magazine

BY DERİN ÖVGÜ ÖĞÜN