Search

ART & DESIGN FASHION TRAVEL CITY GUIDE INTERVIEWS AGENDA
Çarşamba 27 Kas | Robert Storey

"Mekanı Dönüştüren Tasarımcı"

Çarşamba 27 Kas | BY LARA AKYEL

SHORT PROFILE

Name:Robert Storey

Tüyleri diken diken eden, zamanda yolculuğa çıkaran ya da farklı diyarların kapılarını aralayan sıra dışı mekanların arkasındaki tasarımcı Robert Storey ile tanışın.

 

Mekan tasarımı yapmaya nasıl başladın? 

Üniversiteden mezun olduktan sonra New York’a staj için gittiğimde, çizimi iyi olan birini arayan bir set tasarımcısıyla çalışma fırsatı buldum ve bundan çok keyif aldığımı fark ettim. New York’ta ardından Londra’da birçok set tasarımcısının asistanlığını yaptım. İki yıl kadar sonra yarı zamanlı işlerimi bırakıp, kendimi tamamen adadığım Storey Studio’yu resmi olarak açmıştım.  

Nicholas Kirkwood, Louis Vuitton, Hermès, Chanel, Kenzo, Stella McCartney ve Christopher Kane gibi birlikte çalıştığın lüks tasarım markalarının mekan tasarımına yaklaşımı nasıl?

İlk lüks mağaza tasarım projemde Nicholas Kirkwood ile çalıştım. Beni bir tasarımcıdan ziyade sanatçı olarak görerek, ortaya çıkacak işin koleksiyonuna değer katacağını düşündü. Tasarım markaların yaklaşımı daha kavramsal oluyor; bu da mekan çalışmalarımda ticari amaçlardansa, artistik hedefleri önceliğim haline getirmeme izin veriyor. 

Sürekli olarak farklı materyal ve şekillerle çalışıyorsun. Bu değişim ve bitmeyen yenilik işinin sevdiğin bir yönü mü?

Her gün yeni bir şeyler öğreniyorum. En son öğrendiğim şekil ikizkenar yamuktu. Materyal ve şekillerin en sevdiğim yönü, onlarla her seferinde bambaşka şeyler ortaya çıkarabiliyor olmam. Alan tasarımları genellikle dönemsel olarak sergilendiği için ziyaretçileri gafil avlayacak, absürt tasarımlar ortaya çıkarabiliyorum. 

Hikayeyi şekillendirirken nasıl bir yol izliyorsun?

İlk aşama ürün ya da markanın analiz edilmesi oluyor, ikinci aşamayı ilkinden elde ettiklerimizin çevresinde, araştırma yaparak ve referans verilebilecek kaynaklara odaklanarak fikir üretmek ve strateji geliştirmek oluşturuyor. Üçüncü aşamada belirlediğimiz stratejilerin görsel yansıması ve çizimleri üzerinde çalışıyoruz. Dördüncü aşamada, tasarımı tutarlı ve ahenkli bir alan yaratmak için farklı araçlarla güçlendiriyor ve son rötuşları yapıyoruz. Son aşamada ise artık inşa ediyoruz. 

“Markanın isteklerini gerçekleştirmek” ile “Storey Studio’yu yansıtan bir tasarım yaratmak” arasında denge kurmakta zorlandığın oluyor mu?

Sıklıkla. Her projede markanın kimliğini arzu ettikleri gibi yansıtmaya çalışırken,  kendimden de bir şeyler eklemeye çalışıyorum. Her koşulda, tasarım aşamasında doğal akışta ortaya çıkan sonuç benim tarzımla tutarlılık gösteriyor.

Markalar senden “Instagrammable” tasarımlar istiyor mu?

Her zaman.

Son zamanlarda projelerin başarısı sosyal medyada ne kadar ses getirdiğiyle ölçülür oldu. Bu durumu nasıl karşılıyorsun?

Markanın bizden ne istediğine bağlı aslında; eğer hedef sosyal medyada olabildiğince kişiye ulaşmaksa, evet projenin başarısı bu şekilde ölçülebilir. Fakat bana kalırsa asıl belirleyici olan tasarımın, ürün ya da markanın hikayesini ne kadar iyi yansıttığı. Ziyaretçi içeri girmeden öncesini kısa süreliğine de olsa unuttuysa ve kendini akışa bırakabildiyse, o zaman proje başarılı olmuştur. 

Sosyal medyanın gerçek tecrübenin değerini düşürdüğüne inanıyor musun?

Hem evet, hem de hayır. Bazı insanların bir mekana, orada olmanın nasıl bir deneyim olduğunu keşfetmektense, fotoğraf çekmek için gittiği oluyor. Bun rağmen, insanların paylaştığı fotoğraflar çevresini de oraya gitmeye teşvik edebiliyor. Hayata tek bir kadrajdan bakarken mutlaka kaçırdıkları oluyordur ama insanların her tecrübeden mutlaka bir şeyler öğrendiğine inanıyorum.

Sürdürülebilirlik hiç olmadığı kadar gündemde. Mekan tasarımı bu çerçevede gelecekte ne yöne evrilecek?

Tasarımcılar olarak, her adımda karbon ayak izini minimuma indirecek yöntemleri düşünüyor olmalıyız. Bu da günün sonunda yenilenebilir ve geri dönüştürülebilir materyal kullanımını artırmaktan geçiyor. Özellikle geçici tasarımları değerlendirmek adına stratejiler geliştirerek onları farklı şekillerde tekrar tekrar kullanmak son derece faydalı. Bunun dışında sanal gerçekliği de dijital deneyim olarak ele almamız gerekli. Deneyimleme biçimimizi kökünden değiştirse de fiziksel dünyada bir tasarım gerektirmediği için atık yaratmadan sürdürülebilir bir çözüm elde etmiş oluyoruz. Tabii tasarımcılar olarak, ziyaretçinin zihnini sanal alanda yönlendirebilmek için bildiklerimizin çok ötesinde farklı stratejiler geliştirmemiz gerekiyor. 

Alışveriş deneyimi çok değişti. Kimi mağaza bünyesinde özel lezzetler sunduğu bir kafe barındırıyor, kimi kısa süreli sergilerin yer aldığı küçük bir galeri. Çoğu marka ise mağazalarını kimliğiyle eşleşen sanat eseri ve objelerle donatabiliyor. Bu konseptlerle birlikte mekan tasarımına olan talep de arttı. Bu değişimi tetikleyen nedir?

Bana kalırsa, markalar müşterilerine çevrimiçi bulamayacakları, çevrimdışı bir deneyim vadetmeleri gerektiğini fark etti. Sosyal medyaya kısım kısım yansıttıkları, sadece kendi alanlarında sundukları bu özel deneyim insanları mağazalarına çekeceklerini düşünüyorlar. 

Bir mağaza tasarımı yaparken başka nelere dikkat etmen gerekiyor?

Çok fazla detay var fakat mağaza çalışanlarıyla konuşmak çoğu zaman aydınlatıcı olabiliyor. Deponun nerede olduğu, alışveriş çantalarının ne tarafta durması gerektiği, kasanın nerede olacağı, paketlemenin nerede yapılacağını bilmek önemli. Bu, mağazada yaratmak istediğimiz enerji ve deneyime odaklanırken pratiklikten ödün vermememize yardımcı oluyor. Bir başka önemli detay ise, iyi bir aydınlatma tasarımcısıyla çalışmak.  

Bir mekan tasarımının ürünlerden daha fazla dikkat çektiği oldu mu? 

Dürüst olmak gerekirse, bu benim her projede nihai hedefim. Ziyaretçilerin mağazayı ürünlerdense, vadettiği deneyimi yaşamak için ziyaret etmek istemeleri tasarımın başarısını gösteriyor. Üstelik, güçlü ve aynı zamanda sempatik bir marka algısı yaratmak konusunda da etkili.

Vitrin tasarımlarına gelecek olursak, özel tasarımlar sadece ticari sebeplerle mi tercih ediliyor yoksa marka prestijini artırmak için mi?

İyi bir vitrin tasarımı birçok yönden markaya fayda sağlıyor. Markayı hiç duymamış dahi olsanız, önünden geçtiğiniz vitrinler size markanın dili, hikayesi ve duruşuyla ilgili fikir verir; sizi meraklandırabilir ve heyecanlandırabilir. Bu da günün sonunda satışa dönüşebilir. Bununla birlikte, merkezinde moda olsa da vitrin çalışmaları bir çeşit sanat formu ve ifade biçimi olduğu için markalar için son derece önemli. Son vitrin tasarımlarımızdan biri Prada Sonbahar/Kış 2019 koleksiyonu içindi. Koleksiyonun teması Mary Shelley’nin “Frankenstein” eseri çevresinde geliştiği için vitrin tasarımını da bu temayı yansıtacak şekilde çalıştık. 

Self Portrait mağazasının girişinde kat kat kullanılarak bir labirent oluşturan ve renkleri ton ton açılan dantellerle çalıştığın enstalasyon yer alıyor. Danteli seçmenin sebebi neydi?

Dantel seçmemizin sebebi Self Portrait’in sezon koleksiyonunda ağırlıklı olarak bu materyalin kullanılmasıydı. Ziyaretçilerin henüz mağazaya girmeden bu materyalle temas kurmasını istedik. Hem dantelin dokusunu hissetmeleri hem de her adımda bir diğer tondaki kumaşın üzerlerine bir giysi gibi serilmesiyle, ziyaretçiler kıyafetleri denemeden dantelle farklı bir bağ kurmuş oluyor.

Gündeminde ne gibi projeler var?

Şu sıralar önümüzdeki yılın başlarında Victoria&Albert Museum'da sanatseverlerle buluşacak Kimono sergisi için mekan tasarımı yapıyoruz. Aynı zamanda, Nicholas Kirkwood için yılbaşı temalı vitrin tasarımı üzerinde çalışıyoruz. Ayrıca, Los Angeles’ta yakında açılacak, birçok kozmetik markasını bünyesinde barındıran Roven’ın mağaza tasarımı da şu an ilgilendiklerimiz arasında.

Hayal gücünüzü zorlayan mekanların, çekimlerin ve defilelerin arkasındaki yaratıcı isimler bone Kasım You Tell Me sayfalarında. 

Sipariş vermek için https://bonemagazine.com/tr/shop/magazine/2019-dogu-londra

BY LARA AKYEL