Search

ART & DESIGN FASHION TRAVEL CITY GUIDE INTERVIEWS AGENDA
Perşembe 01 Eki | Merve Hasman Salvatori

Travel with a Local: Forte Dei Marmi

Perşembe 01 Eki | BY SERDAR KARABATI

SHORT PROFILE

Name:Merve Hasman Salvatori

En güzel seyahatler en plansız olanlarıdır diyerek Merve ile hayatının aşkını bulduğu Forte Dei Marmi ve Pietrasanta bölgelerini konuşacağız.

Yıl 2015. Merve ile Mykonos’tayız. Ben sabahlara kadar partiler miyiz derken kendimizi oldukça sakin,  chill-out bir tatilin içinde bulduk. Merve alnına yerleştirdiği labradorit taşıyla tatil boyunca üçüncü gözünü açma çalışmaları yaparken, benim elim işte gözüm oynaştaydı gerçi.  Gerçek tatil de bu kadar koşulsuz olunca güzel değil mi? Biz Türkler genelde bir yere giderken kendimizi fazlasıyla koşullarız. İbiza’da partileyeceğim, Paris’te çılgın alışveriş yapacağım, Londra’da en iyi müzikalleri izlemeden dönmeyeceğim, San Sebastian’da damak zevkimin doruklarına çıkacağım… Peki gerçekten hep böyle mi oldu? Tabii ki hayır. En güzel seyahatler en az plansız olanlarıdır diyerek Merve ile hayatının aşkını bulduğu Forte Dei Marmi ve Pietrasanta bölgelerini konuşacağız. 

Mykonos tatilimizde bile bir İtalyan erkeğiyle evleneceğim dediğini çok iyi hatırlıyorum. Her zaman inançlı ve spiritüel bir tarafın vardı. Hala çok mutlu bir evliliğe sahip olduğuna göre doğal taşlar ve meditasyon işe yaramış gibi görünüyor ne dersin? 

Benim için hayatta en önemli kelime “inanmak ‘’. İnsanın en başta kendine sonra da hayata inanması gerektiğini düşünenlerdenim. Spiritüel tarafım ve Allah inancım her zaman çok büyük oldu. Hepimiz bir mucizenin parçasıyız sonuçta ve aslında dışarıda aradığımız o ilahi gücün hepsi kendi içimizde. İnsan bunu keşfettiği zaman, hayat o kadar keyifli bir hale geliyor ki… Ben kalbimi bütün kötülüklere ve haksızlıklara rağmen temiz tutmaya çalıştım, hiç kimseyi bilinçli olarak üzmemeye gayret gösterdim. Sanırım bu spiritüel yolculuktaki en önemli sır tam da bu. Günün sonunda ne yaparsanız yapın, isterseniz sabahtan akşama meditasyon yapın kalbinizi kirletmişseniz bir kere, her şey daha zorlaşıyor. Benim deyimimle ‘’Hayata inandığınız kadar, hayatın da size inanması gerekiyor”.

2015’teki doğum gününde, annen ve arkadaşlarınla gittiğin Forte dei Marmi’deki Osteria A’Pagliai adlı restoranın ünlü şefi Tommaso Salvatori ile tanıştın. Ve Tomasso ile hayatını kısa sürede birleştirip Forte’ye taşındın. O zaman bölgedeki favori noktalarını konuşmaya kendi restoranınızdan başlayalım. Tommasso tarz olarak nasıl bir şef ve mutfakta neler var?

Tommaso’nun mutfağı daha çok içgüdüyle hazırladığı lezzetlerden oluşuyor. Tommaso için, bulunduğu bölgeden, oradaki ürünlerden ilham alarak hazırladığı menülerin en önemli püf noktası, dengeyi bulmaktan geçiyor. Gerek yemek yaparken gerek menü hazırlarken dikkat ettiği en önemli şey her şeyin bir harmoni içinde olması. Felsefe ile mutfak sanatını birleştiren bir şef diyebiliriz. Buraya gelirseniz denemeniz gereken 4 tabak önereceğim: Ravioli Ricotta Carciofi e Tartufo, Tordelli a Ragu, Bistecca Fiorentina nel Forno a Legna ve Bonboloncini..

Forte dei Marmi aslında bir Amalfi, Positano veya Portofino kadar global bilinirliğe sahip olmasa da İtalyanların çok iyi bildiği, seçkin ve zengin İtalyanların tercih ettiği yazlık bir bölge. Bölgenin öne çıkan özelliklerinden bahseder misin? 

Forte dei Marmi’nin kelime anlamı: Mermerin Gücü.  1788 yılında Toskana Büyük Dükü Peter Leopold II bölgeyi saldırılardan korumak için Forte Lorense adlı bir kalenin inşasını yaptırmış. 20. yüzyılın başında ise bu kale Apuane Dağları’ndan gelen mermerlerin deniz yoluyla nakliyesi için depo görevini üstlenmiş. Böylece bölge mermer üretimi ve ticaretiyle anıldığı için Forte dei Marmi olarak bilinmeye başlamış.

Forte dei Marmi aslında İtalyanların en önde gelen ailelerinin yazlık evlerinin olduğu bir bölge. Forte dei Marmi’yi Forte yapan aile İtalya’nın en köklü ailelerinden biri olan Agnelli ailesi (Fiat şirketinin orijinal kurucuları), dolayısı ile seçkin bir yer olmasının kökeni çok eskilere dayanıyor. Bildiğim kadarı ile Andrea Bocelli, Mina ve Giorgio Armani’nin de burada evleri var.

Tomasso’nun ve senin favori restoran ve kafeleriniz hangileri? Hangi restoranda ne yemeliyiz?

Kahvaltı etmek için favori yerlerimiz Forte dei Marmi’deki Caffè Principe ve yine Forte yolundaki Aldo.

Restoran olarak ise iyi carpaccio, tartar veya sushi için füzyon mutfağı ile ünlü The Fratellini’s, deniz mahsulü sevenler için Bistro, eşsiz bir kumsal manzarası eşliğinde yemek için Gilda (yaz kış oradayız), ve tabii ki pizza için Al Bocconcino bölgedeki en iyi mekanlar.

Bu arada Forte’de Michelin yıldızlı restoranlarımız da var: Restaurant Lux Lucis, Restaurant Lorenzo, Restaurant Bistro.

Bölgeye yazın tatile gelenlere hangi otelleri önerirsin?

Benim Forte dei Marmi’de en sevdiğim yer Villa Gilda, hem beach club hem otel olduğu için pratik ve konforlu. Şehrin merkezinde ise California Park Hotel. Daha makul bütçeler için ise Hotel Goya’yı öneririm.

Siz İtalyanlar plajlara Bagno diyorsunuz. Hangi Bagno’lara gitmeliyiz?

Benim en sevdiğim Bagno, Bagno Gilda. Hem çalışanları, hem denizi, hem yemekleri tek kelime ile şahane. Aynı alanda güneşlendiğiniz insanlar bile şahane. Burada yaşayan biri olarak zamanla anladım ki Bagno’ların da kendi içlerinde bir kültürü var. Lokaller olarak Bagno’larda arkadaşlıklar kurabiliyorsunuz.

Forte’ye geldiğimde bu kadar küçücük bir kasabada Chanel’den Louis Vuitton’a birçok lüks markanın butiğini görünce oldukça şaşırmıştım. Önerebileceğin lokal butikler de var mı? 

Çok fazla dükkan gezen biri olmasam da benim en sevdiğim butik Pietrasanta’ki Zoe. 

Geldiğimde denk gelmese de bazı festivaller ve pazarların da ünlü olduğunu duydum?

Forte dei Marmi’nin en önemli etkinliği çarşamba ve pazar günleri kurulan pazarı. Festival olarak da, ben henüz gitmedim ama Lucca Comics en meşhur festival diyebilirim. Her ayın 1’inde de Pietrasanta’da antika pazarı oluyor. 

Yakın bölgelerde nerelere kaçıyorsunuz?

Bir yere gitme imkanımız oldukça Bolgheri veya Siena’ya kaçtık. Agriturismo otellerinin hepsi birbirinden şahane diyebilirim.

Forte sahilinin hemen arkasında yer alan Pietrasanta’dan da bahsetmek isterim. Orta Çağ kasabası olan Pietrasanta İtalya’nın en sanatsever noktalarından biri olarak biliniyor. Kasabadaki sanat galerilerinden bahseder misin?  

Pietrasanta uzun süredir sanatçıların himayesinde olan bir bölge. 15. yüzyılda, esas olarak mermerlerle bağlantısı nedeni ile önem kazanmış bir yer. Zamanında, Michaelangelo, Pietrasanta’da yerel taşın güzelliğini fark eden ilk heykeltıraş olmuş. 

Aynı zamanda Fernando Botero gibi bir sürü sanatçıya da ev sahipliği etmiş. Hatta kasabanın girişinde bir Fernando Botero heykeli sizi karşılıyor.

Kasabada bir sürü sanatçının dükkanı bile sanat galerisi tadında. Benim en beğendiğim sanat galerileri her zaman çok enteresan sanatçıların ve heykeltıraşların işlerine ev sahipliği yapan Barbara Paci Art Gallery ve Futura Art gallery.

5 Duyu ile Forte:

Koku: Bahçe kokusu, bana çocukluğumu hatırlatıyor, Yeşilköy’ü.

Tat: Anneannemin mutfağı. Hayatı mutfakta geçerdi anneannemin, çok emek verirdi yaptığı yemeklere...

Doku: Kırılgan, benim gibi.

Ses: Lucio Dalla, Caruso

Renk: Beyaz. Her şey yapabildiğim için; evim, tatil yerim, Kış bahçem, yazım, huzurum.

BY SERDAR KARABATI