Search

ART & DESIGN FASHION TRAVEL CITY GUIDE INTERVIEWS AGENDA
Çarşamba 02 Eki | Rabih Geha

Bir Hikaye Anlatıcısı

Çarşamba 02 Eki | BY ELİF BAYRAM

SHORT PROFILE

Name:Rabih Geha

"Beyrut’un kendisi güzel bir hikaye gibi ve hikayeler sanatçıların yaratıcılığını besler," sözleriyle Beyrut'tan nasıl ilham aldığını anlatan mimar Rabih Geha, yarattığı mekanlarla kendi hikayelerini anlatmanın peşinde.

Çocukluğunuzu Split ve Beyrut’ta geçirdiniz ve Paris’te eğitim aldınız. Neden yerleşmek için Beyrut’u seçtiniz?

Split benim için aile demek, Paris ise yüksek lisansımı yaptığım, Odille Decq gibi isimler ile çalıştığım şehir. Fakat Beyrut tek ve gerçek aşkım... Beyrut’u çok seviyorum. Split ve Beyrut arasında büyüdüm, Beyrut’un en güzel zamanlarının yanında savaş ve savaş sonrası dönemlerine de şahit oldum. Beyrut dışarıdan dengesiz bir şehir olarak görülebilir; fakat aslında inanılmaz bir dinamiğine sahip ve bir fırsatlar şehri. Bir baba olarak bu olanakları gelecek nesiller için sağlam bir temel atma imkanı olarak görüyorum. Uluslararası projelerde çalışmaya başlamış ve önümüzdeki yıllarda çalışmalarımızı geliştirmek istiyor olsak da Beyrut her zaman işlerimizin temelinde olacak.

Tasarım felsefeniz nedir?

İnsanların içinde yaşarken her seferinde yeni bir şeyler deneyimleyebileceği mekanlar yaratmak. Anlatmak istediğimiz hikayeler, onların hikayeleri. Onlar için yarattığımız alanlarda yaşarken heyecan ve merak duymalarını istiyoruz.

Bir gece kulübü, bir fırın, bir konsept mağaza… Her seferinde bambaşka bir alan tasarlıyorsunuz. Bu çeşitlilik sizi ne yönde etkiliyor?

Önemli olan sürecin hikayesi, mekanın işlevi değil. İki gece kulübünden daha fazla ortak noktası olan bir fırın ve bir gece kulübü tasarlayabiliriz. Her projenin kendine ait bir kimliği var ve bir hikayeye dayanıyor. Projelerimin özü olan temayı etrafında ne olduğuna göre seçiyorum. Daha iyi anlamak için kendimi her zaman o alanda hayal ederim -sokakta, binada- ve müşterimin vizyonu ve ihtiyaçları doğrultusunda mimarim ve tasarımım için görsel bir hikaye yaratırım. Tasarımın katmanlı sürecinin, “çatallanmış” kararların ve küçük detayların işin sonunda gerçeğe dönüştüğünü görmek büyüleyici bir şey.

Masallardan ilham aldığınızdan ve onları gece kulübü projelerinize yansıttığınızdan bahsetmiştiniz. Bize projelerinizin birinden örnek verebilir misiniz?

Projelerimin hepsi beni kutunun dışında düşünmeye itiyor; insanların geceleri normal hayatlarından kaçıp farklı bir boyuta geçiş yapmaları fikrini seviyorum. Temalarla çalışıyorum diyebiliriz; çünkü temalar hikayeleri yaratır ve ben de bir hikaye anlatıcısıyım. Projelerimi de bu felsefeyle inşa ediyorum. Müziğin sizi harekete geçirdiği Uberhaus Nightclub’daki “balinanın midesine girme” (Pinokyo’dan ilham alınmıştı; balina Gepetto’yu yutuyordu.) temasını örnek gösterebilirim.

Gece kulüplerini tasarlarken nasıl bir yol izliyorsunuz? Konsept bir mağaza veya başka bir mekan tasarlamakla arasında ne gibi farklar var?

Fark sandığınız kadar büyük değil. Gece kulüplerinin güzel yanı deneyimselliğe ve yaratıcı keşfe daha çok izin vermeleri. İçerik odaklı biri olduğum için de bu çok hoşuma gidiyor. Bir kulüp üzerinde çalışırken yaratmak istediğim deneyimi ve onu oluşturacak küçük detayları düşünüyorum. Kendimi görsel paradigmayı değiştirmeye ve yepyeni bir şey yaratmaya iterim; mesela Uberhaur Club’ın balina temalı iç mekan tasarımı. Konteynırlar, çelik bağlar ve hipnotik aydınlatma efektleriyle benimsediğim “çiğ” yaklaşım, mekanın amaçladığı “çok duyululuk” hissini tamamladı.

Beyrut gece hayatıyla ünlü. Beyrut’ta yaşayıp gece kulüpleri tasarlayan bir mimar olarak, sizce şehir bu itibara nasıl kavuştu?

Lübnan kültürü misafirperverliğiyle tanınır; her birimizin içine işlenmiş bir özellik. Ve tabii, bu hissi tasarladıkları mekanlara çok iyi şekilde entegre edebilen yetenekli mimarlarımız var. 

İç savaşın üzerinden sadece 20 yıl geçmiş olmasına rağmen Beyrut sanat, tasarım, moda ve gastronomi açısından oldukça gelişmiş ve zengin bir şehir. Son 20 yılı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Beyrut farklı kültürlerin, yıkım ve inşa süreçleriyle katmanlaşmış uygarlıkların karıştığı bir kazan gibi, ortak bir miras. Şehrin sanat cephesi çok güçlü çünkü benim şehrin tarihine bağlı olduğunu düşündüğüm müthiş bir ilham havuzuna sahipler. Beyrut’un kendisi güzel bir hikaye gibi, ve hikayeler sanatçıların yaratıcılığını besler.

Tanıdığım Beyrut asıllı tüm sanatçı ve mimarlar, diğer şehirlerdeki meslektaşlarına göre gelenekler ve köklerden çok daha fazla etkilenmişler. Lübnan’ın zengin gelenekleri ve kültürü sizin tasarımlarınızı ne yönde etkiliyor?

Bağlam ve özgünlük her zaman anahtar kavramlar; tasarladığımız mekanların çoğunun tarihsellikleri ve kendilerince bir meşrulukları var. Tarihlerinden taviz vermeden onları yükselterek modern dünyaya taşıyoruz, orijinalliklerini kaybettirmeden görsel dillerini günümüze taşıyoruz. Mekan veya markanın özü ve geleceği arasındaki dengeyi kurmaya çalışıyoruz.

Beyrut; Foster + Partners’ın 3Beirut’u ve Herzog & DeMeuron’un Beirut Terraces’ı gibi birçok lokal ve iyi tanınan mimarın binalarıyla çevrili. Şehrin harmonisi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bir şehrin mimarisi, onun toplumsal yapısını yansıtır ve Beyrut harmonilerden ibaret bir şehir. Karmaşık bir şehir planlaması, organize kaos; şehrin tarihi ve eskiyle yeninin birlikteliği... Aslında hepsinin kendine ait bir düzeni var. Şahsen, Beyrut’taki çağdaş mimariyi beğeniyorum. Bazı bölgelere -etraftaki binalara bağlı olarak- yakışıyor ancak en büyük kazanç eski binaların korunması ve restore edilmesi. Her binanın mirasına saygı duyulurken materyalleri korunuyor, bulundukları çevreye karakter katıyor. Maalesef eskiyi korumak çoğu zaman yeni bir bina inşa etmekten daha masraflı ve devlet tarafından desteklenmiyor. Bu geleneksel binalar olmadan da kültür mirasımızın, tarihimizin ve kültürümüzün büyük bir kısmını kaybediyoruz.

Tanıdığım Beyrut asıllı tüm sanatçı ve mimarlar, diğer şehirlerdeki meslektaşlarına göre gelenekler ve köklerden çok daha fazla etkilenmişler. Lübnan’ın zengin gelenekleri ve kültürü sizin tasarımlarınızı ne yönde etkiliyor?

Bağlam ve özgünlük her zaman anahtar kavramlar; tasarladığımız mekanların çoğunun tarihsellikleri ve kendilerince bir meşrulukları var. Tarihlerinden taviz vermeden onları yükselterek modern dünyaya taşıyoruz, orijinalliklerini kaybettirmeden görsel dillerini günümüze taşıyoruz. Mekan veya markanın özü ve geleceği arasındaki dengeyi kurmaya çalışıyoruz.

Bizimle tasarım açısından Beyrut’taki favori restoran, marka, yer ve otellerinizi paylaşır mısınız?

Acrafieh’teki Hotel Albergo’da kalın ve yemek yiyin. 30’lardan kalma şahane bir mimari parça olan The Relais et Chateaux villası, Beyrut’un seçkin bir yerleşim yerindeki tipik, üç girişli geleneksel bir yapı. Otel, ülkenin çok yüzlülüğünü yansıtıyor. Bu yerdeki her şey sihir gibi hissettiriyor; katları keşfetmek için asansörle yukarı çıkarken veya çatı bahçesinde akşam yemeği yerken, havuz başında güneşlenirken adeta başka dünyaya seyahat ediyorsunuz. 

Hiç ziyaret etmemiş birine Beyrut’u nasıl anlatırdınız?

Sihir!

BY ELİF BAYRAM