Search

ART & DESIGN FASHION TRAVEL CITY GUIDE INTERVIEWS AGENDA
Salı 23 Mar | 'Ev' Kendimizi İyi Hissettiğimiz Her Yerdir!
TRAVEL

'Ev' Kendimizi İyi Hissettiğimiz Her Yerdir!

2020 yılı otelcilik sektörü için hiç kuşkusuz ki en kötü yıllardan biriydi. Dünya çapında pek çok otelin kapanması milyonlarca insanın işsiz kalmasına da neden oldu. Ancak 2021 yılının ilk ayı bu sene açılacağını söyleyen oteller karamsar havayı biraz olsun dağıttı. 2021 yılında açılması planlanan ve radarımıza takılan 10 hip olmaya aday otel...

Paradero Todos Santos Baja California, Meksika:

Sierra Laguna dağlarının çöl ve Pasifik ile buluştuğu yerde duran Todos Santos asla kaçırmak istemeyeceğiniz bir Baja parçası. Baja California, 35 suitiyle Todos Santos bölgesini uyandıracak bir tesis. Çevredeki çöl manzaraları referans alınarak tasarlanan otel, iç-dış mekan estetiğiyle de sığınak duygusu yaratıyor. Gene çevredeki peyzajla bütünleşmesi fikri üzerinden, pek çok endemik bitki türü kullanılarak oluşturulmuş 100.000 metrekarelik bir botanik bahçeye de sahip. Palmiye gölgeleri içindeki Ojo de Agua Spa'sı ve bahçeden gelen malzemelerle yapılan yemekler konuklara unutamayacakları bir deneyim yaşatıyor. Aynı zamanda yakınında bulunan Cerritos veya San Pedrito plajlarında sörf yapılabiliyor, dağ bisikleti gezileri düzenlenebiliyor. Otel rehberli yürüyüşleriyle de bir lokalin gözünden orayı tanıma imkanı sunuyor. 

The Farmyard Newt, İngiltere:

Bugünlerde hepimizin daha çok yeşil alan aradığı kesin. İngiltere’nin pastoral kırsallarında heyecan verici bir açılış var. Güney Afrika'nın Franschhoek şarap bölgesinde Babylonstoren’u kuran insanlar, Somerset bölgesinin Newt taraflarında yeni bir çiftlik otel kuruyor. Tek çatı altında lüks deneyimler sunacak otel aynı zamanda orada çalışıldığında da kalma ücreti almıyor. Eski bir mandıra binası olan bu yapı; 17 oda, yüzme havuzu ve yoga alanlarından oluşan alanlarıyla alternatif otel tercih edenlerden için iyi temsilciler arasında. 

Villa Dagmar Stockholm, İsveç:

Stockholm'ün merkezindeki Östermalmstorg bölgesinin tam kalbinde yer alan Villa Dagmar, bu yılın sonlarına doğru açılacak gibi görünüyor. Ayrı ayrı tasarlanmış 70 süit ve odalarıyla görkemli bir şehir sığınağına dönüştürülen otel, 19. yüzyıl Art Nouveau akımından etkileniyor. Zarif dekoratif süslemelerin ön plana çıktığı, kıvrımların ve bitkisel desenlerin sıklıkla kullanıldığı yapı, İskandinav sadeliğiyle harmanlanıyor. The Restaurant adıyla konuklara şahane Akdeniz yemekleri sunan otel menüsü, Michelin Yıldızlı Aloê'nin şefleri Daniel Höglander ve Niclas Jönsson tarafından yapılıyor. Ayrıca organik ürünlerin de satıldığı The Store adlı konsepti, fitness merkezi ve spasıyla da otantik bir deneyim yaşamanızı sağlayacak.

Soho Beach House Canouan, Grenadinler:

Sadece üyelere özel; kulüpleri, restoranları, barları ve büyüyen otel portföyüyle Soho House, gezici profesyoneller için çok yönlü yaşam tarzı markası olma yolunda ilerliyor. Grenadinler’de açılacak Soho Beach House Canouan, otelden sahile kadar çıplak ayaklarla yürünebilecek bir alan yaratmasıyla kaygılarımızı şimdiden azaltıyor. St Vincent ve Grenadinler'in bir parçası olan gözlerden uzak bu inziva yeri, 40 oda ve süitlere sahip. Rahat atmosferiyle kusursuz lüksü deneyimleyebilmenizi sağlayan otel, 2021 yılının sonunda açılacak.

Azumi Setoda, Japonya:

Dünyanın en sevilen lüks otel zincirlerinden biri olan Aman'ın arkasındaki Adrian Zecha, şimdi de Japonya'nın Seto İç Denizi üstündeki güneşli Ikuchijima Adası'nda titizlikle tasarlanmış bu tatil beldesi ile geleneksel Japon ryokan (geleneksel japon yol kenarı hanları/hotelleri) deneyimini yaşatmayı hedefliyor. Projenin odak noktasını ise, selvi ahşap küvet ve kağıt feneri benzeri aydınlatma armatürleriyle donatılmış, tasarımında büyük ölçüde sedir ağacı ve granitin vurgulandığı, döşemeden tavana uzanan cam pencereler üzerinden sakinleştirici bahçe manzarasının seyredilebildiği konuk odalarına sahip otelin etrafında tasarlandığı 140 yıllık bir aile evi oluşturuyor. Konuklar ayrıca tam bir japon deneyimi yaşamak için caddenin karşısındaki otelin kardeş hamamında da vakit geçirebiliyorlar.

Airelles Château de Versailles Le Grand Contrôle, Fransa:

Versay Sarayı 700 oda barındırıyor olabilir fakat arazisi içinde bulunan bu yeni ve lüks inziva yeri, sadece 14 sıra dışı daireden oluşuyor. Bina, 1681 yılında Louis XIV’in en sevdiği mimarı Jules Hardouin-Mansart tarafından inşa edilmiş olup Orangerie Müzesi'ni tepeden görüyor. Konuklar restore edilmiş kütüphanedeki kitapları okuyabildiği gibi, Louis XVI ve Marie Antoinette tarafından imzalanmış evlilik sözleşmesi gibi eserleri de inceleyebiliyor. Dünyaca ünlü şef Alain Ducasse, Versailles'ın cömert ziyafetlerinden esinlenen menülerle tesis bünyesindeki bir restoranda konuklarla buluşuyor. Konuklar, bu zengin öğünleri 15 metrelik kapalı yüzme havuzuna sahip Valmont sağlıklı yaşam merkezinde deneyimliyor. Bununla birlikte misafirler özel turlarla, sarayın ve Petit Trianon'un kulis arkasını da görebilme şansı yakalıyor. Ayrıca kanal boyunca elektrikli bir tekne yolculuğu ile de merkezin tadını ayrı bir şekilde çıkarabiliyor.

Mandarin Oriental Ritz Madrid, İspanya:

Yeni bir otel olmasa da sevilen bir kurum olarak Mandarin Oriental, Hotel Ritz’i yeniden eski ihtişamına kavuşturmak için hazırlanıyor. Parisli tasarımcı Gilles & Boissier tarafından düzenlenen otel, bir zamanlar köhne olan 100 oda ve 53 süiti çağdaş yorumlarıyla benzersiz bir görünüme kavuşturdu. Şef Quique Dacosta’nın sunduğu masa deneyimleri ve geçmişin anısını arayanlar için tasarlanan Champagne Bar'ın saray lobisi de iyi vakit geçireceğinizin garantisini veriyor. Kapalı yüzme havuzları, spa ve fitness merkezine de sahip otel, sağlıklı kalarak zengin deneyimlerin keyfini çıkarmaya davet ediyor.

Hanoi Capella, Vietnam:

Sıra dışı otel tasarımcısı Bill Bensley projesi olan Hanoi Capella, Hanoi seyahati yapan gezginler için harika bir seçim. Vietnam’ın başkentinde yer alan bu otel 47 odaya sahip. Hoan Kiem Lake Hanoi'nin ünlü opera binasını referans alan Bensley, gelen konukları ve sanatçıları evden uzakta da olsa bir yuva gibi hissetmelerini sağlayacak bir yapı olarak tasarlıyor oteli. Diva's Lounge'da sunulan klasik kokteyller ve küçük atıştırmalıkların yanı sıra ana restoran olan Backstage'de de hem uluslararası hem de Vietnam yemekleri sunuluyor. Hanoi Capella otelde aynı zamanda set tasarımları ve prodüksiyon kostümleri için de 1000'den fazla müzik aleti ve eser yer alıyor.

The Woodward Cenevre, İsviçre:

Tasarımcı Pierre-Yves Rochon yaptığı Cenevre Gölü kıyısındaki bu gösterişli yapı, 26 süite sahip. Süitlerin beşi hariç tümü tam göl manzarasına sahip olmakla birlikte; mermer şömineler, gömme kitaplıklar gibi zengin unsurlar da içeriyor. 21 metrelik kapalı yüzme havuzu ve altı sağlıklı yaşam süiti içeren özel Maison Guerlain spasına ek olarak, konuklar L'Atelier de Joël Robuchon'da sadece 36 kişilik olan kaliteli yemeklerin ve Michelin yıldızlı şefi Alain Verzeroli'den Le Jardinier'in menülerini tatma şansı yakalıyorlar. Panaromik göl manzarası sunan, fildişi tonlarında tasarlanmış özel yemek odaları ve locaları bulunan Presidential Süit bölümüne ise özel bir asansör ile ulaşılabiliyor.

 

The Ritz-Carlton Maldives, Fari Adaları:

Son yıllarda Hint Okyanusu takımadalarında pek çok tatil yeri açıldı. 2021 yılının ortalarında Kuzey Malé Atolü'nün Fari Adaları'nda açılmayı planlayan Ritz-Carlton Maldives, lüksün tanımını yeniden yapıyor. Okyanus manzaralı kaliteli ve rafine yemekler sunan tesiste, yedi restoran ve bar bulunuyor. Ayrıca çocukları eğlendirmek adına da özel bir çocuk klübü tasarlanmış. Tesiste bulunan spa, çiftlere özel odalar da dâhil olmak üzere 9 uygulama odası sunuyor. Misafirlere derin doku masajı, sıcak taş masajı, spor masajı ve İsveç masajı sunuluyor. Spada aromaterapi, Ayurveda tedavisi ve refleksoloji dâhil pek çok farklı tedavi terapisi de sunuluyor. Fari adalarının başka türlü deneyimleyeceğiniz kesin.

 

 

 

 

BY SEVAL AKBULAK