Search

ART & DESIGN FASHION TRAVEL CITY GUIDE INTERVIEWS AGENDA
Pazartesi 12 Ağu | NAZLI BOZDAĞ

Eski İstanbul'a Güzelleme

Pazartesi 12 Ağu | BY LARA AKYEL

SHORT PROFILE

Name:NAZLI BOZDAĞ

Yüzyıllardır farklı kültürlere sahne olan bu kadim şehrin zarafetini gün yüzüne çıkarmayı misyon edinen Marché İstanbul’un kurucusu Nazlı Bozdağ; doğa dostu materyalleri zamansız detaylarla harmanlıyor.

Nazlı Bozdağ markasının ardından Marché İstanbul ile karşımızdasın. Deriden, sürdürülebilir materyallere keskin bir geçiş oldu. Bu geçişin ardında nasıl bir hikaye var?

Markanın geçmişi iki sene öncesine dayanıyor aslında ama hayata geçmesi biraz zaman aldı. Zaman aldı da demek istemiyorum; her şeyde olduğu gibi su akıp yolunu buldu. Daha önceden hayata geçmiş olsaydı tüm dikkatimi ve emeğimi

markaya kanalize etmem çok zor olurdu.

Bu iki marka birbirinden ne kadar ayrışıyor?

İki marka da sade ve günlük yaşamın her anına uygun tasarımlar barındırıyor. Nazlı Bozdağ’ın deri ürünleri için lokal üreticilerle çalışıyorduk. Marché İstanbul’a geçtiğimizde sadece kullandığımız malzemeler değişti. Deri ile daha küçük bir kesime hitap ediyorken şimdi daha geniş bir kitleye ulaşıyorum. Bu da beni daha çok mutlu ediyor.

İkisini aynı anda sürdürmeyi mi planlıyorsun?

Nazlı Bozdağ marka olarak artık devam etmiyor. Tüm ilgi ve emeğimizi Marché İstanbul’a yönelttik. Uzun yıllardır uğraştığım Nazlı Bozdağ, biraz baba mesleğinin uzantısıydı ve malzemeyle olan ilişkim son zamanlarda bambaşka yerlerdeydi. Üretimin zorlayıcı yanlarına karşı ürünlerin sadece belli bir kesimin ilgisini çekiyor olması da cabasıydı.

Marché İstanbul’un son koleksiyonundan bahsedebilir misin?

Marché İstanbul’da sezonlar yok. Bizimkisi bir sezon bittikten sonra yeni koleksiyon yetiştirme telaşında olmayan bir marka. Klasiklerin yer aldığı, zaman zaman modernize edilen ürünlerin bulunduğu... Her mevsime uygunlar. Lüks tüketime bağımlı olmayan, doğa ile haşır neşir, kendi dünyasında sadelik ve huzurla yaşayan eski İstanbul’a özlemi hiç bitmeyen bir kadının hikayesi olarak düşünülebilir.

Markanın Instagram hesabında da eski İstanbul’a gönderme yapan birçok paylaşım var. Markanın eski İstanbul’la nasıl bir bağı var?

Markanın kesinlikle eski İstanbul’la hiç bitmeyecek bir bağı var. 2018 yılında İstanbul’un mazide kalmış şehir hayatından ilham alarak kurduğumuz Marché İstanbul, bu şehrin kaybolan bonmarşelerinin romantizminden besleniyor.

Marché İstanbul’un en çok ilgi gören ürünü hangisi?

Su geçirmez mumlu kanvastan tasarladığımız Lido bag’ler. Boyutları, kumaşları, renkleri ve formları itibariyle günün her saatine uygun oldukları ve kolay taşınabildikleri için muhtemelen. 

Markanın nefis renk ve formlarda sunduğu mini boy ve oversize çantalar da var. Günlük hayatında hangi boy sana daha pratik geliyor?

Gün içinde oradan oraya koşuşturduğum için oversize formları sayesinde içine birçok eşyamı sığdırabildiğim, kısa bir tatile çıkarken de işime yarayan Lido tote’ları tercih ediyorum.

Marché İstanbul x Splendid Palas iş birliğinden bahsedebilir misin?

Büyükada’daki çok sevdiğim Splendid Palas ile sadece otelin bünyesindeki butikte satılacak özel bir seri için iş birliği yaptık. Seride bulunan çantalar Splendid Palas’ın renk paletiyle tasarlandı. Serinin günün her anına uygun olacak alternatifler bulundurmasını istedik. Tasarım aşamasında, bir kadın hayal ettik; adaya uzun bir hafta sonu tatiline gelirken eşyalarını koyabileceği, bisiklete binerken ya da yürüyüş yaparken rahat edebileceği, plaja giderken havlu ve eşyalarını sığdırabileceği, akşam ise kokteylini yudumlarken hem işlevsel, hem şık çantasıyla kendini iyi hissedebileceği modeller üzerinde çalıştık. Bu seride benim favori modelim: Petite Toile Rouge.

Büyükada’nın sendeki yeri belli ki çok ayrı…

Evet hem de çok. Eski İstanbul ve deniz kültürüne dair her şey bana ilham veriyor. Şartlar ne olursa olsun naifliğini kaybetmemiş insanları ve mekanları çok seviyorum.

Marché İstanbul tasarımlarına yansıyan Büyükada sende nasıl bir his uyandırıyor?

Vapurla tüm güzel Prens Adaları’na uğradıktan sonra o heybetli Büyükada İskelesi’ne yaklaşıp Splendid Palas’ı ve kırmızı beyaz çizgili bayraklı kubbelerini görmek, adanın büyüleyici mimarisi ve doğası bence Prinkipo’yu eşsiz kılıyor. Aşıklar yolunda yürümek, Neandros Adası’na karşı Plakalar’da piknik yapmak ve baharda yaseminlerin altındaki Café Spitz’de kahve içmek en keyif aldıklarım arasında. 

Doğada olmayı sevdiğin aşikar. Bu durum markana nasıl yansıyor?

Marché İstanbul’da daha sürdürülebilir malzemelerle, etrafımızda yaşayan her canlıya, evimiz dediğimiz bu güzel gezegene ve doğaya saygı duyan bir marka olması için uğraşıyorum.

Tasarım yaparken başka nelere dikkat ediyorsun?

Günlük hayata adapte edilebilmesi, geçmişe gönderme yapması benim için trendlerden çok daha önemli. Üretimin ilk halkasında kullanmak istediğim malzemeleri bulmak var, sonrasında planlarımı hayata geçirebilecek üreticilerle görüşüyorum. Marché İstanbul’da insanların göz ardı ettiği malzemeleri gün yüzüne çıkarıyoruz.

Trendleri sıkı sıkıya takip edenler de yok değil. Onlar hakkında ne düşünüyorsun?

Bence moda, bir tür kendini ifade etme biçimi fakat kafası karışık ve kendinden kaçan o kadar çok insan var ki, trendlerle ona bağımlı hale gelebiliyorlar.

Trendlerdense zamansız parçaların destekçisisin. Bu sıralar gözde bir parçan var mı?

Her zaman çok sevdiğim boiler suit’lerin bu sezon daha görünür olmaları hoşuma gidiyor.

Herkesin dolabında olması gerektiğini düşündüğün anahtar parçayı sorsak?

Bu sezon ve her sezon bej renk oversize bir pardösü.

 

BY LARA AKYEL