Search

ART & DESIGN FASHION TRAVEL CITY GUIDE INTERVIEWS AGENDA
Salı 22 Eki | Silo London
TRAVEL

Silo London

Bu mutfakta çöp kutusu yok; lokal ve taze malzemelerle hazırlanan reçeteler, geri dönüştürülmüş camlardan elde edilen tezgahlar, doğayla uyum içinde çalışan bir ekip var.

Doğa, her zaman olduğundan daha kırılgan. Her şeyin başı ve sonu su, onsuz yaşam olamayacağını terk ettiği topraklarla hatırlatıyor. Basıp geçtiğimiz ve yaşatma gücünü unuttuğumuz toprak, ayaklarımızın altından kayıp gidiyor. Her gün dünyanın dört bir köşesinde gazeteler, “iklim krizini” konuşuyor; toplumsal bir travma yaşanıyor. Çocuklar, geleceklerinin yükünü üzerine alıyor; belki tüm bu krizin sorumlusu onlar değil, fakat gelecek onların. Bu küresel kriz çağında, sürdürülebilir çözümler üretmek birilerinin seçimi değil; herkesin sorumluluğu: çocukların, gençlerin, yaşlıların; ekolojinin ve gıda zincirinin bir parçası olan herkesin.

Silo, işte bu sorumluluğu üzerine alma biçimiyle ilham veren, şef Doug McMaster’ın sıfır atık restoranı. “Çöp kutusu olmadan yaşamak” manifestosuyla ortaya atılan Avusturalyalı sanatçı Joost Bakker’ın felsefesini destekleyen ve fark yaratmak üzere yola çıkan McMaster, çevreye, gıdaya ve bedenimize saygı duymaya çağırıyor. Doğanın kendi döngüsüne hizmet etmeyen bir sistemin başarılı olamayacağına inanan şef, Silo’da doğanın sunduklarıyla elde edilen malzemelerle modern ve kadim yöntemleri harmanlayarak hazırladığı reçeteleri servis ediyor. Ürünlerini direk olarak yerel çiftçilerden tedarik ederek çiftçileri eskiden olduğu gibi adil bir biçimde zincire dahil eden ve karbon ayak izini minimuma indiren Silo, tarladan tedarik aşamasına, mutfaktan servise sürdürülebilir yöntemleri benimsiyor. Sıfır atık restoran, endüstrileşmenin insanın birincil hakkı olan sağlıklı ve güvenli gıdaya ulaşmayı çok küçük bir kesim için mümkün kıldığı çağımızda, doğaya, gıdaya ve bedene saygı çerçevesinde aynı zamanda sürdürülebilir bir girişim. Yalnızca gıda için değil, restoranda kullanılan bütün malzemelerin de doğada yok olabilen veya dönüşebilen ürünler olması esas alınıyor. Diğer yandan Silo, tasarımıyla gösterişsiz ve minimal bir tavır sergileyerek, günümüzde lüksün “gerçek gıdaya ulaşmak” olduğu kadar “sadelik” anlamına geldiğini de vurguluyor. Nina Woodcroft tarafından CRATE Brewery at The White Building’in içinde tasarlanan restoran, açık mutfağı ve geri dönüştürülmüş camlardan elde edilen büyük tezgahıyla dikkat çekiyor. Ayrıca workshopların düzenlenmesi için restoranın bitişiğinde özel bir oda tasarlanmış; böylece sıfır atıkla ilgili temel bilgilerin aktarılması ve yayılması için bir alan oluşturulması da Silo’nun felsefesini güçlendiren bir başka etmen.

MENÜ

Silo, menüsünde yer verdiği lezzetlerin hepsinin lokal yetişen ürünlerle hazırlandığı bir restoran; dolayısıyla her şeyi mevsiminde tatmak mümkün. Diğer yandan günümüz trend lezzetlerini ve malzemelerini kullanarak karbon ayak izine sebep olmak ve lokal çiftçilerin zincirdeki dengesini değiştirmek yerine, topraklarında yetişen ürünleri mevsiminde kullanarak yemek politikaları konusunda da duruşunu belli ediyor. Akşam yemeği için mevsime ve tedarik edebilen malzemelere göre değişen tadım menüsünde 10-15 farklı reçeteyle hazırlanan yemekler servis ediliyor. Yalnızca yerel ve butik ve yerel şarap üreticilerinden biyodinamik şarap, kokteyller ödüllü barmen Ryan Chetiyawardana tarafından hazırlanıyor. Ayrıca hafta sonları 10.00 itibariyle uzun bir kahvaltının tadını çıkarmak mümkün. Faydaları saymakla bitmeyen ve doğanın bir döngüsünün nasıl mucizelere sebep olabileceğinin en iyi örneklerinden kambucha çayının iddialı üreticilerinden Jarr Kombucha’nın çayları da Silo’nun menüsünde yer alıyor.

SEVDİK ÇÜNKÜ

Günümüz endüstriyel gıda çağında alternatif sayılabilecek; fakat doğanın işleyişiyle uyum içinde çalışan Silo, tepeden tırnağa sıfır atık ilkeleriyle çalışan bir restoran. Gıda israfının önüne geçmenin yanı sıra, tedarik, servis ve servis sonrasındaki uygulamalarıyla da kullanılan hiçbir malzemenin de çöpe gitmemesi için çalışan restoran, “gönül rahatlığı için” değil, ilkeleri için sıfır atık felsefesini bütünsel bir şekilde ele alıyor. Mekanın içinde kullanılan geri dönüştürülmüş materyallerden yapılan objeler ve eşyalar, lokal ve mevsimse uygun malzemelerle hazırlanan tariflerin yer aldığı menüsü de bu bütünsel tavrın bir göstergesi. İlk olarak Brighton’da açılan Silo, bu sonbahar Londra’ya taşınarak da daha geniş kitlelerle misyonunu paylaşmayı hedefliyor.

BY Elif Bayram