Search

ART & DESIGN FASHION TRAVEL CITY GUIDE INTERVIEWS AGENDA
Pazartesi 02 Kas | Şeniz Polat

Sıradanlık ve Normallik Üzerine Düşünmek

Pazartesi 02 Kas | BY

SHORT PROFILE

Name:Şeniz Polat

Onun işleri bir alan savunması; kadın figürlerinden oluşan çalışmaları gerçeklik ve normallik sınırlarını yokluyor. Mamut Art Project’in 2020 edisyonu katılımcısı Şeniz Polat ile "Kesit Bedenler" çalışması üzerine konuştuk.

“Kesit Bedenler” adını verdiğiniz eserlerinizde kadınları sosyal medyada modada ve hayatın daha birçok farklı yerinde dayatılan ‘bakımlı fit kadın’ algısına zıt bir şekilde olağan ev halleri içinde yansıtıyorsunuz. Kadınları bu “sıradanlık” içinde yansıtmak sizin için ne ifade ediyor?

Sıradanlık ve normallik uzun suredir üzerinde düşünüp, derinleştirmek istediğim kavramlar. Moda ve diğer tüm endüstrilerin pompaladığı algılar üzerinden düşünecek olursak, serideki figürlerin kılık kıyafetleri, beden dilleri ve vücut yapılarına bir bütün olarak bakıldığımızda, sıradanlığın dışında “özensizlik” kavramı da gündeme gelebilir. Tam bu noktada sosyal medyada yansıttığımız ve özel alanımızda var olan benlik sunumları arasındaki tezatlık gündeme geliyor. Dış görünüşümüz, hayat tarzımız ve tüketim alışkanlıklarımıza karşı dayatılan algıların dışına çıkıp, gerçekliğimizle yüzleştiğimizde çıkarsadığımız düşüncenin “sıradanlık” mı, özensizlik mi ya da normallik mi olduğuna daha rahat karar verebiliriz diye düşünüyorum. Toplumdaki ve medyadaki kadın temsilleri özelinde düşündüğümde ise bu algının, dayatmanın da ötesine geçtiğini söylemeliyim. Bu noktada işlerin durduğu yerin bir “alan savunması” olduğunu düşünüyorum. Serideki islerin tamamının kadın figürlerinden oluşması benim gündelik hayat pratiklerimle doğrudan ilişkili. Yaşadığım evin tüm üyelerini kadınlar oluşturuyor dolayısıyla işlere doğrudan yansıyan bir tarafı var. Öyle olmasaydı da aynı ”gerçeklik” ve “normallik” algılarım çerçevesinde işlerde yerini bulurdu.

Ev hayatını gözlemlemeye ve bunları sanatınıza aktarmaya ne zaman ve nasıl başladınız? Bir hikayesi var mı?

Ev hayatı benim “ev içi durumlar” şeklinde tabir etmeyi sevdiğim bir konu ve bu konuyla sanat yapmaya başladığımdan beri ilgileniyorum. Lisansın ilk yıllarında kendimi ifade edebileceğim alanlar yaratmaya ve kavramlar üzerinde düşünmeye başladığımda, en iyi bildiğim, bana ait olan ve özümsediğim konularin üzerine gitmem gerektiğini fark  ettim. En çok vakit geçirdiğim  mekan olan eve, en sık iletişim kurduğum kişiler yani aileme döndüm. Ev içindeki varlığımız, mekanla kurduğumuz ilişkiler ve hane üyeleriyle ilişkilenme biçimlerimiz, çeşitli yönleriyle irdelemek istediğim konular oldu her zaman.

Eserlerinizde görünen eller, ya destek olurcasına bir başkasın bacağında ya da durağan… Ellerle anlatmak istediğiniz, uyandırmak istediğiniz hisler nedir?

Kesit bedenler serisine ait islerde gövdeler kadar eller de önemli bir yere sahip. Elleri kullanarak serideki figürlerin ait oldukları evrene ait iletişim biçimlerini, yakinlik derecelerini ve kuşaklar arasındaki ilişkiyi vurgulamak istedim. Figürler bazen dip dibe olmalarına rağmen temastan kaçınan bir tutum içindeler, bazen de özellikle yanana gelip yakınlaşmış gibiler. Tüm bu durumlar bendeki aile kavramının bir tezahürü. 

Pandemi sebebiyle evlerde geçirilen süre arttı. Bu dönem sanat pratiğinizi nasıl etkiledi? Ev hayatına farklı bir şekilde bakmanızı sağladı mı?

Ev sosyal hayattan kopup, mahremiyetimizi dilediğimiz gibi yaşayabildiğimiz bir alan. Uzun suredir okulumun atölyesinde çalışıyordum ve çalışma alanımın evin dışında olması olumlu bir ritim tutturmamı sağlamıştı. Salgın koşulları bu anlamda pratiğimi olumsuz etkiledi diyebilirim. Evde geçirilen zamanın kişinin kontrolünde olması, zamanı etkin kullanmakta oldukça zorluk çıkarabiliyor. Kişi organize olmaya çabalasa bile birlikte yaşanılan kişilerin varlığıyla yeni problemler oluşabiliyor. Tüm bunlarla birlikte ev hayatına bakışım artan özel alan ihtiyacıyla birlikte değişti diyebilirim. 

Mamut Art Project’in yapısı da pandemi koşulları nedeniyle değişti, artık sanatseverler evlerinden de eserlerinize erişebilecek. Sanat alanında hızla yayılan bu dijitalleşmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sanat toplumsal dinamikleri hızla fark edip refleks geliştiren bir disiplin. Küreselleşmenin etkisiyle değişen tüketim alışkanlıklarımız ve kültürel yaşantımız, salgın dolayısıyla hız kazandı ve dijitalleşmeyi; gündelik hayatımızın zorunlu bir yoluna dönüştürdü. Map’ın da bu koşullara göre yapısını değiştirip yeniden konumlanması kaçınılmazdı diye düşünüyorum.