Search

ART & DESIGN FASHION TRAVEL CITY GUIDE INTERVIEWS AGENDA
Çarşamba 18 Eyl | Nada Debs

Zanaata Övgü

Çarşamba 18 Eyl | BY ELİF BAYRAM

SHORT PROFILE

Name:Nada Debs

Geleneksel teknikleri modern bir anlayışla yeniden yorumlayan Nada Debs, Beyrut'taki tasarım stüdyosunda kültürler, geçmiş ve gelecek arasında tasarım aracılığıyla yeni bir bağ kuruyor.

Tasarımcı olmaya nasıl karar verdiniz?

Çocukluğumdan beri çizmeyi ve boyamayı çok sevmişimdir; fakat tasarım hakkında sevdiğim şey parametreler-yerçekimi ve kütleyle çalışmak; pratik ve işlevsel olmak. Tasarım, benim için yaratıcılığa anlam kazandırdı. 

Lübnan’da doğup Japonya’da büyümüşsünüz, daha sonra ABD ve İngiltere’de yaşamışsınız... Tüm bu farklı kültürlerin izlerini tasarımlarınızda görmek mümkün. Eğer bir tasarımcı olmasaydınız, biriktirdiğiniz kültürel zenginliği nasıl yansıtırdınız?

Kültürel birikimimi tasarım işlerime entegre ettiğim doğru. Bir tasarımcı olmasaydım, bu kültürleri yansıtmak için spiritüelliğimi kullanırdım diyebilirim. Spiritüellikte var olan birçok ortak element, sonuç olarak aynı amaca hizmet ediyor.

Bütün bu ülkelerden sonra, neden Beyrut’a dönüp çalışmalarınıza burada devam etmeye karar verdiniz?

Bir şekilde köklerimi aradığıma inanıyorum - ait olduğum yerde olmak istediğim için döndüm. Yolculuğumun başlangıç noktasına, evime gittikçe yaklaştığımı fark ettim ve Beyrut’a döndüm.

Beyrut sizi bir tasarımcı olarak nasıl besliyor?

Beyrut, ilham almak için harika bir yer. Kontrastlarla dolu ve çok katmanlı bir yapıya sahip; lüks ve geleneksel yaşam biçimleri iç içe. Aynı zamanda deniz ve dağlar bir arada - ışık çok farklı bir şekilde yansıyor. Haliyle tüm bu çeşitlilik insanların ruh halleri ve yaşam tarzlarına da yansıyor. İnsanlara hakim olan açıklık ve merak, sürekli yeni şeyler istemeleri beni de yaratmaya motive ediyor, fırsat veriyor. Tasarım ve üretim süreçlerini kolaylaştıran; şehrin esnafının ulaşılabilirliğidir, benimle farklı deneyler yapmaya da oldukça istekli olmuşlardır.

Benimsediğiniz “az, çoktur” felsefesi Japon minimalizminden geliyor ve siz onu Orta Doğu’nun geleneksel dekoratif sanatlarıyla harmanlıyorsunuz. Bu birleşimde dengenin sırrı nedir?

Gerçekten bilinçsizce yaptığım bir şey, ama genellikle Orta Doğu tasarımlarının dekoratif desenleriyle, üzerinde çalıştığım işin mesajını iletmeye yetecek kadarı elimde kalana dek katmanları ayırmaya çalışırım - mesajım el işçiliğinin kalitesini ortaya koymak. El işçiliğini baş role taşımak için de “az, çoktur” felsefesini benimsiyorum.

Bize yeni bir koleksiyonun hazırlık sürecinden bahsedebilir misiniz?

Tüm koleksiyonlarımın arkasında bir konsept ve hikaye var. Geleneksel el işlerini inceleyip onlara nasıl yeniden hayat verebileceğimi düşünüyorum. Örneğin geleneksel tavla oyunu; kakmacılık sanatının işidir. Genellikle doğal ahşaptan yapılır. Kakma kısımlarına renklendirilmiş tahta parçaları ekleyerek ve köşelerini yuvarlatarak modernleştirdim. Tasarımlarım, el işine sadık kalarak deneyler yapmak üzerine kurulu.

Kullandığınız hammaddelerle ilişkinizi nasıl tanımlarsınız? Anladığım kadarıyla materyalleri ve teknikleri karıştırmaya açıksınız…

Materyaller ve tekniklerle deney yapmayı gerçekten çok seviyorum. Nesillerdir devam eden el işi tekniklerini yeniden keşfetmeyi… Geleneğe bağlı kalarak, günümüzün yaşam biçimine uyacak modern unsurları kullanmaya çalışıyorum.

Zanaatkarlarla nasıl iş birliği yapıyorsunuz? Tasarımcı-zanaatkar arasındaki iletişim nasıl ilerliyor?

Başlangıçta zanaatkarları yeni ve farklı şeyler yapmaya ikna etmek zor olmuş olsa da; onlarla oldukça fazla zaman geçirdim ve onların tutku ve geleneklerine saygı duyduğumdan, zanaatlerini desteklediğimi bildiklerinden emin oldum. Yaptıkları işten duydukları gurur gerçekten hayran olunası. Beni en başta onlarla çalışmaya iten de buydu zaten; onların tutku ve enerjisini modern parçalarla yeniden gündeme getirmek ve konuyla ilgili bir farkındalık yaratmak istedim. Yaptıkları işi daha yükseğe taşımak istediğimi anladıklarında ortaya çıkan da doğal bir şekilde gelişen iş birlikleri oldu.

Teknoloji çağında seri üretim ve “IKEAlaşma”nın el işçiliğiyle içinde olduğu rekabet hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bunu bir rekabet olarak görmüyorum. Günümüzde yeni teknolojileri kullanarak yaratma ihtiyacını tamamen anlıyorum; özellikle devamlı artan dünya nüfusunu düşünürsek... Eskiden seri üretim olan el işçiliğiyken şimdi bir lüks objesine dönüşmüş durumda. Bu gelişmenin normal olduğunu düşünüyorum. Yiyecek sektörü de aynı; seri üretim yiyecekler ve yeni tarifler yaratan, alanlarında uzmanlaşmış şeflerin elinden çıkan yemekler… Benim için el emeği, o işe odaklanmış bir insan enerjisi olması demek - ister sandalye yaratan bir zanaatkar olsun ister yemek pişiren bir anne. Çünkü ikisi de ortaya çıkan parçaya tutkularını aktarır.

Bildiğim kadarıyla dünyanın dört bir yanından seramikler topluyorsunuz. Neden seramik konusunda bu kadar tutkulusunuz?

Seramiklerin değişkenliğinin çok güzel olduğuna inanıyorum. Üzerlerindeki el işçiliğini gerçekten gözlemleyebilirsiniz.

İç savaşın üzerinden sadece 20 yıl geçmiş olmasına rağmen Beyrut sanat, tasarım, moda ve gastronomi konularında oldukça gelişmiş ve zengin bir şehir. Son 20 yılı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Lübnanlılar yeniliğe açık, tutkulu insanlar. Yeniliğe olan ilgi, sanat ve yaratı işlerde çalışan herkese yeni imkanlar sağlıyor. Artarak da devam edeceğini düşünüyorum. Böyle bir olanağa sahip olmamızı çok seviyorum.

Profesyonel bir tasarımcı olarak takip etmeyi asla bırakmadığınız bir gelenek var mı?

Evet, zanaatkarlarıma duyduğum saygı. Her zaman zanaatkarların nasıl çalıştıklarını izlemeye ve onlardan bir şeyler öğrenmeye çalışıyorum.

Beyrut’ta tasarım bakımından en sevdiğiniz yerler nereler?

Beirut Terraces isimli Herzog&de Meron binasını çok seviyorum, Bernard Khoury’nin mimarisini de çok takdir ederim. İç mekana gelirsek, Liza’nın verdiği çağdaş Lübnanlı hissini seviyorum. Son olarak, Albergo Hotel ve Beit Douma gibi Beyrut’un kültürünü yansıtan bazı butik oteller de tasarım anlamında oldukça başarılı.

Beyrut’u hiç ziyaret etmemiş birine şehri nasıl anlatırsınız?

Her şey enerjiyle alakalı. Hissetmeniz için deneyimlemeniz gerekiyor, kelimelerle anlatılamaz.  

BY ELİF BAYRAM